Pazar, Ocak 14, 2018

One Piece - Thriller Bark Saga(326-384)

Luffy-tachi yolda giderken açlıktan balık tutmaya başlamış bir korsan gemisiyle karşılaşır ve onların oyununa gelerek bayrak kolleksiyonu yapan bir aileye bayraklarından birini kaptırır. Chopper diğer korsan gemisinin kaptanına iyileşmesi için yardım ederken bizimkiler de bayraklarını, -Luffy e çaktırmadan- geri almak için çalışmalara başlarlar. Sonuçta aile bireyleri teker teker yenilir, dokunduğu şeyleri eritme gücü olan babayı da Luffy pataklar. Kaptanları hasta olduğu için başta kötü aile ile iş birliği yapmış olan korsan gemisi ise sağlıklı, artı özür dileyerek onurlarını kurtarmış bir şekilde yollarına devam ederler.
Denizde gördükleri bir varili açıp patlamasına ve gökyüzüne kırmızı bir işaretin yayılmasına neden olan ekip, koca bir hayalet gemi ve içinde yaşayan bir iskelete rastlar. Adam ölümsüzlük meyvesini yemiş, ama ölümü sonrası ruhu geri dönerken sisten dolayı kaybolmuş, bedeni iskelete dönüşten sonra tekrar yaşama dönebilmiştir. 5 yıl önce gölgesi çalındığı için güneşe çıkamayan adam, Luffy in ekibe katılma davetini kibarca reddeder ve bitirmem gereken işler var der. Nami, Usopp ve Chopper, Franky'nin yeni bir icadını denerken yakınlarında bulunan Thriller Bark isimli adada kaybolurlar. Burası zamanında ortadan yok olan ünlü doktor Hogback'in, ölüyü diriltme üzerine deneyler yaptığı zombilerle dolu bir adadır. Nami, kendisine aşık olup evlenme kararı alan görünmezlik meyvesi yemiş Absalom tarafından kaçırılana kadar Usopp ve Chopper ile birlikte uzun süre zombilerden kaçar, yakalanır, yine kaçar. Geri kalan ekip elemanları ise onları aramak için adaya ayak basar ve sırayla önce Sanji, sonra Zoro ve nihayet Luffy gölgelerini kaybederler. Aslında Dr. Hogback, Warlord lardan Gekko Moriah ile iş birliki yaparak milletin gölgesini ölü bedenine koymakta ve zombi oluşturmaktadır. Moriah, Luffy'in gölgesini dev bir canavarın içine koyar. Gölgesini kaybettiği için karanlıklarda yaşayan ada sakinleri (yani zamanında adaya gelip gölgesini kaybetmiş korsanlar) Luffy'nin içine belli bir zaman sınırlaması olan (gölge canlı birine konunca 20 dk mı ne aktif oluyor,  sonra uçarak asıl sahibini buluyormuş.) 100 adet gölge koyarak çocuğu güçlü bir hale getirirler. Bizimkiler önce canavarı sonra içinde 1000 gölge alarak devleşen Moriah'yı yenerek ve aldığı gölgeleri kusturarak sadece kendilerini değil, gölgesi çalındığı için yıllardır güneş yüzü görmeyen diğer herkesi kurtarmış olurlar. Nami, olaylar sırasında arkadaş olduğu Lola isimli kaptandan bir kağıt alır. Bu kağıt ona hem kendisi hakkında bilgi verecek hem de kızın anesini görürse ondan yardım isteyebilecektir. Luffy, abisi Ace in verdiği kağıdı hatırlar ve bulup bakar. Kağıt içten içe yanarak tükenmek üzeredir. Ekibin Ace'i görme teklifini, "endişelendiğimi görürce abim bana bağırır" diyerek reddeden Luffy, tekrar yola çıkma komutu verir.

_ 326-335: Luffy anlarsa dalga geçer korkusu ile diğer koca ekibin bayrak peşine düşmesi komikti. Kaptan, yakın arkadaşını kaybedince korkaklaşmıştı ama sonra toparlayıp mürettabatını korudu.
_ 336: Filler. Kahraman chopper man ın ve kötü kalpli Dr. Usodabada ile kapışması ve onu şirinliği ile yenmesi.
_ 339-341: Görünmezlik meyvesini yemiş olan Absalom banyoda Nami'yi izliyor, hatta onu çırılçıplakken kollarından ve bacaklarından duvara yaslayor. Ay bu şerefsiz, sinsi sinsi gemiye çıkıp Robin'in dekoltesini yalamıştı. Pis sapık.
_ 343: Zombiler ile aklı başında hatta tehtitkar modda konuşan Luffy'i ağzım açık izledim. Dizi başından beri ilk kez bu karakteri böyle görüyorum. Masallah mafya babası gibi. Acaba yazar çizer birşeyler mi deniyor?!.
_ Thriller Bark sagasında gölgesini geri alabilmek için kasan Brook ile tanışıyoruz. Zoro, ünlü dövüş ustası-zombisini yenince Brook gölgesine, Zoro yeni kılıcına kavuşur. (bir önceki sagada kılıçlarından biri pasa dönüşüp uçmuştu.) Sonrasında elinden pek birşey gelmese de Brook ekibe yardımcı olmak için kasar ve nihayetinde ekibe dahil olur.
_ 353: Gölgeleri çalındığı için 2 gün kadar bilinçsiz olması beklenen Sanji, Zoro ve Luffy yi, çötenk modda uyanduran Usopp a hasta oldum. ahahahhaha. Ne diyor o: Aaa, sexi bir kılıç ustası kadın hemde elinde etle.... hhahhaha
_ Negatiflik yayarak düşmanını çökerten Perona şok oluyor çünkü Usopp ataklarından hiç etkilenmiyor. Dünya üzerindeki en negatif kişi zaten benimmm diyen Usopp bu bölümde beni kopartı. Bir önceki saga nedeniyle karakteri maymuna çevirecekler diye korkmuştum (bakınız Naruto da Lee karakteri) Ama öyle olmadı çok şükür. Kabul ediyorum ki Usopp, kurnazlık dalında kendine ait hoş bir karizmaya sahip. Bir çok kişinin mesela Zoro'nun mal mal baktığı sahnelerde harekete geçmiş, aslında özünde korkusuz biri.
_ Usopp ile kaybettiği dövüş sonrası zombileri ile adayı terk etmeye karar veren Perona, zaten Luffy-tachi'lerden çaldıkları hazineyi ve yiyecekleri tekrar Luffy-tachi'lerin gemisine yükletir. Tam bu aşamada elinde koca bir bible ile Bartholomew Kuma ortaya çıkar. Warlord yani Shichibukai den biri olan adam, sadece dokunarak kızın ortadan kaybolmasına neden olur. Evlenmenin eşiğinden dönmüş ve hazinesinin peşine düşmüş olan Nami buna tanık olduktan sonra koşarak Luffy-tachi'lere yardıma gider. Kuma, warlordlardan biri ama aynı zamanda goverment için de iş yapıyor. Çift taraflı çalışıyor yani.
_ 365 de millet mal mal bakarken, Luffy'in gölgesine sahip canavar tarafından öldürülmek üzere olan Sanji icin sadece Usopp harekete geçiyor. Aferin, canım benim!! Salak Zoro ise karizma modda omoshiroi dedikten 2 dk sonra yeniliyor. poh! gemide ağırlıklar ile ordan oraya zıplamaya benzemiyor değil mi?!
_ Nami ile evlenmek isteyen Absalom ile evlenmek isteyen zombi Lola, başta kıskandığı için Nami'yi öldürmek ister. Nami aslında erkeğim ben diyerek kurtulduktan sonra Lola'yı hayali konusunda destekler ve ikisi arkadaş olurlar. Lola'nın gölgesi gerçek bedenine girdikten sonra da Nami'ye karşı bir yakınlık hisseder ve arkadaş olurlar.
_ 374: Bu bölümde Luffy in Moriah karşısına geçip "beni ezemezsin. gomu dakara!!!" demesine hasta oldum. Luffy seslendiren kişi harikalar yaratmış. Sadece tonlama ile bir karakter ancak bu kadar mükemmel karizma ve sexy olabilir.
_ Luffy, Moriah'ı yenmek için kullandığı third gear sonrası baygın yatarken ortama Kuma gelir. Luffy'in başını alıp gitmek ister ama adada bulunan diğer korsanlar da dahil herkes arkadaşımızı satmayız diye karşılık verince Zoro'nun Luffy yerine beni al teklifine sıcak bakar. Kuma, eli ile Luffy'in tüm acısını alıp Zoro'ya verir. Madem onun yerine geçmek istedin, onun şuan bedeninle bulunan acıyla başa çık bakalım der. Olaya tanık olan ve aslında Zoro yerine kendini Kuma ya vermek isteyen, Zoro'dan tekme yiyip bayılan Sanji, sonrasında Zoro'yu kanlar içinde ölmek üzere bulur. Yaa Zoro'cuğum, gemide koca demirlerle maymun gibi ortan oraya atmaakla olmuyo bu işler. Luffy'in neler yaşadığını tatmış olmama sevindim. Artık "ayaklarımı keseyimde dövüşeyip" gibi mal mal cümleler kurmaz, ciddiyete gelirsin biraz; umarım.
_ 378: Dr. Hogback ve Absalom adadan kaçmayı başarırlar. Bilinçsiz yatan Moriah'ı da yanlarına alırlar. Okudukları gazetede Ace'in yakalandığı ve Impel Down'da hapis edildiği yazmaktadır. Luffy'in yendiği 7 warlord dan biri olan Crocodile yerine ise Blackbeard geçecektir.
- 379-384: Laboon kusucam birazdan. Amma uzattılar bu sahneleri. Brook her içini çekip Laboon dediğinde bana bir haller oluyo artık. pöh!. Adam hüzünlü hüzünlü balinayı düşünüyor filan falan.
_ Sanji, "eğer Ace toparlarsa kağıt normal haline döner" diye fikir yürütüyor ve Luffy,  "o zamana kadar Ace'i görmeye gitmicez" diyor.
_ 382-383: Spa adasına gidip iki kızla tanışan Lufy-tachi, orada Foxy ve paragöz ada sahibi ile karşılaşıyorlar. Kızların babası mücevher yapabiliyormuş ve formülleri yazan defteri kızlarına vermiş. Bizimkiler kızları kötülerden kurtarıp adayı mahvediyorlar filan.





