Pazar, Eylül 17, 2017

Interstellar (2014)

Kum fırtınalarının artmakta olduğu dünya, gravity deki bozulma nedeniyle sakin sakin yok olmayı beklemektedir adeta. Bu sırada bir sürü bilimadamı dünya dışı yerlerde insanlığı kurtaracak gezegen arayışlarını sürdürmektedir. İki çocuğu bulunan Cooper, sürekli bir hayaletten bahseden 10 yaşındaki meraklı kızı Murph ın odasında kumdan bir harita oluştuğunu keşfeder. Harita onları uzaya gönderilecek bir mekik çalışması yapan Nasa üstüne götürür. Adam, projenin başında -ki Professor Brand ın ikna etmesi sonucu ne zaman döneceğini bilmediği bir yolculuğa çıkar. Tek amacı dünyayı ve içinde barınan iki evladını korumaktır. Sırası ile daha önce hayat belirtisi gösteren gezegenlere uğrayıp buraya daha önce gönderilmiş biliminsanlarının verileri toplanır. Yolculuk sırasında Cooper, aslında dünyanın hiç bir zaman kurtulamayacağını öğrenir. Bir kara delik veya benzeri bir fenomen sayesinde kızının 10 yaşındaki halini kitaplığı arkasından görür ve ona mors alfabesi ile işaretler, göndermeyi dener. Zamanında hediye ettiği saatin içine veri yükler filan. Yani aslında kızının sürekli bahsettiği hayalet, Cooper in kendisinden başkası değildir. Sonuç, kızı işaretleri anlar, dünyayı kurtarır, yaşlanır ve babasını gencecik karşısında görür. Yaşlı kızının ölümünü görmek istemeyen Cooper, insanlar için umut vaad eden bir gezegene bıraktığı Brand ın peşinden gider.

Ağır ve renksiz bir film olmasına rağmen 169 dakikayı hiç sıkılmadan izledim. İşte bu konunun olduğu kadar işlenişin de başarısı. Döneminin en iyi oyuncularından Matthew McConaughey yine harika bir oyunculuk sergilemiş. Diğer rol sahipleri de gayet başarılılardı. Kızın odasındaki bir çok şeyi anladım bu durumda. Bir tek filmin başında yere çizilen nasa üstünü gösteren haritayı kimin yaptığını anlamadım. Eğer adam, uzaya hiç gitmemeyi diliyor olsaydı, o kumdan haritayı çizmezdi. 

ps: 10 yaşındaki Mury in babasına düşkün bir kız çocuğuna göre fazla ve gereksiz tepki verdiğini düşünüyorum. Artı olarak adam gittikten sonra odasından çıkması, inadını sürdürmesi filan. Beğenmedim. Belki en baştan kızı biraz asi, sinirli, dediğim dedik gösterseler daha iyi olurdu. 
ps: ilk gezegende bilim aşkı ile yanan sorumsuz Brand yüzünden adamın biri öldü. Kadına sinir oldum. 
ps: zaman ilerliyor ve Cooper kara delikler arası oynarken büyüyen çocuklarının ona bıraktığı video kayıtlarını izliyor. Kız hala trip trip trip. Iyyk. Professor Brand ölürken dünya kurtulmayacak diyor. Koca kız bu seferde babam beni yok olmak üzere olan bir dünyada terk etti diye düşünüyo. Ay ne ben merkezci biri ya. Bu kadar mı güvenmiyosun babana. Hani bebekken gitmiş olsa adam neyse de. Gayet büyükken 10 yaşındayken gitti. O gün salak salak adama anıracağına düzgün konuşsaydın da anlasaydın ne oluyo ne bitiyo. Çok kızdım yaaa :-) 

Özet olarak çok başarılı işleniş, başarılı oyunculuk, iyi konu. Uzun ve actionsız ama güssel film.

Notlar:
_ yolculuk endurance uzay istasyonundan başlıyor. cooper, rommily, doyle, amelia, ve tars yola çıkıyorlar.
_ kurt deliğinden geçerken amelia, ilerde gargantua ya girecek olan cooper ı hayalet modda görüyor.
_ kurt deliğinden sonra miller gezegenine varıyorlar. doyle burada öldü.
_ dr. mann gezegeninde ise rommily vefat ediyor.
_ amelia, edmunds gezegenine koloni kurmak için gidiyor.
_ cooper ile tars gargantua ya giriyor. adam burada geçmişe gidip kızı murph ile temasa geçiyor. bu gidip gelme sırasında kurt deliğinden geçerken amelia ya hayalet modda görünüyor. ahhaha karışık di mi?!
_ son olarak cooper istasyonuna varıyolar. cooper burada kızı murph ile buluşuyor.

