05 Şubat 2008 17:14
Uzun süredir muhatap almıyorum, kuş parmağı havada elimin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki lezizlerim harici kişileri. Çünkü iletişimin gerekliliğine inanmıyorum. Çünkü Robinson Crusoe- ya özenme nedenim temelinde, cumanın zenci oluşu değil, lak-lak yerine kafa dinliyor oluşu yatıyor. Çünkü zerdüştün dağdan döne-döne inmesine anlam veremediğim gibi, itiraf edeyim içerledim.
Üniversite-nin ilk yıllarında selam almadığım, hazır almamışken vermediğimden de olsa gerek adım dilsize çıkmış idi. Ta ki yanaşmaya çalışan bir yanaşmaya olan güçümle cırlayana kadar. Sonra aşık akabinde ozan oldum.. Ama bu başka bir yazımın hazin(e) konusu olsun… Yakın geçmişte kelimeler yine kifayetsiz gelmeye başladı. Ve gözlerimi kapayıp, İstanbul’u dinleyemiyorum topbaş baştayken. Ciddi konular orta malı olmuş, düşünmeden modelleyenlerce itiştirilip, kakıştırılmakta, haliyle hasbıhal edecek muhatap pek bulunmamakta. TV de ise aslanların geyikleri parçalamasını ve bir makak maymununa annelik yapan leoparı daha üzerinde düşünülür buluyorum. Kimseye ilişmiyorum, iliştirmiyorum derken; Saçma salak konuşmaları ile aynı ortamda bulunma zorunluluğum olan biri, çileden çıkarttı sonunda beni… Suratına bir yumruk indirip dağıtmayı düşündüm, ama yüzü zaten darma dumandı ve yumruk atmamın poktan yaşamına kötü bir etkisi olmayacaktı.
Sonuç olarak iletişim konusunu masaya yatırmaya, neşter ile biçip kadavralarını ayırmaya karar verim. İletişim gereklimiydi sahi? Gerekli ise kime ilişmeli, kimi ignore etmeli? Ya kimin gırtlağını sıkmışım tramvayda? bla bla…
-----
Sarmal modda hareket eden evren bütünü içindeki parçalar (yani bizlerin ve diğer ne varsa-lar), elenMEmek için “onunla” birlikte uyumlu bir şekilde hareket ederler. Başarılı bir uyum; değişimi anlamayı(algı akabinde şuurlu imajinasyon), başarıyla uygulamayı ve tatmin olmayı kapsar. (pozitif Ch-i yi arttırma metodu da budur örneğin)…
Ana rahminden yeni fırlamış bir veledin evren ile uyumlu ilerlemesi ve evrenin işaretlerini algılayıp onunla anlaşabilmesi(varlığını sürdürebilmesi yani) için, nesilden nesle aktarılarak evrimleşmiş kültür ara yüzüne ihtiyacı vardır. Çünkü kültür ara yüzü, şuurlu imajinasyon (evrendeki değişimini anlama, başarı ile uygulama ve haliyle tatmin olma) sağlayabilmemiz için gerekli olan yorumları oluşturmamızda etkilidir. (ps: imajinasyon ve algı yazımı da oku!!)
“Kültür” insanların, aklı kullanarak deneme-yanılma ile öğrendiklerini biriktirmeleri ile oluşur.. “Birikimli seçilim” yoluyla sağlıklı türlerin evrimleşip ilerlemesini Richard Dawkins-den öğrenebilirsiniz... İşte, kültür de aynı metotla evrilir... (ilgili kitap: Richard Dawkins: “cennetten akan ırmak”)
İletişim, kültürün oluşumu için insan evladının bilgiyi biriktirmesi aşamasında devreye girer. Bu aşamada tecrübeler paylaşılır, doğa karşındaki acizlikler “bir elinde nesi var iki elin sesi var” veya imece mentalitesiyle kapatılır. Edinilen edinimler nesilden nesle yine iletişim ile aktarılır, sonuçta kültür yaratılır. Ayrıca kültürün oluşmasına ve evrilmesine yardımcı iletişimin de, evrenle uyumlu, değişen – gelişen ( özetle kaizen;) ) bir yapıda bulunması icap eder..
İletişim, varlığın ispatı için değil varlığın devamlılığı için gereklidir. Aldığım karara gelince;
İletişim kurmak zorundayım! Çünkü evren ile uyumlu hareket etmek için evrilmem, benden önceki nesillerin bilgi birikiminden faydalanmam, zaman yitirmeden birikime yenilerini eklemem, türün devamlılığına (ki objektivist düşüncede aynı zamanda benim devamlılığım oluyor.. bakınız. Ayn Rand-objektivizm) faydalı olmam gerek.
İletişim kurmak zorundayım! Çünkü kurguladığım “ben”-in tasvirini sıklıkla dile getirip, inancımı pekiştirip( akson, dentrit bağlantılarını sağlamlaştırıp) kurgumu gerçekleştirmem gerek.
Ayrıca I; alıcı ve verici arasında yaşanan bilgi transfer süreci olan iletişim kapsamında, sinsilerin ve enayilerin kincilere karşı popülasyonda kaybettiğini bildiğimden kinci olmalı, bana bir harf öğretenin hastası olurken, alıcı veya verici rolünden sadece birine soyunan dünya bibloları ile iletişimimi kesmeliyim. Neden? Çünkü gerenk yok…
Ayrıca II; tavırlarla, ihtiyaçlarla, beklentilerle belirlenen algılamalar kişiye özel, özneldir. Bu durumda, tartışmalar pestenkerani, kavgalar ise iletişim haricidir.
Ayrıca III; beden ölür ruh sonsuzdur diyorsam ve inanıyorsam, ölümümden sonrası beni ilgilendirmez gibi sığ fikirler ile yıkamamalıyım beynimi. Temizlemek yerine çamura bulamak olur “onu” bu değil mi??
-----
BİTDİİ…