Kidnap (2017)

Filmin konusu, boşanma arifesinde avukatı ile konuşurken kaşla göz arasında oğlu çalınan bir kadının, pratik bir şekilde kafasını kullanarak verdiği savaştan galip çıkması...

Bayıldım. Tek başına Halle Berry harika bir iş çıkarmış. Yönetmenin de zeka seviyesinin yüksek olduğu hemen anlaşılıyor. Özetle çok sevdim ve arşivliyorum.

_ Film garson kızımızın tek başına kalabalık bir müşteri grubunu nasıl irade ettiğini ve kaşınanı kaşımaktan geri durmadığını seyirciye göstererek başlıyor. Aferin yönetmene.
_ Sonrasında oğlu ile parka giden kadının, hiç te öyle sorumsuz, vurdumduymaz, saf ve salak biri olmadığını belli ediliyor. Kadın etrafta o kadar aile olmasına rağmen oğlu ile sürekli temasta, onu gözünden ayırmıyor.. 
_ Çocuğun kaçırılması harika planlanmış. Öyleki istediğiniz kadar wonder mama olun birisi oğlunuzu, şlak diye kapıp gidebiliyor yani. İzleyicinin empati kurmaması imkansız. Yine aferin yönetmene.
_ Artık top Halle Berry de. Kadın pratik zekası ile pes etmek yerine harika bir iş çıkarıyor. Zaten gerçek hayatta annelerin evlatları zor durumda iken beyinlerini yüzde yüz performansla çalıştırdıklarına şahit olmuşluğum var. O nedenle kadının oğlu için gösterdiği çaba, ince zeka ve cesareti zerre abartı bulmadım. Tam tersine çok başarılı buldum. 
_ Karla, çocuğunu kaçıran arabanın üstüne ilk atladığında cep telefonunu düşürüyor. İşte bu nedenle 911 arayamıyor.
_ Karla'nın ıssız arazide kendisine doğru bıçakla koşan adamdan kaçması, akabinde arabayı adamın üstüne sürmesine bayıldım. Kadın cidden yiğit karakterli.

Director: Luis Prieto
Cast: Halle Berry(Karla Dyson);
Country: USA
Runtime: 95 min.
imdb detail



Pazar, Ocak 07, 2018

Baywatch (2017)

İşini çok seven ve kimseye eyvallah etmeyen Mitch, topladığı ekiple birlikte satın aldığı polis veya politikacıları kullanarak etrafı ele geçirmeye başlayan, uyuşturucu işi ile uğraşan Victoria isimli kadını araştırmaya başlar. Polis işini yapmadığı için sahil güvenlik böyle bir işe  burnunu sokmaktadır. Bu arada ekibe yeni katılan yakışıklı yüzücü Matt, yarışlar sırasında havuza kustuğu için men edilmiştir. Başta havalar iki miilyon modda dolaşan Matt ile Mitch biraz atışırlar ama sonra kanki olurlar.

OMG! İzlediğim en berbat filmdi ve başrolde kim var?! biricik adamım "Dwayne Johnson"!! Çok üzgünüm yani. Hele o hastanedeki penis olayı tam lavoboya koşup kusmalıktı. Hiç gülmemeyi bırak nefret ettim filmden. Film çok sıkıcı ve klişeydi. Neden böyle bir film yapılmış demeden edemiyor insan?! Bu kadar mı düşük zeka seviyeli insanlar var dünyada. Bu arada sahil güvenlik ekibine seçilen Ronnie, neden seçildi acaba?! Fit değil, zeki değil! Sadece komik??? Milleti güldürsün diye mi yani? Poh. Özelte nasıl sevmediğimi ifade edecek kelimeleri bulamıyorum...

Director: Seth Gordon
Cast: Dwayne Johnson(Mitch Buchannon); Zac Efron(Matt Brody); Priyanka Chopra(Victoria Leeds); Ilfenesh Hadera(Stephanie Holden); Alexandra Daddario(Summer Quinn); Kelly Rohrbach(CJ Parker); Jon Bass(Ronnie Greenbaum);
Country: USA
Runtime: 116 min.
imdb detail



Pazar, Aralık 31, 2017

Stand Up!!


Atomic Blonde (2017)

Rusların ilgili ajanı öldürmesi üzerine Ajan Lorraine, konuya dahil olur. Uçağa atlayıp Almanya'ya giden kadın, önce kendisine yardım edecek Percival ile tanışır. Sonrasında bu ikisi Ruslardan elde ettiği önemli bir listeyi bizimkilerle paylaşacak olan adamı korumaya ve ülke dışına çıkartmaya kasarlar. Lakin Percival, Ruslarla anlaşıp, korudukları adamı, "Spyglass"-ı vurur. Yetinmez, Ajan Lorraine in takıldığı hatunu, Delphine yi de öldürür. Sinirlenen kadın Percival-i öldürür ve onun çift taraflı ajanlık yapan ünlü biri (adını unuttum) olduğunu üstlerine bildirir. Sonrasında kadını elinde liste Ruslarla buluşurken görürüz. Acaba aslında o çift taraflı ajan kadın mıydı derken, kadın rusları da öldürüp listeyi "Emmett Kurzfeld" -a verir. dii: noluyo leeenn!!!

Pöh!. John Wick'in kadın versiyonu. Hatta çok bilmişler (yani The Devil's Advocate (1997) ı bilenler), madem John Wick i Keanu Reeves oynuyor, dişisini de Charlize Theron oynasın demişler. ahahhahaha. İlerde "John Wick, Atomic Blonde e karşı" veya "muhteşem ikili :Atomic Blonde ve John Wick" afişlerin görürsem şaşırmıcam. Neyse. Özetle sevmedim. Kadın görsel olarak güssel tamam. Ama filmin konusu çok kilişe. işleniş pek baneldi. Satışçılar, ajanlar, birbirini paso öldüren insanlar, cool cool tavırlar filan falan. "James McAvoy" un ise manyak hali acayip tuttu diye her manyak gereken filme eklenmesi ayrıca baydı artık. Bir de adama ağlamak yakışıyo ya, gözyaşı akıttırsalarmış tam olurmuş. Nike reklamları nedeniyle uzun yıllardır bildiğim ve takip ettiğim Sofia Boutella ise soyunmuş. Hatta yetinmemiş. Charlize Theron ile sevişmiş. Yani filme, günümüzde satan herşeyi eklemişler: Marjinal giyinen manyak ama zeki erkekler, sevişen kadınlar, cool kiyafetler, kan dövüş, filan falan. Sıkıcı... ps: sigara içen karakter gösterildimi zaten anlaki filmin yönetmeni ya -bağımsız- mal, ya satılık mal.