Director: Christopher Nolan
Cast: Matthew McConaughey(Cooper); Anne Hathaway(Brand); Mackenzie Foy(Murph"10 Yrs."); Jessica Chastain(Murph); Casey Affleck(Tom); Matt Damon(Mann); Michael Caine(Professor Brand);
Country: USA, UK, Canada, Iceland
Runtime: 169 min.
imdb detail



Pazar, Eylül 10, 2017

The Circle (2017)

The Circle isimli firmada işe alınan Mae heyecanla işe başlar. Lakin bir süre sonra yanına gelen iki kişi sosyal olarak aktif olmadığını, daha fazla etkinliklere katılıp bunu insanlarla paylaşmasını önerir. O da arkadaşı Mercer ın geyik boynuzlarına benzeyen sanatsal çalışmasını paylaşır ve maalesef çocuğun adı geyik katiline çıkar. Elinden geleni yapan Mae hasta babasına ve sürekli onunla ilgilenmek durumunda kalan annesine üzüldüğü bir gece, gizlice kayak yapayıp der ve boğulma tehlikesi geçirir. Onu, The Circle un buluşu olan bir camera aracılığıyla izleyen insanların müdahalesi kurtarır. Akabinde Mae, tüm hayatını online açar. Sır kötü birşeydir, zaten gerek yoktur. The Circle ın önemli bir yüzü haline gelen kız TED vari bir konuşmada yeni projelerini tanıtır. Artık hiç bir suçlu saklanamayacaktır. Birisi Mercer ı aramayı teklif eder, cameralar, sosyal media kullanıcıları çocuğun peşine düşer ve kaçmaya çalışan çocuk kamyoneti ile köprüden uçar. Uzun süre yatağında saklanan Mae, The Circle e dönüp yeni bir konferansta boy gösterir. Kız, pat diye şirketin has iki adamını sahneye çıkarıp, madem sır kötüdür, herşey şeffaf olmalıdır, bundan sonra sizin hayatlarınızda herkese açık der. Aranızdaki emailleşmeler dahil. Adamlar zıçtık modda birbirlerine bakarlar. Kızın bir nevi intikam kokan bu eyleminde ona Ty isimli bir adam yardımcı olur. Bu adam, The Circle ın ilk kurularındandır ama gidişatını hiç beğenmemektedir.

Sosyal paylaşım sitelerindeki hayatı çok fazla önemseyen insanların geldiği rol kesmecede son nokta isimli program gibiydi. Sırf paylaşım yapabilmek için sürekli aktiv olmak durumunda kalan insanlar düşünün. Emma Watson beğendiğim bir oyuncu değil, izlerken sıkıldım diyebilirim. Etrafta şen şakrak koşturan arkadaşı Annie'nin pat diye bunalıma girmesine ise anlam veremedim. Kopukluklar vardı yani. Özetle sevmedim ya. Konu ilginç olsada işleniş ve oyunculuk iyi değildi.

Director: James Ponsoldt
Cast: Emma Watson(Mae); Tom Hanks(Bailey); Karen Gillan(Annie); John Boyega(Ty);
Country: United Arab Emirates, USA
Runtime: 110 min.
imdb detail



Pazar, Eylül 03, 2017

The Graduate (1967)

Mezun olduğu için mi yoksa burs kazandığı için mi anlamadım ama bir nedenden başarılı bulunan Ben'i tebrik etmek amacıyla evine bir sürü aile dostu doluşur. Geleceği konusunda endişeleri olan çocuk, ortamda bunalmakta ama anne babasının sözünü dinlemek adına etrafa gülücükler dağıtmaktadır. Aralarından annesi yaşındaki Mrs. Robinson çocuğu "beni eve bırak" diyerek kandırır, evine götürür, sonrada karşısında soyunur. Ne yapacağını bilemeyen Ben, kadının kocasının gelmesini fırsat bilip ortamdan sıvışır. Lakin daha sonra aklından çıkmayan kadını arayıp otelde buluşur. Günler böyle geçmeye başlar. Ben artık gelecek için kaygılı değildir. Atalet modda dolaşmakta, geceleri ise Mrs. Robinson ile buluşmaktadır. Tabiki olaydan bir haber olan anne babası onu Robinson ların kızı Elaine ile çıkmaya zorlarlar. Gençler buluşur. Ben, başta kıza çok kötü davranır ama sonra ondan hoşlanır. Aralarında tatlı bir dialog gelişir. Bu sırada Ben ona isim vermesede evli bir kadınla ilişkisi olduğunu ama bu gece itibariyle bu bozuk ilişkiyi bitirdiğini söyler. Ertesi gün buluşacaklarken Ben in arabasına Mrs. Robinson binip "bir daha kızımı görme, yoksa" şeklinde tehtitlerde bulunur. Akıllı olduğundan mı saf olduğundan bilemedim ama Ben koşa koşa kızın yanına gider ve -bir nevi- ilişkide bulunduğu kadının kim olduğunu söyler. Kız bir daha Ben i görmek istemez. Ben, kızın peşinden okuduğu kolejin civarına gidip her gün kızı ikna etmeye çalışır. Lakin bir gün kızın başkası ile alelacele evlenme kararı aldığını öğrenir. Zar zor kilisenin yerini bulup düğünü basar. Elaineeeeeeeeeeeee diye bağırır, kızda Bennnnnnnnnn diye bağırır. Kaçarlar. hahahaha.