Director: David Leitch
Cast: Charlize Theron(Lorraine Broughton); James McAvoy(David Percival); Sofia Boutella(Delphine Lasalle);
Country: Germany, Sweden, USA
Runtime: 115 min.
imdb detail



Pazar, Aralık 24, 2017

Anthropoid (2016)

"Reinhard Heydrich" -i hedef alan Anthropoid isimli operasyonda görevli iki kişi, paraşüt ile Alman işgali altında bulunan Çekoslovakya'ya gelir. Burada diğer direnişçi örgüt üyeleri ile buluşup plan yaparlar. Olayın gerçekleşeceği an "Josef Gabcík" in silahı ateş almaz ama görev -birşekilde- başarılı olur. Alman askerleri direnişçilerin saklandığı kiliseyi basarlar. Adamlar ellerinden geleni yapıp son kurşunları kafalarına sıkarlar.

_ Politik filmlerde oynamayı seven uyuz "Charlotte Le Bon", bu filmde de var.
_ Direnişçileri, ailesi nedeniyle endişeli olduğunu öne süren Curda satıyor. Curda zaten en başta, sessiz olmaları gereken bir anda, birşeyleri düşürüp gürültü yapmıştı. İhanet etmek, sorun çıkartmak adamın genlerinde yazılı. Şaka bir yana bu beni düşündürdü. Mesela -gerçekten art niyet taşımayan- bir arkadaşınız sizin bir kusurunuzu ortada söylüyor. Hmmm, işte o kişi cidden özünde sizi satmak istiyor. Hmmmm bir nevi "Minority Report" durumu. OMF(omotherfucker). O filmi bir kere daha izlemeliyim.

Tarihte yer alan "Operation Anthropoid" in filme dönüşmüş hali. Dram ve savaş kokulu konu ile işleniş standart. Lakin oyunculuk şahane. "Cillian Murphy" süpperdi. Lakin beni esas etkileyen yan rollerden Adolf Opalka a can veren "Harry Lloyd" oldu. Kilisede çarpışma sahnesi, ateş altında hızlı hızlı nefes alıp vermesi, atılan bombayı görünce yüzünde beliren ifade, ölmeden önceki mimikleri, süpperdi. Kendisini "Tom Hiddleston" a çok benzettim. Onun kalbimdeki tahtına ortak olabilir. O derece yani. Özetle action içermeyen, ağır, tek renk, savaş, casus, konulu hafif gerilim ve dram kokulu bir film. Oyunculuk beğendiğim için hoşuma gitti. Aslında konsept tarzım değil.

Director: Sean Ellis
Cast: Jamie Dornan(Jan Kubis); Cillian Murphy(Josef Gabcík); Anna Geislerova(Lenka Fafkova); Harry Lloyd(Adolf Opalka); Charlotte Le Bon(Marie Kovarnikova);
Country: Czech Republic, UK, USA, France
Runtime: 120 min.
imdb detail



Pazar, Aralık 17, 2017

A United Kingdom (2016)

Evden çıkma konusunda pek hevesli görünmeyen Ruth, kardeşinin ısrarı ile dance partisine gider ve burada Seretse Khama ile tanışır. Aralarında hoş bir çekim olduğundan sık sık görüşmeye, dance partilerine gitmeye başlarlar. Lakin adam aslında Afrikanın Botswana ülkesi için kral varisidir ve eğitiminin akabinde hizmet vermek için ülkesine dönecektir. Kadın ailesinin itirazına rağmen adam ile evlenir ve Botswana ya gider. İngiltere bir beyaz ile bir siyahın evlenmesine karşıdır. Aynı şekilde Seretse yerine ülkeyi idare eden amca da bu evliliği onaylamaz. Sevgililer bir çok zorlukla baş edip basın gücünü kullanırlar. Ve nihayet Seretse ülkesine dönüp demokratik bir seçimle başa geçer.

_ Gerçek bir hikaye olması beni çok etkiledi.
_ Dışarı çıkmaya hevesli olmayan bir kadına göre Ruth'u fazla cüretkar buldum. Dance party de adamdan hoşlanıp hızlıca geçmesi uyuşması o ev kızı haliyle. 
_ Bazı karalerde o dışarı çıkmayan Ruth, Seretse yi solladı resmen. Adam salya sümükken bizim kız hırslı azimli. Aferin. 
_ Kadını, kralın karısı yani kraliçe olmaya yakıştıramıyorlar. Basit görüyorlar.
_ Adamın attığı her adımda karısını da ön plana çıkarması hoşuma gitti. Gerçi ben karakter olarak  önlerde olmayı sevmem ama adamın tarzı, sevgisini gösterme biçimi şık. 
_ İngiltere, adamın kendi ülkesine dönmesine izin vermiyor. Önce 5 yıl yasak koyuyor sonra da ömür boyu yazaklıyor. Ne barbarlık! 
_ Gone Girl den tanıdığımız "Rosamund Pike" in oyunculuğu çok iyi.

Özetle filmi sevdim. Güssel oyunculuk. Romantik, arasıra dram kokan gerçek bir hikaye. Tavsiye ederims :-)

Director: Amma Asante
Cast: David Oyelowo(Seretse Khama); Rosamund Pike(Ruth Williams); Jack Davenport(Sir Alistair Canning);
Country: Czech Republic, UK, USA
Runtime: 111 min.
imdb detail



One Piece - Water 7 Saga(207-325)

Takip ettikleri bir kurbağa yüzünden Water Seven isimli adaya varan Luffy-tachi, Going Merry'yi tamir ettirebilmek için önce altınları paraya çevirir, sonra da gemi tamircilerine gider. Lakin Franky Family isimli çete Usopp'u arıza modda dövüp paraları çalar. Bunu öğrenen Luffy-tachi gidip adamları bir güzel pataklar lakin paralarla birlikte ortadan kaybolan çete liderini bulamaz. Gemiyi kontrol eden uzmanlar, Going Merry'nin artık yola çıkamayacağını bildirince Luffy gemiyi değiştireceklerini söyler. Sinirden gözü dönen Usopp, Luffy'i düelloya davet eder, yenilir ve ekibi terk eder. Döndüğü zaman evini yıkılmış, adamlarını dayak yemiş gören Franky Family çetesinin lideri Franky, sinirlenip Luffy'i dövmek ister. Lakin tam da bu sırada gemi tamircilerinin, yani Galley-La Company'nin lideri Iceburg, Nico Robin tarafından saldırıya uğradığını açıklar. Gerçektende Robin, adaya vardıktan kısa bir süre sonra kulağına CP9 denmesi üzerine ortadan kaybolmuştur. Adayı yaşanır bir yer haline getiren Iceburg'u çok seven halk, Luffy-tachilerin peşine düşmüşken, bizimkiler gerçeği öğrenmek için Iceburg'nin yanına giderler. Burada; Iceburg ile Franky'nin gençken Tom isimli bir adamın çırağı olduğunu, ondan kalan önemli bir silahın blueprints'lerini sakladıklarını, bu blueprints'leri ele geçirmek isteyen World Government'a ait CP9 isimli organizasyonun 5 yıldır gizli görev ile Water Seven ve Galley-La Company içine sızdıklarını, yine aynı amaç için Robin'i tehtid edip kendi saflarına çektiklerini öğrenirler. Yapılan brütal dövüş sonrasında CP9 üyeleri Robin, Franky ve rastlantı sonucu Usopp'u yanlarına alıp trene binerek Enies Lobby isimli adaya doğru yola çıkarlar. O sırada aktif olan Aqua Laguna isimli fırtınaya aldırmayan Luffy-tachi ve liderlerini kurtarmak isteyen Franky Family üyeleri de Rocket Man isimli trenle peşlerine düşerler. Enies Lobby'ye varan ekip, burada CP9 üyelerini bir güzel patak. Lakin ada, lider konumunda bulunan Spandam'ın Buster Call düğmesine basması yüzünden Marines lerin top ateşi altında kalırlar. Mürettabatını seven Going Merry tarafından kurtulan ekip Water Seven'a varıp güzel bir party yaparlar. Zamanında paraları çalmış olan Franky, rüyalarındaki gemiyi inşa ederek Luffy-tachi'ye hediye eder. Luffy ise yaşanan maceralar sırasında pek sevdiği Franky'i ekibine dahil ederek ve özür dileyen Usopp'u affederek yeniden yola çıkar.

_ 207: Adamın birisi başka bir adamın vücudunu ele geçirerek, Bellamy'i öldürtür veya ciddi biçimde yaralanmasına neden olur. Hmmm bu cani adamı ilerde tanıyacağız sanırım.
_ 207-219: Herşeyin uzun olduğu bir adaya varan Luffy-tachi, burada kaptan Foxy ve tayfası ile karşılaşır. Luffy, Foxy'nin oyun temali challange ini kabul eder. Patenlerle, toplarla yada dövüş şeklinde yapılan musabakaları nihayet Luffy-tachi kazanır, yaşlı bir adam ve atıyla da kanki olduktan sonra adayı terk eder. Foxy'nin oyununda kaybeden ekip, tayfasından bir adamı karşı ekibe veriyordu. Bu bölümleri sevmedim. Bir önceki saga da thounder tanrısının karşısına dikilen ve adamı pata küte döven Luffy, elin sümsük Foxy sinden dayak yiyor. Dahası bu oyun belasına düşüncesizce iki kere ok deyip arakdaşlarını tehliye atıyor. Sonrasında da ağzı burnu kan içinde "arkadaşlarımmmmm içinnn" diye martaval okuyor. Kazanınca Chopper ona teşekkür ediyor. Sevgili canım Chopper'ım, ilk baştan sizi bu belanın içine atan kim? Luffy gerzeği değil mi?! Luffy'i severim, ama bazen cidden tam sopalık. Ellerin dert görmesin Namicim...
_ 216: Oyun sırasında Foxy tarafından alınan Robin için Zoro, "ona hiç güvenmiyorum" der. Pöh! senin zeka fışkıran sözlerin ve hislerin çok umrumuzda çünkü Zoro. Öhöm! Sonraki ebeleme benzeri yarışta tam bizimkiler kazanacak, süper zeki Zoro önündeki rakip takım adamına tekme vurur. Adam uçarak ebeyi ebeler ve bizimkiler Zoro yüzünden yarışı kaybeder!!! :-/
_ 220-224: Vardıkları adada milletin anılarını yiyerek büyüyen bir deniz atıyla karşılaşlar. Başta uyumadığı için etkilenmeyen Robin hariç hepsi geçmişi unutur. Burada ne arıyoz modda birbirlerinden kaçıp uzaklaşırlar. Neyse ki olay çözülür. ps: 220 komik bölümmüş. çok gülmüşüm.
_ 225-228: Yolda yine Foxy ile rastlaşıp bir kere daha aldatılıp adamı bir kere daha dövdükten sonra Deniz kuvvetlerindeki 3 amiralden biri olan Aokiji'ye rastlarlar. Adam şak diye Nico Robin'i buza çevirir. Bizimkiler Robin i kurtarırken Luffy dövüşmek için geride kalır ve anında kaybeder. Aokiji, "Crocodile nedeniyle sana borcumuz var" deyip Luffy'i öldürmez, mekandan uzaklaşır. Sağlığı yerine gelen Luffy-tachi de, gördükleri dev bir kurbağıyı takip etmeye başlarlar.
_ 235-236: Usopp ile Luffy düellosu. Usopp'u arkada bırakan Luffy'in "Omoi" diyerek ağlamasına içim gitti. Kıyamam ben sana. Ek olarak bu bölümlerde car-car bağıran Usopp yüzünden başım ağrıdı. 
_ 247: Zamanında Usopp'un gemiyi tamir ederken gördüğü kişi, geminin ruhuymuş. Pöh! Ben Luffy sanmıştım.
_ 248-250: Yanına aldığı iki çırağı (Iceburg ve Franky) ve Kokoro -san ile mutlu mesut çalışan Tom-San, Gol D. Roger'e gemi yaptığı için idama mahkum edilir. İşte tam bu sırada deniz treni projesinden bahsedip, işi bitirmek için 10 yıl süre ister. İstediğini alan adam çalışır ve treni bitirir. Yaptığı güzel iş sayesinde affedilecektir. Lakin Spandam, peşinde olduğu silahın blueprints için Tom'u tutuklu olarak görmek istemektedir. Franky'nin yaptığı gemiler ile oraya buraya saldırıp Tom'a iftira atar. Tom ağır yaralı bir şekilde Enies Lobby'e götürülürken, gemilerinin neden olduğu olay nedeniyle suçluluk hisseden Franky, trenin önüne dikilir. Tren kazası sonrasında kendini Cyborg'a dönüştürür. 
_ 254: Aqua Laguna başladığında iki bina arasında sıkışmış Luffy i kurtarmak için binaların tepesine atlayan ve cesaretle koşan Nami'yi çok beğendim. Karakterli kız cidden. Hmmm Zoro da, ayağı kaydığı için baş aşağı modda bir bacaya sıkışmış!!! :-/
_ 272_273: Luffy i Gear Two modunda görüyoruz. Daha sonraki bölümlerde Gear three de oluyor.
_ Yolculuğa çıkan annesi gibi olmak için bilgi ağacının içindeki kütüphanede çılgınlar gibi çalışıp ders kasan Robin, kolları yüzünden diğer çocuklar tarafından dışlanır ve canavar diye isimlendirilir. Bir gün kıyıya vurmuş "Jaguar D. Saul" isimli bir devle tanışır, ona yardım eder ve arkadaşı olur. Devden, adanın yani Ohara'nın World Government tarafından yok edileceğini öğrenir. World Government, bilerek dünya çapındaki araştırmacılara Ohara'yı övmüş, onları Ohara'da bir araya getirmiştir. Böylece bir seferde hepsini öldürebilecektir. Robin kütüphaneye vardığında, Marines etrafı ateşe vermeye başlamıştır bile. Kız bu arada geri gelen annesi ile hasret gidermek ister. Lakin Buster Call'a basıldığı için top atışları başlar. Anne, diğer araştırmacılar ile birlikte kitapları kurtarmak için geride kalırken Saul'den kızını kurtarmasını ister. Dev kızı alıp kaçarken karşısına Aokiji çıkar. Aokiji yakın arkadaşı Saul'u buza çevirir. Lakin adamın dileğini göz ardı edemez ve küçük Robin'in adadan kaçmasına izin verir. Ohara cayır cayır yanar, Robin'in başına ödül konur, işte bu nedenle kız kime güvense ihbar edilir ve bir süre sonra kendi adı satışcıya çıkar. Küçükken yaşadığı bu olay nedeniyle Buster Call dan çok korkmaktadır. CP9'ın Buster Call ile ilgili tehtidi işte bu nedenle bu kadar çok etkili olur. Pislikler, kızın zayıf noktasını ona karşı kullanmışlardır. 
_ 278: "Ben World Government ve karanlık güçlerin peşinde olduğu bir kadınım. Şimdiye kadar benim yüzünmden başınız iki kere belaya girdi bile. İyi insanlarsınız, ama bir süre sonra siz de bu güçlerle baş edemeyecek, bana ihanet edecek veya beni terk edeceksiniz. İşte bunu görmek istemediğim için, hemen şimdi burada ölmek istiyorum." diyen Robin, karşısında cengaver gibi dikilen Luffy-tachi'yi görünce, gözyaşları içinde "yaşamak istiyorum, denize açılırken beni de yanınıza alın" şeklinde bağırıyor. Bu bölümde içim eridi gitti. Ay kıyamam ben sana Robin... Bu arada Robin in annesi kızın arkasından "yaşa Robin" diye bağırmıştı. Keşke bu sahneye de arada göndermeler yapsalarmış. ps: Robin'e güvenmediğini her fırsatta dile getiren Zoro, kızın itirafından sonra "hmmm, demek öyle diyor."... Artık güvenmeye mi başladı ne?! :-/
_ Unutmadan: Enies Lobby deki iki dev, kaptanlarını kurtarmak için 10 yıllık hizmet sözleşmelerinin 5 yılını bitirmiş eski korsanlarmış. Usopp sayesinde kaptanlarının yakalanmadığını, bir adada hala düello ettiklerini öğrenince taraf değiştirip bizimkilerin yanında yer alıyorlar. 
_ 289-290: Omg! kazayla Usopp ile aynı kelepçeyi kullanmak zorunda kalan Zoro, yine dahiyane bir fikir atıyor ortaya. Janken pon yapalım, kaybedenin elini keselim.. hahaha!! Zamanında biryerden kurtulmak için ayak bileklerini kesmeye kalkışmıştı. Ah Zoro Ah! :-/
_ Filler bölümlerde Nami nin işlettiği yerin iconu, Nami'nin omuzunda bulunan dövme. Burası olmamış bence. Nami o dövmenin anlamını sevmiyordu ki. Hatta dövmesini bıçaklamıştı bir ara.
_ Ne biçim anime bu yahu. Sanji karizma modda sigara içiyor, Kokoro-san ağzını şapırdata şapırdata içkileri midesine yolluyor, Franky ihtiyacı olan enerji için fellik fellik kola arıyor. Çocuğum olsa bu seriyi izletmem yani o derece.
_ Gençliğinde rehin alınan 500 Marines için korsan karşısına geçen Lucci, tehtit edilmemek için Marines leri öldürmüş. Cani, pislik!
_ Zoro'nun rakibi pas yapan bir adam çıktı. Kılıçlarından biri paslanıp toz oldu uçtu.
_ Luffy, Revolutionary leader Monkey D. Dragon'un oğlu, Marine hero Monkey D. Garp'ın torunuymuş. Luffy babasıyla Gol D. Roger'ın doğduğu ve idam edildiği kasabada karşılaşmış ama adamı tanımamış.
_ Water Seven da yapılan party sırasında Aokiji gelip Robin ile konuşuyor. Robin in artık yaşamak istiyorum, ait olduğum yeri buldum demesi üzerine bisikletine atlayıp gidiyor. Sanırım Saul dan sonra düşündü taşındı ve o zamanlar adaletine taptığı World Government'ın aslında pek doğru bir yer olmadığını anladı.
_ 298: Sanji bu saga da harika, özellikle bu bölümde şahaneydi. Kurt adam Jabra'yı 10 numara 5 yıldız karizmayla dağıttı.
_ 316: Shanks, Whitebeard'ı ziyarete gelir ve ona arkadaşça "biliyorum Ace çok güçlü ama Blackbeard ile baş edemez. Ace'i geri çağır yoksa çok kötü şeyler olacak" der. Bana ne yapacağımı söyleme diyen Whitebeard parlar. Biraz atışırlar. Shanks ile Buggy küçükken aynı kaptanın altında görevlilermiş ve sık sık Whitebeard ve ekibi ile dövüşürlermiş. Kaptanları ölünce kendi ekiplerini kurmak için Shanks ve Buggy ayrı yollara gitmişler.
_ 323-324: Usopp'u geri dönmek için kendi kendine çalışırken gören Sanji, gelip durumu haber verir. Luffy affetmeye dünden razıdır lakin Zoro onu durdurur. Usopp'un hatalı davrandığını ve öyle hemen affedilemeyeceğini, eğer Luffy onu çabuk afferderse bu sefer kendisinin ekibi terk edeceğini söyler. Zoro haklıdır. İşte bu nedenle gemileri yol almaya başlayınca karadan bağıran Usopp'u salya sümük özür dileyene kadar duymamazlıktan gelirler. Aferin Zoro. Kedi olalı bir fare tutabildin. Hata yapan insanların yaptıkları hatayı anlamaları ve biçilen cezaya boyun eğmeleri şarttır. Aksi sadece göz boyamadır.
_ 325: Ace peşinde olduğu BlackBeard'ı buluyor ve karşısına geçiyor. White Beard mürettabatından olan adam, dark dark meyvesini ondan önce yemek için arkadaşını öldürmüş. Kara delik yapabilen adam ile Ace dövüşüyor ama episode, sonucu göstermiyor. Bir sonraki saga da ise Ace'in yakalandığını ve hapse atıldığını öğreniyoruz.