Dustin Hoffman ı seven biri olarak yıllardır izlicem izlicem deyip izleyemediğim bir filmdi. Nihayet muradıma erdim. İzlerken sıkılmadım. Eski oyuncuların oyunculukları ne muhteşen değil mi?! Mrs. Robinson rolünde Anne Bancroft harikalar yaratmış mesela. Kadının mimiklerinden, bakışından o an ne demek istiyor, ne hissediyor anlıyorsunuz. Film sakin sessiz ilerkeyen bir film. Ben in ciddi suratla sakin modda ama aslında panik atak geçirirken yaptığı eylemlere çok güldüm. Mesela ilk otel odası ayarlama sahnesi. Cidden komikti. Düğünden kaçan gençlerin otobüse bindikten sonra ciddileşmeleri ise beni endişelendirdi. Yani neden. Birbiriniz için ciddi bir karşıkoyma gösterdiniz. Neden o adrenalin ile öpüşmüyor veya en azından elele tutuşmuyorsunuz. Ay ben ne halt yedimi düşünmek için hele hele o yaşlarda fazla erken değil mi?! Süpper soundtrack ları olduğunu bildiğim film arşivleyecek kadar olmasa da iyiydi. Dustin Hoffman ın gözleri güsselmiş, ağzının kenarlarındaki o tatlı kıvrımları da sevdim. :-D

Director: Mike Nichols
Cast: Dustin Hoffman(Ben Braddock); Katharine Ross(Elaine Robinson); Anne Bancroft(Mrs. Robinson);
Country: USA
Runtime: 106 min.
imdb detail



Pazar, Ağustos 27, 2017

The Wall (2017) (* yani çok iyi)

Keskin nişancı tarafından başlarından vurulmuş bir grup Amerikalı askere ait cesedin bulunduğu çölvari yerde, Isaac ve Matthews 20 saat hareketsiz bekler. Dayanamayan Matthews, keskin nişancının gittiğini düşünüp mahale inince vurulur. Ona yardım etmek için panik atak modda sahaya inen Isaac ise dizinden vurulduktan sonra kendisini yıkık dökük bir duvarın arkasına atar. Akabinde telsizden yardım ister. Lakin bir süre sonra telsizde konuştuğu kişinin Iraklı keskin nişancı olduğunu anlar. Keskin nişancı Isaac i tanımak istemektedir. Ona çeşitli sorular sorar. Isaac ise bu esnada hem keskin nişancının yerini tespit etmeye, hem de kendisini ve Matthews u kurtarmaya kasar.

hahahahah! kesinlikle iyi bir filmdi. tek renk, tek mekan, iki kişi, üç sesten oluşan film, o kadar iyi işlenmişki sıkılmıyorsunuz. hatta heyecan içinde, çoğu kez Isaac ın yaptıklarına gülerek izliyorsunuz. öööö, yada ben güldüm diyelim. Yani aslında bu bir savaş filmi değil... Özetle çok sevdim.

_ Film baştan sonra motherfucker larla dolu bilginize.
_ Isaac, yanlışlıkla arkadaşını vurmuş. bunu da kimselere söylememiş. ondan amerikaya dönmüyor.
_ Isaac'in panik atak halleri çok salakçaydı. hoşlandığı kızın önüne fermuarı açık çıkmış lisesli gibi çırpınışlar. hahahah.
_ Silahına kaskını geçirip salladığı sahnede, keskin nişancı gibi ben de güldüm.
_ Adamın "telsizini vurdum, su şişeni vurdum ve dizini vurdum" dediği yerlerde wooowww dedim. acayip karizma bir Iraklı ile karşıkarşıyayız. Adam bunları, Isaac'in "beni vuramadın ki" diye şakımasına karşılık söyledi.
_ "Savaş bitti, neden hala burdasın?!" Iraklı bunu, film içinde birkaç yerde tekrarlıyor. Cidden Amerika? Neden hala ordasın?!
_ Salak Isaac, telsiz açıkken konuşarak bir nevi hayatta kalmak için yaralı olduğu halde yerlerde sürünen Matthews un ölümüne neden oluyor. Yani arkadaşın Isaac ise düşmana gerek yok.
_ Film sonu acayip iyiydi. Keskin nişancıyı vurdum sanan Isaac ayağa kalkar, gelen helikoptere biner, hepberaber giderlerken.... :-)

Director: Doug Liman (canım yönetmen mucx mucx)
Cast: Aaron Taylor-Johnson(Isaac); John Cena(Matthews); Laith Nakli(Juba);
Country: USA
Runtime: 88 min.
imdb detail



Cumartesi, Ağustos 26, 2017

Shingeki no Kyojin Season 2 (Spring 2017)

Sasha, Connie, Reiner, Bertolt, Krista, ve Ymir ev kıyafetleri ile otururlarken bulundukları yer bir düzine titan tarafından saldırıya uğrar. Onları koruyan askerler öldüğü vakit Ymir titana dönüşür ve biricik Krista sını korur. Zaten bir süre sonra Eren-tachiler mekana gelip çocuklara destek sağlarlar. İşte tam bu aşamada Reiner ile Bertolt da titana dönüşüp, karşılarında duran Eren'i yenerler ve Eren ile Ymir i alıp kaçarlar. Tabiki Mikasa peşlerine düşer. Mikasa ya, Erwin ve askerleri de katılır. Reiner ile konuşup taraf değiştiren Ymir bazen bizimkilerin kaşısında bazen ise Krista yüzünden bizimkilerin yanında yer alır. Eren birden annesini yiyen titan ile karşı karşıya gelir. Ellerini kollarını ısırıp koparmasına rağmen aynı titanın Hannes i çatır çatır yemesine mani olamaz. Acıdan kafayı yemek üzere olan Eren e her zamanki gibi Mikasa destek olur. Adamlığı tutan Eren ayağa kalkıp titanın önünde durur ve ona bağırır. Birden diğer bütün titanlar komut almış gibi bu titanın üstüne atlarlar ve onu yerler. Eren aynı şekilde Reiner e de bağırır. Titanlar bu sefer Reiner a saldırır. Ymir ise Krista nın başını oksar ve türünün yanında yer almayı seçer. Bizimkiler bunu fırsat bilip kaçarlar. Reiner, Bertolt veYmir malesef ölmezler. Uzaklarda biryerlerde ise o maymun görünümlü, konuşkan titan pis pis iç duvarlara bakmaktadır.