Luffy: Usopp la kavga ettikten sonra ağladığı sahnede içim cız etti. Kendisini seviyorum ama bazen fazla salak davranıyor.
Nami: Seviyorum bu kızı. Bir çok erkeği cebinden çıkarır modda cesur tavırları, hakettiklerinde Luffy tachinin kafasına geçirmesi, para karşılığı soyunması... ahahhahaha.... kilisedeki bir rahibeden değil korsan bir kızdan bahsediyoruz beyler bayanlar. Nami de işte tam bir korsan gibi cesur ve mert.
Zoro: Ay hala sevemedim bu adamı. Kasları gelişmiş beyni gelişmemiş.
Sanji: Bu saganın yıldızı idi. Hem karizma hem kıyafet ve fizik 10 numara hem de zeki. Zoro gibi moron moron bakmak yerine düşünen, düşündüğünü eyleme döken biri. 
Robin: Şimdiye kadar ekip içinde olsa da hep kenarda kalmayı seçen Robin, "yaşamak istiyorum" şeklindeki itirafından sonra artık daha aktif. Gülüyor, fikrini belirtiyor. Tatlı kadın. Chopper ile Robin arasındaki arkadaşlığı ayrıca seviyorums. Gelelim Franky'nin erkekliğini elinden alma girişimine.. hahahahahha Komik bir animede gidilebilecek son nokta bu olabilir. Çok iyiydi. Dediğim gibi rahibelerden değil korsanlardan bahseidyoruz. Hem Nami'in hem Robin'in cesaret gerektiren böyle iddialı tavırlarına hasta oluyorum. Ben yapmazdım ama siz harikasınız kızlar.:-) 
Chopper: Kyaaaa! Hala çok tatlı. Ay bu arada kendisi farketmeden bir canavara dönüştü ve düşmanını yendi. Lakin hiç birşey hatırlamadığı için arkadaşlarına da saldırdı. Bir nevi dolunay görmüş Goku olayı yani. 
Usopp: Bazen seviyor bazen sevmiyorum. Korkak ama bir çok kişinin cesaret edemediği atılımlarda bulunuyo. Lafın alasını geçirip ters yöne kaçıyor mesela. Luffy e meydan okuması cidden hoş değildi. Sonunda yalvarmadan geri gelemeyeceğini anlayınca özür dilemesine koptum. Bu bölümlerde benim için gizli bilgi var bence. Çünkü bende çok çabuk affediyorum ve sonra ayrı kazığı bir daha yiyorum. Usopp karga sesli, ama Zoro dan çok daha akıllı olduğu kesin. 
Franky: Kyaaaaaa! Ekibin yeni üyesi. Hastasıyım. Şuan için Chopper ı da geride bıraktı ve kalbimdeki tahta oturdu. Komik, duygusal, cesur, çokk tatlı... Sesine de hasta oldum. Tonlaması konuşma tarzı herşey harika. Son bölümlerde ekibe katılacak mı yoksa sorun olacak katılamayacak mı diye çok stres yaptım. Hastasıyım. Umarım seri sonuna kadar hep bizimle kalır Franky... 

Özetle genel olarak Franky ve Robin ağırlıklı geçen Water Seven sagası gayet eğlenceli, sürükleyici ve dram ağırlıklıydı. Dramın Fairy Tail deki gibi dakika kazanmak için uzatılmasını sevmiyorum. Komik sahneler çok çok daha fazla olduğu için ses etmiyor ve One Piece'i izlemeye devam ediyorum. Ah, bir de ilk kez bu saga da "One Piece iyi bir seri yahu. Seviyorums" dedims. :-)



Boruto: Naruto Next Generations (Spring 2017)

Volume-01 (1-15)
Gözünde uyanmaya başlayan bir özellik nedeniyle öfke ve ümitsizlik yüzünden ele geçirilen insanların o uğursuz chakrasını görebilen Boruto, kankileri ile birlikte zanlıyı, yani o kişileri ele geçiren suçluyu bulmaya kasar. Bulduğu kişi sınıf arkadaşı çıkar. Dostluğa verdiği önem ve inanç sayesinde arkadaşını kötü yoldan döndüren Boruto, mutludur.

_ Seri, Boruto ve Kawaki isimli birinin ateşler içinde yanan Konoha'da, yıkılmış Hokage heykelleri üzerinde dövüşmelerine kısa bir bakış atarak başladı.
_ Inojin, "güvenilir biri mi emin değilim" diyerek Boruto nun elini sıkmamadı. Aferin. Seçici insanları hep sevmişimdir
_ Chakra görebilen Boruto, Byakugan'ının uyandığını düşünüyor. Babası ile birlikte Hinata nın babası "Hiashi Hyuga" ve kızkardeşi "Hanabi Hyuga" yı görmeye gidiyorlar. Yok, uyanmamış. Ama çocuğun gözünce özel birşeyler olduğu kesin.
_ Danzo'nun ne pislik bir herif olduğu ortaya çıkınca, onunla birlikte çalışan kişiler halk tarafından dışlanmış. Hasta annesini o sıralarda kaybeden kız, babası tarafından intikam almak üzere yetiştirilmiş. Sumire, babasının verdiği "Gozu Tennou" isimli gücü kullanarak ümitsiz insanları kontrol edebiliyordu. Başka bir boyutta yaşayan canavarı, Nue ile hareket eden kız, Boruto sayesinde doğru yolu buldu, hem de arkadaşı olan canavar ölmemiş oldu.
_ Başka bir yerde; Kinshiki gelip "Kaguya'nın tears larını buldum Uzay eğrisi 16 yı geçiyor" diyor. Dinleyen öbürü "10 u geçince bunu klana rapor etmeliyiz. O, emirlere itaat etmedi" diye cevap veriyor. kim bunlar, emirlere uymayan kim? Kaguya mı? İzledikçe öğreneceğiz herhalde.
_ Aydan dünyaya bakan başka birisi de: "Nue nun açtığı gate mühürlendi. Jougan bir süre dönemeyecek" diyor. Peki bu kim? Bence Mitsuki ile alakası var. Hatta Jougan dediği Mitsuki olabilir mi?
_ 15: Bölüm sonunda Naruto elinde "Gozu Tennou" jutsu varken Sasuke ile buluşuyor. Sasuke, Danzo'nun Kaguya'nın zaman boyutunu araştırdığını ve çok yol almış olduğunu anlıyor. Şimdi bu araştırmayı yapan kişi kendisi.

Çizimleri beğendim. Dövüşler çok şık hareketler ile geçiştirilmeden ve gereksiz yere uzatılmadan gayet güssel detaylandırılmış. Bayıldım. Boruto karakterini sevmedim. Ama iyi gidiyor. Eskileri görmek, Naruto ve Sasuke yi görmek cidden iyi geldi. 

Karakterler
Uzumaki, Boruto: Naruto ile Hinata'nın oğlu. Babasının neler yaşadığını bilmediği için ona kaba saba davranan, arkasından ileri geri konuşan, ailesinin kıymetini pek bilmeyen, bunun yerine arkadaşları için canını vermeye hazır biri. Babasının oğlu olarak değil, Boruto olarak tanınmak istediği için sürekli agresif, hareketli, bela çıkarıcı bir tip. Hiç sevmediğim sorumsuz Popüler Optimistlere benziyor. Annesini ve kız kardeşini seviyor, işi nedeniyle eve uğramayan babasına karşı ise zerre anlayışı yok. Sanırım işlerinden dolayı Naruto onunla fazla zaman geçirmemiş. Çünkü çocuk babasını tanımıyor. Paso triplerde . -Naruto elimde büyüdüğü için- Boruto nun ona karşı olan kaba saba tavırlarını hiç beğenmedim ve seriye sızıp kendisini bir güssel pataklamak istedim.

Mitsuki: Boruto'nun kimin oğlu olduğunu bilerek seriye 5.bölümde dahil olan Mitsuki, güneşi olarak tarif ettiği Boruto'yu hayranlıkla ve hayretle izliyor. Ondan birşeyler öğreniyor. Güçlü bir çocuk ve bence Orochimaru'nun oğlu. Rahat, sakin konuşan, serinkanlı ruh hali bana çok iyi geldi. Şuan serideki favori karakterim.

Uchiha, Sarada: Sasuke ve malesef Sakura'nın kızı. Annesi gerizekalı Sakura olduğu için küçük yaşta olgunlaşmak zorunda kalmış olan Sarada, ilerde Hokage olmanın hayalini kuruyor. Babası gibi asosyal annesi gibi ayran budalası değil. Sarada'nın karakterini sevdim.

Yamanaka, Inojin: Ino ile Sai'nin oğlu. Akıllı, duygusal saçma hareketlerden uzak, gözlem yeteneği iyi, aklındakini korkmadan sakin bir şekilde dile getirebilen biri. Şuan Mitsuki'den sonra ikinci favori karakterim.

Nara, Shikadai: Shikamaru ile Temari'nin oğlu. Shikamaru gibi dert tasa sevmeyen karakterde.

Akimichi, Chouchou: "Akimichi, Chouji"-nin kızı. Patates cipsini seviyor. Rahat, kaygısız, kayıtsız biri. Güzel olduğunu ve erkeklerin peşinden koştuğunu ima eden konuşmaları beni benden alıyor. Karakteri çok tatlı yapmışlar. Seslendiren "Shiraishi, Ryoko"-nun tonlamalarına da bayıldım.

Kaminarimon, Denki:

Aino, Iwabee: sinirli bir çocuk.

Kakei, Sumire: sınıf başkanı. nazik ve endişeli bir kız.

Lee, Metal: "Lee, Rock" nin oğlu.

Type: TV
Episodes: Unknown
Duration: 23 min.
Cast: Mitsuki(Kijima, Ryuuichi); Uchiha, Sarada(Kikuchi, Kokoro); Uzumaki, Boruto(Sanpei, Yuuko); Akimichi, Chouchou(Shiraishi, Ryoko); Uchiha, Sasuke(Sugiyama, Noriaki); Uzumaki, Naruto(Takeuchi, Junko);
myanimelist.net detail



Pazar, Aralık 10, 2017

47 Meters Down (2017)

Sevgilisinden ayrılan Lisa üzgündür. İşte bu nedenle onu neşelendirmek isteyen kardeşi Kate, kafes ile dalma etkinliği konusunda tutturur. İki kızkardeş köpekbalıklarını kafes içinden izlerken korkar ve yüzeye çıkmak isterler. Kafes yüzeye çekilirken ip kopar ve kızlar 47 metre derine düşerler. Oksijenleri bitmeden önce kurtulmak için ellerinden geleni yapan kızların bir diğer kabusu ise çevrede yüzen köpekbalıklarıdır.

Son izlediğim köpekbalığı filmi The Shallows (2016) o kadar iyiydi ki, buna da bakasım geldi. Konu iyi, oyunculuk orta, işleniş ise kötüydü. Güssel konu çok daha başarılı efekt ve işlenişle harika bir film dönüşebilirmiş. Özet olarak sevmedims.

Director: Johannes Roberts
Cast: Mandy Moore(Lisa); Claire Holt(Kate);
Country: UK, USA, Dominican Republic
Runtime: 89 min.
imdb detail



Pazar, Aralık 03, 2017

We Are Your Friends (2015)

Cole(DJ), Mason(sinirli ve kavgacı tip), Ollie(bağımlı) ve Squirrel(çocuk daha) party organize eden ve bu yolla para kazanmaya çalışan 4 arkadaştır. Müzikle ilgilenmeyi çok seven Cole, bir gün beğendiği başka bir DJ ile arkadaşlık kurar. Çocuktaki ii kulağı fark eden DJ de anlaşabildiği biri ile takılmaktan memnundur. Lakin Cole, DJ nin sevgilisine tutulur ve arkadaşlıklar bozulur. Dahası bir party sonraki 4 arkadaştan biri mefta olur. Rüzgarda sallanana yaprak gibi ordan oraya savrulmaktan yorulan Cole, DJ e gidip özür diler ve hayatına sahip çıkmaya karar verir.

Uwwwww! Güssel filmdi. Konu standart, oyunculuk iyi, işleniş ise başarılı. İzlerken hiç sıkılmadım. Harika ritimlerle ve party ortamlarının renkli görseliyle çoştum. Zac Efron role tam oturmuş bayıldım. Özetle party havasına girmek ve gençlik filmi izlemek isterseniz tavsiye ederims. ps: içindeki parçaya ayrıca koptum 10 numara dans parçası (Fake Blood - I Think I Like It)

Director: Max Joseph
Cast: Zac Efron(Cole); Wes Bentley(James); Emily Ratajkowski(Sophie);
Country: UK, France, USA
Runtime: 96 min.
imdb detail



Tiyatro: Düdüklüde Kıymalı Bamya

1 perde
1 saat 20 dakika
Yazan : MEMET BAYDUR
Yöneten : SERAP EYÜBOĞLU

Sabah sabah olduğu için olsa gerek sabahlıkları ile buluşmuş bir grup kadın televizyonun bozulmuş olması nedeniyle dertlidir. İşte tam bu sırada evin kızı odasından çıkar ve rastlaştığı eski bir arkadaşının dedesine bir kaç saat için bakmaları gerektiğini söyler. Postacı olan çocuk işe gidecektir ve o süre zarfı içinde dede kadınlar topluluğu ile kalacaktır. Gönülsüzce de olsa anne, kızı söz verdiği için fazla ses etmez. Lakin gelen yaşlı adam daha kapıdan girer girmez kadınları aşağılamaya başlar. Onların cahilliği ile hopileri ile kıyafetleri ile konuşmaları ile isimleri ile dalga geçerek devam eder. Pek hissedemedik ama kendi çok kültürlü herhalde. Neyse, kadınlar onu deli zannederler ve kurduğu cümleler üzerinde kafa patlatmak yerine mutfağa gidip düdüklüde kıymalı bamya yerler. Kalbi sıkışan adam, torunu onu almaya geldiği bir vakit mefta olur. Manyaklaşan oğul, bir süre dede uyuyor numarası yaparak, onun gibi ve onun tarzı ile kadınları aşağılamaya devam eder. Amacı arkadaşı olan kızı annesi ve diğerleri gibi olmaktan kurtarmaktır.