OMG! Seriyi başından itibaren heyecan içinde izledim. Her zamanki gibi hızlı, iyi ve brütaldi. Çizimlere bayıldım. Armin ve diğer tüm karakterler olması gerektiği gibi şahaneydi. Ana konunun ilerleyişi, seri içindeki mini konular, bağlamalar, konulara ayrılan süreçlendirme, karakter gelişimleri: hepsi şahane. Ciddi bir anti Eren ci olmama rağmen. Eren in seri sonundaki tutumunu sevdim. Özetle devam ediyor hatta bu sezonuda bir önceki gibi arşivliyorums.

_ Titanların nereden geldiğini bulmak için duvarları check eden ekip, yıkık veya delik duvar bulamaz. Yani titanlar duvarın içinde peydah olmuşlardır.
_ Daha ilk bölümde çocukları korumak için kendisini feda eden komutanın ölüm sahnesi gayet brutaldi. Sevdims.
_ Yine ilk bölümde görünen maymun kılıklı, konuşkan aynı zamanda acımasız titan, komutanın uçmayı sağlayan cihazını alıyor. Ay, acaba inceleyip evrimleşecekler mi?!
_ Bu arada cidden Sasha, Connie, Reiner, Bertolt, Krista, ve Ymir neden hiç bir zırhları veya aletleri olmadan o kule veya kale içinde kalıyorlardı?!
_ Connie köyüne gidip evini bulunca donakalıyor. Çünkü evi üzerinde sarışın dişi bir titan hareket edemeden yatıyor. Annesine benzeyen bu titan Connie'ye okaerinasai diyor.
_ Rahiplerin bir nedenden peşinde oldukları Krista'nın gerçek adını öğrendik sonunda ama kimdir, kimliğinin önemi nedir öğrenemedik.
_ Birinci sezonda hızlıca koşup duvar yıkan sarışın titan Reiner mış. Pislik herif.
_ Ağzı iyi laf yapan "Smith, Erwin" in idealist, cesur, güçlü haline hasta oldum. Acayip iyiydi. Şuan Levi 'nin yerini aldı yani.
_ Seriyi baştan sonra heyecan içinde izledim. Ama son bölümlerde artık kalp krizi geçirme moduna geldims. 
_ Son bölüm acayip brütaldi. Eren in annesini yiyen titanı görmesi aynı şekilde Hannes in ölmesi, acılar içindeki Eren ve ona destek olan Mikasa. Sanırım ilk defa Eren i erkek gibi gördüm. Hemde bu sefer cidden işe yaradı.
_ O kadar kayıptan sonra Reiner ve Bertolt 'un hayatta kalmış olması evet beni üzdü. Biri geberseydi bari.
_ O maymun kılıklı adam Eren in babasımı acaba?!

Tag: Attack on Titan Season 2
Type: TV
Episodes: 12
Duration: 24 min.
Cast: Ackerman, Mikasa(Ishikawa, Yui); Yeager, Eren(Kaji, Yuki); Arlert, Armin(Inoue, Marina); Smith, Erwin(Ono, Daisuke);
myanimelist.net detail



Pazar, Ağustos 20, 2017

Unforgettable (2017)

Diplomasını ve kariyerini hiçe sayarak sevdiği adamın arkasından bilmem-ne kasabasına yerleşen Tessa, o kadar şey feda ettiği evliliği iyi gitmeyince bir de çocuk yapar. Lakin o da işe yaramaz. İşte bu nedenlerle eski kocası ile evlenme hazırlığında bulunan Julia dan nefret etmektedir. Julia da aynı şekilde kariyerini terkeder ve bu küçük kasabaya gelir. Bir önceki dayakçı sevgilisi nedeniyle psikolojisi normal olmayan kadın, bir de arızaya bağlamış Tessa ile uğraşmaktadır. Tessa, Julia nın telefonunu ele geçirir ve Julia nın ağzından o sapık eski sevgiliye mesajlar atmaya başlar.

İzlerken sıkılmadım ama iyi bir film değildi. Katherine Heigl i çok severim. Bu filmdede harika oynamış. Konu banel, çatlakları olan standart modda, işleniş ise çok iyi değil. Özetle o iğrenç son için sevmedim diyorums.

_ Tessa mükemmelliyetçi bir kadın. Sıkıcı derecede herşeye müdahale ediyor.
_ Anneside uyuz. Hiç birşeyler yetinmeyenlerden. Sen ağzınla kuş tut niye kartal değil o der. Ben böylelerini görünce kaçıyorum.
_ Julia yaşına göre fazla karaktersiz gördüm. Mesela Tessa wc lerde sevişirdik dedi diye David Connover ın üstüne atlıyo filan. yuh! çabuk manüpüle olanlardan.
_ Tessa nın kıyafetleri yakarken elinde yüzükle yakalanması saçmaydı. Bu kadar mükemmelliyetçi bir kadının ince ayar yapması beklenir. Adam içerdeyken hala kıyafet yakmaya çalışması değil.
_ Ay filmin sonuda saçmaydı. Tırnak ile yüz yolma sahnesi filan. Daha brütal bir ölüm bekliyordum. _ Julia tam oh be derken kapı çalındı ve içeri Tessa nın annesi Helen / Lovey girdi. Bu arada Julia, Lily' e ne dedi veya ne demeyi düşünüyor acaba? Kızın annesini öldürdü sonuçta.

Director: Denise Di Novi
Cast: Rosario Dawson(Julia Banks); Katherine Heigl(Tessa Connover);
Country: USA
Runtime: 100 min.
imdb detail



Pazar, Ağustos 13, 2017

Sausage Party (2016)

Markette fingirdeşmeye başlayan sosis ile sandviç ekmeği, onları sahiplenen god dedikleri insanın alışveriş sepetinde mutlu mutlu ilerlerken, hardalın "sandığınız gibi değil, market çıkış kapısının ardındaki dünya çok başka, kandırıldınız" çığlıkları ile irkilirler. Sonrasında hardal intihar eder. Sepetten düşen bizimkiler ise olayın aslı astarını öğrenip diğer yiyecekleri uyarmak için kasarlar. Diğer tarafta sepette kalıp insan evine giden küçük sosis, hunharca öldürülen yiyecekleri görüp kaçar. Bir şekilde markete geri döner. Sonrasında işbirliği yaparak marketteki insaları öldürürler ve düzüşürler!!!

Fragmanda onu satın alan insanın elinde mutlu mutlu gülen patatesin birden derisinin yüzülmesi gibi farklı ve komik bir bakış açıcı görünce filmi izlemeye karar vermiştim. Hatta ve çok çok maalesef sırf bu sahne yüzünden filmi başka arkadaşlarıma da önerdim. Konu farklı olsa da işleniş aynı iğrenç, pis, ahlaksız, sapık batı kafası. Birbirini düzen yiyecekler. Iyyk! Aklıma geldikçe giden zamanım için karalar bağlayasım, ağıtlar yakasım geliyor. Özetle hiç ama hiç sevmedim.

Director: Greg Tiernan, Conrad Vernon
Country: USA
Runtime: 89 min.
imdb detail



Pazar, Ağustos 06, 2017

Lion (2016)

Abisiyle birlikte para kazanmak için yola çıkan Saroo, yorulunca bir tren istasyonunda uyuya kalır. Abisi onu uyandırmaz ve işine koyulur. Uyanan çocuk abisini aramak için bir trene biner ve içinde uyuya kalır. Uyandığında oooo tren hareket etmektedir ve hiççç bilmediği diyarlara çocuğu götürmektedir. Çocuk bir çok badire atlatır ve şanslıdır ki Avusturalyalı bir aileye evlatlık verilir. Aradan yıllar geçer. Eğitimi, sevgilisi ve ailesi ile arası harikayken yavaş yavaş çocukluk anıları gözünün önüne gelmeye başlar. Artık teknoloji ilerlemiş google map çıkmıştır. Saroo saplantı modunda annesini ve abisini, oturduğu evi aramak üzere geceler boyu çalışır.

Harika bir filmdi. Küçük Saroo acayip tatlı birşeydi. Başına kötü şeyler geldi ama çok daha kötüleri gelecek diye ödüm koptu. Annesine ve abisine olan sevgisi beni çok etkiledi. Abisi ile birlikte işe gitmek isterken bak herşeyi kaldırabiliyorum demesi bisikleti bile tutup kaldırması filan hem çok masum hem çok tatlıydı. Büyük Saroo nun ailesini bulmak için manyaklaşması, üvey ailesine sevgilisine filan kabalaşması ile empati kuramam elbet. Onun için bana fazlasıyla abartı gelse de yorum yapmıcams!! Bu arada hikayenin gerçek olması, film sonunda gerçek Saroo nun gerçek annesine sarılması filan harikaydı. Özetle başta küçük Saroo olmak üzere filmdeki herşeyi çok beğendim. 

ps: Saroo abisini bulmak için trene bindiği gece abisi Guddu, biraz ilerde tren kazası sonucu yaşamını kaybetmiş. Çok hüzünlü ya. 
ps: bu arada Hindistan'da çocukların başına gelenler cidden üzücü ve ürpertici.

Director: Garth Davis
Cast: Sunny Pawar(Young Saroo); Abhishek Bharate(Guddu); Nicole Kidman(Sue Brierley); David Wenham(John Brierley); Dev Patel(Saroo Brierley); Rooney Mara(Lucy);
Country: Australia, USA, UK
Runtime: 118 min.
imdb detail



Pazar, Temmuz 30, 2017

War for the Planet of the Apes (2017)