Pöööööh. İçim şişti. Pek entel ve dantel takımın oturdukları yerden, diğer pek sabah şekeri takımına saydırdıklarını izlemekten içim şişti. Sadece bu oyunda değil, gerçek dünyada izlemekten de içim şişti. Bir grup sabah şekeri var ülkede herşeye gözünü-kulağını kapamış, magazin haberleri ile tv show programları arasında yaşayan. Bana dokunmayan yılan bin yıl ikamet edebilir diyen. Ve başka bir grup var kalkıp yapıcı, akla mantığa uygun eylemlere geçmeden hayatı teoride yaşamış, bol kitap gazete okumuş, başarı eksikliğinden ezik hisseden ve can sıkıntısından diğer gruba saran entel dantel takımı. Abicim, eğer sen gerçek eylem adamı olsaydın diğer gruba hakaret yağdırarak kendini aman aman pek bir akıllı sanmaktan çok daha önemli işlerin olurdu. O nedenle bu gibi oyunlar yada sosyal paylaşım dilenmeleri genç yaşlarımda, hani henüz o entel dantel takımın aslında konuşmaktan başka bir bok yapmadığını bilmediğim zamanlarda üzerimde etkili olabilirdi. Ama artık yok! SİZİ GÖRÜYORUM!!! Ek olarak özgürlükçü yapım, sabah sabah kendi evinde sabahlıkla takılma özgürlüğü içinde olan kadınları görüp kerhane mi burası diyen yobaz bir adama gülemiyor... Özetle tek perde oyunu izlerken sıkıldım, içim daraldı, başka bir canlıya edilen hakaretler, aşağılayan cümleler; bunları duymak için gitmiyorum tiyatroya. Sevmedim.

"Düdüklüde Kıymalı Bamya, yaygınlaşan dedikodu ve eğitimsiz toplum kültürünü eleştirirken, bunlara karşı olanların ötekileştirilmesini sorguluyor. Sabah kahveleri, fal tutkuları ve içi boş anlamsız sohbetleriyle küçük burjuva kadınlarının duyarsızlıklarına komik bir bakış sergiliyor. "İyi bir yemek, iyi bir demokrasiye benzer."" (kaynak: http://www.devtiyatro.gov.tr)

OYUNCULAR
SEVİNÇ NİŞ (anne)
AYLA BAKİ YÜCESOY (teyze)
EMİN MALTEPE (dede)
ECE KOROĞLU (koşu inci)
İPEK GÜLBİR (komşu hamiyet)
DEMET ERGÜN (ev işlerine yardım eden bayan)
TÜRKÜ DEYİŞ ÇINAR (kız)
RAMİ ÇAKIR (postacı çocuk, torun)



Sevdiğim eski parçalar 80s90s

unutmak istemediklerim


Cyndi Lauper - My First Night Without You
Bon Jovi - Keep The Faith
Duran Duran - Come Undone
Eminem - Lose Yourself
New Order - Crystal
Pet Shop Boys - Domino Dancing
Red Hot Chili Peppers - Otherside
Simple Minds - Don't You (Forget About Me)
Susanna Hoffs - My Side Of The Bed
The Human League - Don't You Want Me



Pazar, Kasım 26, 2017

Ice Age: Collision Course (2016)

Kızı Peaches'in aşık olduğu adamı yani damat adayını sevmeyen Manny, çılgın karakter Buck sayesinde dünyaya büyük bir göktaşının çarpmak üzere olduğunu öğrenir. Ekip hemen harekete geçer ve göktaşını -aynı mıknatısın demiri çektiği gibi- dünyaya çeken şeyi bulup onu bir yanardağ patlaması ile uzaya gönderme planını yürürlüye sokar. İşte bu maceralı işler sırasında Buck onu kovalayan 3 dinazor kuşla uğraşır. Sid, aşık olur. Peaches dakka başı married married der. Manny damadını sever filan.

Ayyy! Harika bir filmin düştüğü hallere bak. Tiny Tony II!!!. Özetle sevmedim. Mükemmel Buck karakteri olmasa esnemekten ağzım yırtılacaktı, o derece yani. Hele dakka başı married married demeleri yok mu?! Amerikada evlilik dışı çocuk sayısında patlama oldu da, milletin kafasına çocukluktan illa evlilik yasasını mı işlemeye çalışıyorlar nedir?! Olaya gel! Fındık kovalayan sincaba -sincap di mi o- bu sefer hiç gülmedim. Uzayda ve uzay gemisinde kovalıyordu bu sefer fındığı ve nedense kabak tadı verdi. Özetle hiç sevmedim. Hatta yeter yaa diyor, bir daha olursa izlemiyorums.

Director: Michael Thurmeier, Galen T. Chu
Cast: Jennifer Lopez(Shira);
Country: USA
Runtime: 94 min.
imdb detail



Pazar, Kasım 19, 2017

Finding Dory (2016)

Marlin ve Nemo ile mutlu mutlu yaşayan Dory, birden çocukluğuna ait bir anıyı anımsar. Bu onu anne ve babasını bulma yönünde umutlandırır. Hem, Marlin ile Nemo da yardım edeceklerdir. Birlikte the Marine Life Institute ye kadar giderler. Dory, kazayla bizimkilerden ayrılır, yeni arkadaşlar edindiği gibi çocukluk arkadaşları ile de karşılaşır. Öyle böyle derken Dory ailesine kavuşur. Anne ve babası, o kaybolduğundan beri yolu bulsun diye topladıkları deniz kabuklarını dizmektedirler.

Dory in hatırlama sonucu panik atak geçirerek sorumsuzlaşması, çevresindeki seslere kulak kapaması, sadece kafasında beliren fikre odaklanıp ona yardım etmek için yanında bulunan kişilerin hayatlarını tehlikeye atmasını beğenmedim. İlk filmde Marlin depresyon modda takılırken veya Nemo kaybolduğunda paniklerken Dory, onu sakinleştiren, hayatı biraz oluruna bırakmasını fazla kontrolcü olmamasını öğütleyen kişiydi. Bu filmdeki saçma salak panik hallerini eski Dory ile bağdaştıramadım. Artı, izlerken gerildim. Allahtan deli uzun sürmedi. Çizimleri sevdim. Özellikle bebek Dory, o koca gözleri ile çok tatlıydı. Film sonundaki kamyon sahnesini de sevmedim. Tiny Tony saçmalıklarına gerek olmadan filmi bitirmeli, uzatmamalılardı. Hepimiz sonunda herkesin mutlu olacağını biliyoruz. Saçmalamaya gerek yoktu yani. İlk Nemo küçüklere olduğu kadar büyüklerede hitap ediyordu. Ama Dory bebişler için olmuş resmen. Film sonunda poşet içinde ilerleyen balıkları görünce koptum. İşte sırf bu sahne için bile izlenirmiş. Birinci filmde kaçmayı başaran dişçi akvaryumundaki balıklar, yakalanıyorlar. Şükür ki the Marine Life Institute çalışanları tarafından.

Özetle izlediğim için pişman değilim ama birinci filmin yarısı etmez demeden de geçemicem. Dory gibi -farkında olmasa da erdemli- bir karakteri Tiny Tony komedyenlerine çevirip içine biraz dram sıkmışlar. Cık, cık cık! Devamı olursa bir şans daha vericem. Ama o da bunun gibi özentiden uzak bebe filmi çıkarsa sonrakilere bakmıcams.

Director: Andrew Stanton, Angus MacLane
Cast: Ellen DeGeneres(Dory); Albert Brooks(Marlin);
Country: USA
Runtime: 97 min.
imdb detail



Tiyatro: Karmakarışık

19 Kasım 2017 de izledim.

2 perde
2 saat 45 dakika
Yazan : RAY COONEY
Çeviren : HALDUN DORMEN - KEMAL UZUN
Yöneten : HALDUN DORMEN

Katılması gereken bir oturum varken, muhalefet işçi partisinin sekreteri ile takılmak için otel odasına kapanan Richard, pencere önünde ölü bir adam bulur. Olabilecek skandalı göze alamaz ve cesedi dolaba saklar. Sonrada anne kuzusu tatlış özel kalemi müdürü George'u yardım etmesi için çağırır. Bu sırada otele, karısının çapkınlık yaptığından şüphelendiği için özel detektif tutan ve yarım saatir ondan haber alamayan sinirli Ronnie gelir. Yetmez gibi Richard'ın karısı, George nin yaşlı annesine bakan hemşire Gladoşş, otelin prestijine gölge düşmesinden korkan meraklı müdür; ortalık iyice şenlenir. Ölü adamda canlanıp, hafızamı kaybettim ben burası neresi demesin mi?! Yalan yalan doğurur, laf cambazı bakan, politik -yalan dolansal- hünerlerini göstermeye başlar.

Oyunu yöneten HALDUN DORMEN olunca beklentilerim yükselmişti. Sonuç: Mükemmel. Uzun zamandır bu kadar eğlendiğimi güldüğümü hatırlamıyorum. Süpperdi. Konu, işleniş özellikle oyunculuk. Konu yukarda bahsettim gibi. İşleniş hareketli ve canlı idi. Bir ara espiri üstüne espiri patlamaya başladılar. Haliyle salonda da kahkahalar. Oyunculuka gelince ERKAN TAŞDÖĞEN ve FATİH KAHRAMAN, ikiside mükemmeldi. Cümeleri komik kılan sadece içerdikleri kelimeler değil, adamların mimikleri ve tonlamaları idi. Anlatacak kelime bulamıyorum. İzlemeniz lazım. Özetle bu oyun, Karmakarışık kesinlikle ikinci kere izleyeceğim bir oyun. Ek olarak ERKAN TAŞDÖĞEN ve FATİH KAHRAMAN ı izlemeye alıyorum. Bu adamlar oyunlarlarsa oyun ii olmalı. Teşekkürler. Bu harika akşam için teşekkürler.

"Richard Phillips adında saygın bir bakan rakip partinin sekreteriyle küçük bir kaçamak yapmak için bir otel odası tutar. Ancak otel odasında bir cesetle karşılaştıklarında olaylar içinden çıkılmaz ve karmakarışık bir hal alır. "Küçük bir yalan sizden ne götürebilir ki, hiç hafife almayın belki de tüm ciddiyetinizi alıp, gülünç hallere sokabilir sizi. Bir kaçamak, bir yalan, bir ceset ve sürpriz yapan bir eş... Karmakarışık olmanın kaçınılmaz tarifi..."" (kaynak: http://www.devtiyatro.gov.tr)

OYUNCULAR
ERKAN TAŞDÖĞEN (Richard Phillips)
FATİH KAHRAMAN (Özel kalem müdürü George)
RÜYAM PERİHAN DİRİM (Richard Phillips in karısı)
ÖZDEN ÇİFTÇİ (hemşire)
ALİ ERSİN YENAR (paragöz otel çalışanı)
EBRU DEMİRDÖVEN (işçi partisi sekreteri)
ARAL SESKİR (uzun boylu otel müdürü)
SİNAN CEM ÇABUK (ronnie)
CEM ŞAHİN (detektif jack)
SUZAN SABANCI (olga)



Cumartesi, Kasım 18, 2017

Boku no Hero Academia 2nd Season (Spring 2017)

Hero acentaları ve halkın dikkatle izlediği spor festivali başlar ve birinciliği "Bakugou, Katsuki" alır. Bu yarışlar esnasında Deku elinden geleni yapar. "Todoroki, Shouto" ise babasından nefret etmektedir. Lakin karşılaşmalar sırasında Deku nun söylediği bir kaç cümle ile kendisine gelir. Sonrasında çocuklar staj eğitimi alırlar. "All Might"-in öğretmeni "Grantorino" ile çalışan Deku, artık gücünü daha iyi kontrol edebilmektedir. İşte tam bu noktada, "Hero Killer Stain" lakaplı "Akaguro, Chizome" ortaya çıkıp hero ları öldürmeye veya ciddi yaralamaya başlar. Yaralananlardan biride "Iida, Tenya" in abisi Tensei dir. Çaktırmasa da içi intikam ateşiyle kavrulan Iida, Tokyo-Hosu ya gidip iz sürmeye başlar. Stain ile karşılaşan Iida tam nalları dikemek üzereye yardımına önce Deku sonra Todoroki yetişir. Diğer taraftan Stain in arkadaşı gibi görünen ama aslında ona uyuz olan "Shigaraki, Tomura", neden kendisinin değil de Stain in daha ün yaptığını düşünmektedir. Ah unutmadan One For All in ilk yapımcısı, All for One, bir yerlerde planını uygulamaya sokmak için beklemektedir.

_ Seri acayip iyi başladı. Action dolu spor festivali çok iyiydi. Todoroki karizması ile beni büyüledi. Çocuğun olduğu her kareyi wallpaper yapasım var yani o derece.
_ Ün açısından ilk sırayı "All Might"-e kaptıran Endeavor, ikinci hero sıfatına sinir olmaktadır. Buz Quirk i kullanabilen bir kadınla evlenince Shouto dünyaya gelir. Adam, oğlu üzerinden hayallerini gerçekleştirme, All Might ı veya varisini yenme hayalleri kurmaktadır. Todoroki, ise annesinin nasıl üzüldüğünü gördüğünden babasından nefret etmektedir. Hero olmak ister ama babasının o lanet gücünü kullanmadan. Spor festival sırasında Deku, "o güç babanın değil, senin" der. İşte o zaman çocuk değişir, hastanede tedavi gören annesini ziyarete gider.. Aferin, akıllı, tatlı, sexy, güçlü şey seniii :-)
_ Quirk verme Quirk'i olan bir adam varmış. All for One yani. Bu adam güçsüz kardeşine bir güç vermiş. Kardeşi One for All olmuş. Onun varislerine geçe geçe güç zamanımıza gelmiş. Bu arada verilen Quirk, eğer kişi yeterince güçlü değilse adamın beynini eritirmiş. Nomu lar işte bunlara en güssel örnekmiş. All Might bunları açıkladıktan sonra Deku ya "sırası gelince All for One ile kapışman gerekecek" diyor.
_ Stain e göre kahramanlar çıkarsız yardımcı olmuyorlar. Ya ün ya para ya ego ya da İida gibi intikam derdindeler. Adam gerçek hero diye sadece All Might i tanıyor. Adam yakalansa da yapığı son konuşma ile karizma bulunuyor ve halk arasında ünleniyor. O kadar zalimlik yaptığı halde adı unutulan, All for One in has adamı Tomura, işte buna çok bozuluyor.
_ Lakin Stain, Tomura tachiler ile görüntülendiği için millet ikisini kanki sanıyor. Stain in konuşmasından etkilenen başka caniler, ideolojik modda gidip soluğu Tomura nın yanında alıyorlar. Yani bi tarafta Stain yüzünden toplanmaya başlayan bir grup cani, bir tarafta gücünü varisine bırakma hazırlığı yapan All for One .... bakalım üçüncü sezonda nelere olcek!
_ Deku, kendisine Stain ile arasındaki farkı soran Tomura ya diyorki, o ideali için öldürdü sen ise  amaçsız öldürdün. ikinizle de aynı fikirde değilim. ama seni anlamazken Stain i anlayabiliyorum diyor.

OMG! Özlemişim. Seri damağıma hitap edecek şekilde, action ve karizmatik modda herolar eşliğinde başladı. Todoroki beni kendisine aşık ederken, sinirli Bakugou, bazı yerlerde güldürdü (adam sinirli biri ama dövüşürken All Might gibi gülüyor naberr:-)). All for One ve One for All un açıklandığı yerlerde kafam karıştı ama olsun. Zamanla anlarım. Hero olayını çok sevdim ya. Kendisinden önce insanlara yardım etmeyi düşünen, isteyen çocuklar. Harika konsept. Bazı bölümlerde hero görmeyi dilerken bazı bölümlerde hero olsam ne güssel olurdu diye hayaller kurdum. Ah, zaten ilerde bir gün evet Hero olmayı ben de düşünüyorum. :-):-) O nedenle de seriyi arşivliyorum.

Tag: My Hero Academia 2
Type: TV
Episodes: 25
Duration: 23 min.
Cast: Todoroki, Shouto(Kaji, Yuki); Bakugou, Katsuki(Okamoto, Nobuhiko); Midoriya, Izuku(Yamashita, Daiki); All Might(Miyake, Kenta); Aizawa, Shouta(Suwabe, Junichi); Akaguro, Chizome(Inoue, Go); Shigaraki, Tomura(Uchiyama, Kouki);
myanimelist.net detail