Ormanın kuytu bir köşesinde küçük oğlu, eşi, dostları ve liderlik ettiği kalabalık bir Ape topluluğu ile yaşayan biricik legend ımız Caesar, mekanın insanlar tarafından keşfedilmesiyle yıkılır. Çünkü askerlerin başında bulunan manyak herif yeni kavuştuğu oğlu Blue Eyes ı Caesar sanıp öldürür. İntikam yemini eden Caesar, topluluğu Blue Eyes ın haber verdiği korunaklı bir bölgeye gönderir. Kendisi ise intikam için insanların bulunduğu yere gider. Onu bu yolcuğunda arkadaşları Maurice, Luca, ve Rocket yalnız bırakmaz. Yol üstünde konuşamayan bir kızı da evlatlık edinirler. Caesar yakalanır ve güvenli bölgeye gönderdiği topluluğunda, minik oğlu Cornelius ile birlikte yakalandığını görür. İnsanlar Ape leri koca bir duvarın yapımında çalıştırmaktadır. Blue Eyes i öldüren manyak herif, The Colonel, Ceaser ı maymunları çalıştırmakta kullanır, ona işkenceler eder filan. Ah bu arada, çoğu insanı öldüren, geri kalanları taşıyıcı modda bırakan virüs evrimleşmiştir. Artık öldürmemekte, konuşmayı unutturup gittikçe gerizekalı, hmm yada insanı hırslardan arınmış moda getirmektedir. The Colonel biricik minik oğlunu, işte bu nedenle öldürmekten geri kalmamış bir pisliktir. Film sonunda Ceaser, The Colonel i öldürecek moda gelir. İçinde uyanan -eski dostu- Koba nın lafını dinleyip onun gibi mi olacaktır? Yoksa adiliği, acımasızlığı, merhabersizliği insanlara mı bırakacaktır?

Öncelikle belirteyim ki;daha ilk filmden beri Ceaser a aşığım. Akıllı, cesur, korumacı, adaletli, merhametli, ağıbaşlı, tam bir lider. Film dram ve action dozunu süper ayarladığı için zerre sıkılmadan izledim filmi. Harikaydı. Ana konudan hiç sapılmadı. Verilmesi gereken mesajlar güssel verildi. Hiç birşey aceleye getirilmediği gibi gereğinden fazlada uzatılmadı. Valla yönetmeni sadece ayakta alkışlamıyorum, bi de gidip yanaklarından öpüyorum. Özetle benim için mükemmel x mükemmel bir filmdi.

_ The Colonel ile Caesar ın, Blue Eyes olayının hemen akabinde bakıştıkları sahne acayip iyiydi. Kalbim duracaktı neredeyse. İçimde ise keskin bir nefret vardı.
_ Ceaser ın bakışları, konuşması, herşeyi ahh çok cool.
_ Ceaser öldürülmesin diye koca bir taşı yakalayıp kaldıran ve insanlar için çalışmaya başlayan Lake beni çok hislendirdi. 
_ Küçük Nova ya ne demeli?! Başlarda soğuk soğuk Ceaser a baktığı için ürkmüştüm. İhanet etmesinden, kendisine iyi davranan bu Ape lere zarar vermesinden. Ama virüs taşıdığından olsa gerek içinde pure bir sevgi vardı kızın. Çocuklara özgü o cesaret ile kafesin yanına kadar gidip Ceaser a su ve yiyecek vermesini başka ne açıklayabilir?! <3 font="">
_ The Colonel in ölüm şekli de kıssadan hisse moddaydı resmen. Bir ara Ceaser gaza gelip -insan- gibi davranacak diye korktum . Ama yo hayır o Ape liğini, pure lüğünü korudu. Canım benim. Ay aklıma geldikçe ağlayasım geliyor.
_ Film başında Ceaser ın hayatını bağışladığı pislik parçacı, film sonunda gitti Ceaser ı vurdu. Dangalak adam.
_ Ape topluluğu Blue Eyes ın önerdiği o güssel korunaklı mekana vardı. Ceaser ise aldığı ölümcül yara ile bir ağacın altına uzandı. üüüüüüüüüüü 
_ Woody Harrelson kötü rolde harikalar yaratmış. Bayıldım.
_ Yolda rastladıkları konuşkan Bad Ape de çok tatlıydı ya.
_ The Colonel in manyak olduğunu bilen diğer insanlar adama saldırmayı planlıyorlar. O duvar işte o nedenle yapılıyor. öööö, yani üssü zırhlı helikopterlerden korumak için.. Şaka mısınız yahu?! 
_ Ya harika bir filmdi. Yazarken bile tekrar izlemek istiyorum. Arka arkaya milyar kere izlemek istiyorum o derece yani.:-)

Director: Matt Reeves (canım yönetmen mucx mucx)
Cast: Andy Serkis(Caesar); Woody Harrelson(The Colonel); Karin Konoval(Maurice); Terry Notary(Rocket); Michael Adamthwaite(Luca); Amiah Miller(Nova); Steve Zahn(Bad Ape);
Country: USA, Canada, New Zealand
Runtime: 140 min.
imdb detail



Daddy's Home (2015)

Teknik açıdan baba olamayacağını düşünen Brad, iki çocuklu bir kadınla evlenip mükemmel bir baba olmak için elinden geleni yapmaya başlar. Lakin bir gün gerçek baba telefon edip bir süre uğrayacağının müjdesini verir. Karşılaşan iki adam başlarda yumuşak, sonlara doğru daha çekişmeli bir yarışa girişirler. Kim daha iyi baba?! Sonuç olarak Brad saçmalar ve roundu orginal baba Dusty alır. Fakat aslında Dusty pekte sıkıntıya gelemeyen bir tiptir.

Güssel konu, iyi işleniş, iyi oyunculuk. Sevdim. Hatta sevdim ve üzerine düşündüm. Mesela harika bir yaşantım varken salak biri ortama girip benimle sidik yarıştırmaya başlarsa kenera çekilir izlerim, savaşmam, dövüşmem. Ama sevdiklerim için belkide harekete geçmeliyimdir. Sonuç olarak sevdiklerim benim için "hiç çaba göstermiyor" diye düşünerek karşı takıma geçebilirler. Hmmm, o zaman counter attack iyi. Ama bunun bana ait kulvarlarda olması lazım. Kazanamayacağım dövüşe giremem. Kazanmak için ise iki şart var. O konuda benim iyi, karşı tarafın kötü olması gerek. Filmin sonu ayrı bi güsseldi. Dusty harika bir kadınla evlenir ve kızına üvey babalık eder. Bir gün motorsiklet üzerinde yarma style bir adam gelip öz kızını kucaklar. Hhahahahah!! İyiydi. Özet olarak sevdim. Küfür içermememesi nedeniyle ayrıca tebrik ederim.

Director: Sean Anders
Cast: Will Ferrell(Brad Whitaker); Mark Wahlberg(Dusty Mayron); Linda Cardellini(Sara);
Country: USA
Runtime: 96 min.
imdb detail



Cuma, Temmuz 28, 2017

Et Yiyelim - Avcılar - Istanbul

Şirinevler şubesini deneyen ve pek öven arkadaşımın tavsiyesi ile gittik mekana. Temiz ortamda garsonlar gayet kibar. Siparişimiz masaya ulaşma süresi başarılı.

Lokum: iyi pişmiş, sulu, löp löp dana. Beğendim. (36 tl)
Küşleme: iyi pişmiş sulu ve lokuma göre -haliyle- daha yağlı koyun. Bayıldım. (44 tl)

Tek kötü yanı; her gittiğimde bir Lokum bir de Küşleme yiyemem, ikiside iyi, hangisini seçicem sorunsalı :-) Yağlı eti daha çok sevdiğimden damak tadıma Küşmeme daha çok uydu. Ama her gittiğimde Küşleme yedikten sonra aklımın Lokumda kalacağını da biliyorums. hahaha. Özetle anlaşıldığı üzere çok sevdim. Yola çıkma nedeniniz "et yiyelim" ise, "Et Yiyelim" tam sizlik. Ek olarak lezzet, hizmet, fiyat puanını 10 üzerinden 10 veriyorums.

Temmuz 2017



Pazar, Temmuz 23, 2017

Japonyada görmek istediğim yerler

_ Chugoku
__ Yamaguchi
___ Hagi
____ Hagi Castle içindeki Mount Shizuki: zor bir dağ ama tam benlik. ps: deli sivrisinek var yollar kaygan keçi yol.


_ Shikoku
__ Kagawa
___ Kotohira
____ Kanamaruza Kabuki Theater: kotohira ya çıktım ama bu tiyatroyu ziyaret etmedim. içinde kabuki performances oluyomuş hala. takvime bakıp gitmek lazım.



Deepwater Horizon (2016)

"Deepwater Horizon" diye bilinen mekana gelen ekip, teknik testlerin maliyeti düşürmek için yapılmadığını görür. Lider konumundaki Jimmy, paragöz Vidrine'e karşı gelerek testleri yaptırtır. Karışık test sonuçlarını düşünürken pozitif olmayı seçer ve duşa girer. Lakin aslında denizin bilmem kaç km altında ciddi sorunlar vardır. Sonrasında patlamalar çatlamalar...

Yaaa, bilgi işlem çalışanı olarak zamandan kar etmek için adam gibi test edilmeyen sistemlerin nasıl patladığına tanık olan biri olarak filmi etkileyici buldum.. Şaka bir yana olay cidden olmuş ve o kadar kişi cidden maliyet düşsün nedeniyle ölmüş. Mark Wahlberg'ın oyunculuğu iyiydi. Kate Hudson ile üvey babası Kurt Russell ı aynı movie de görmek iyiydi. Film karanlık bir ortamda geçmesine rağmen dinmek bilmeyen action yüzünden gayet sürükleyici. Özetle sevdims.

ps: Bir sahnede görevli kız mantıksal düşünüp gazı kesicem der. Yanındaki iş arkadaşı buna yetkin yok deyip kızı durdurur. Hiyerarşisel korkusu mantığının önüne geçmiştir. Herkesin değer sıralaması farklı tabi. Salak adam.

Director: Peter Berg
Cast: Mark Wahlberg(Mike Williams); Kurt Russell(Jimmy Harrell); John Malkovich(Vidrine); Kate Hudson(Felicia);
Country: Hong Kong, USA
Runtime: 107 min.
imdb detail



Pazar, Temmuz 16, 2017

Central Intelligence (2016)

Lise yıllarını her alanda başarılı olarak bitiren Calvin, muhasebeci olup çıkar. Lise aşkı ile evlenmiş olan adam halinden pek memnun olmadığı için mezunlar gününe gitmek istememektedir. İşte tam bu sırada Bob Stone isimli biri Calvin ile irtibat kurar. Bu iri yarı, güçlü adam Calvin'in lise zamanı yardım ettiği şişman çocuktan başkası değildir. Bob, lise yıllarındaki bullying den sonra eşek gibi çalışmış ve CIA ajanı olmuştur. Lakin CIA tarafından ortağını öldürme ve önemli bilgileri çalıp kötü adamlara satma girişimleri nedeniyle aranmaktadır. Başta kafası karışan ve isteksiz olan Calvin, daha sonra Bob'a yardım etmeye karar verir.

The Rock / Dwayne Johnson ı görünce gülmeye programlıyım zaten. O nedenle izlerken gayet eğlendim. Konu standart, oyunculuklar ve işleniş standart. Bir Amerikan filminden beklenmeyecek ölçüde küfürsüz. Özetle süpper değildi ama izlerken sıkılmadım. Dwayne Johnson nedenli bir kere daha olsa bir kere daha izlerim.

Tag:
Director: Rawson Marshall Thurber
Cast: Dwayne Johnson(Bob Stone); Kevin Hart(Calvin Joyner);
Country: USA
Runtime: 107 min,116 min (Unrated)
imdb detail



Cumartesi, Temmuz 15, 2017

Japonya da gördüğüm yerler

CHUGOKU
Akiyoshidai (ii)
Bitchu-Takashi
raikyuji temple (it has zen garden)
Hagi
former castle town
tokoji temple
daishoin temple
hagi castle
mount kasayama
greyfurtlu dondurma
Hiroshima
peace park
Iwakuni
kintai-kyo bridge
iwakuni castle
kikko park
nagayamon gate (in the park)
white sneaks (in the park)
kikko shrine (inthe park)
Izumo
izumo taisha
former taisha station
soba tabemashita (ii)
azuki and mochi soup (ii)
Matsue
adachi museum of art
matsue castle
Miyajima
itsukushima shrine
mount misen
walking trails
Okayama
korakuen garden (no 1)
okayama  castle (kimono)
Onomichi
temple walk
Tomonoura
Joyato Lighthouse
pier
Tottori
sand dunes
kannonin temple (ii)
Tsuwano
inari jinja
tsuwano castle ruin
Yamaguchi
rurikoji temple (pagoda ii)
yamaguchi daijingu

KANSAI
Asuka
Hikone
hikone castle
genkyuen garden
Himeji
himeji castle (no 1)
mount shosha
kokoen garden
Kobe
Kyoto
Mount Koya
Nagoya
Nara
Osaka
osaka aquarium
minami(namba)
tenjin matsuri
umeda sky building
Ueno


KYUSHU
Fukuoka 
Canal city (ii, at the top floor kaizen sushi ga arimasu)

SHIKOKU
Kochi
katsuo no tataki (ii)
kochi castle (original)
Kotahira
Kompirasan
Marugame
Marugame Castle
Matsuyama
dogo onsen honkan (ii)
dogo onsen (I mean dogo onsen area)
dogo onsen station
Botchan Karakuri Clock
Shopping Arcade (at the dogo onsen area)
Dogo Park
matsuyama castle
ishiteji temple
Isaniwa Shrine
Takayama
ritsurin koen (no2)
sanuki udon (ii)
shikoku mura
takamatsu castle
shopping arcades (ii)
Uwajima
uwajima castle (original)




Pazar, Temmuz 09, 2017

Keeping Up with the Joneses (2016)

Çocukları kampa gönderdikten sonra ne yapacaklarını şaşıran Gaffney çifti, kafayı yeni taşınan komşuları Jones larla bozar. Onları izler, takip eder ve yanılmazlar. Komşuları ajandır ve görevli oldukları işte Gaffney çifti onlara yardım edecektir.

Uwwwww! Gal Gadot u çok beğenirim ama itiraf etmek gerek Bayan Gaffney, yani Isla Fisher da çok çok güssel bir kadınmış. Öhöm neyse. Hiç gülmedim. Hatta yarısında uyukladım. Başa sardım, bir daha izledim filan. Komedi filmi olması gerekiyor ama bana hitap etmedi. Özetle tam bir zaman kaybıydı.

Director: Greg Mottola
Cast: Zach Galifianakis(Jeff Gaffney); Isla Fisher(Karen Gaffney); Jon Hamm(Tim Jones); Gal Gadot(Natalie Jones);
Country: USA
Runtime: 105 min.
imdb detail



Pazar, Temmuz 02, 2017

Guardians of the Galaxy (2014)

Annesinin öldüğü akşam, bir uzay aracı tarafından kaçırılan Peter, yaman bir hırsız olarak yetişir ve sipariş üzerine işler yapmaya başlar. İşte böyle bir iş sonrası çaldığı küre yüzünden Gamora, Rocket ve Groot ile tanışıp hapse atılır. Burada da Drax ile ahbap olur. Kanki olan 5 li önce hapisten kaçar, sonra da ellerindeki topun nasıl tehlikeli birşey olduğunu öğrenirler, akabinde de topu ele geçirmek isteyen Ronan isimli kötü kişi ile kapışırlar. Sonuç: Aslında Peter babasından dolayı safkan bir insan değilmiş. Hmm bi de kıza aşık oldu.

Herkez gibi Groot'a aşık oldum. Sevgi bötürcüğü Groot. Film sonunda saksıya dikmişler. Büyümüş. ahahha bi de saksıda dans ediyor. Tipsiz ya. Hastasıyım. Es geçmek istemediğim bir şey daha: Peter Quill in çocukluğunu oynağan çocuk cidden iyi iş çıkarmış, sevdim. Özetle nötrüm. Filme bayılmadım. Groot hariç gülümsediğim kare olmadı. Ama bana itici gelen birşey de olmadı. İkincisinin daha eğlenceli olmasını bekliyorums. Daha eğlenceli olmaz ise buna da dislike diyeceğims. 

Director: James Gunn
Cast: Chris Pratt(Peter Quill); Zoe Saldana(Gamora); Dave Bautista(Drax); Vin Diesel(Groot (voice)); Bradley Cooper(Rocket (voice));
Country: USA, UK
Runtime: 121 min.
imdb detail