Pazar, Aralık 09, 2018

Overboard (2018)

Yaklaşan hemşirelik sınavları için kasan 3 kız annesi Kate temizlikçilik yapmaktadır. Bir gün temizlemeye gittiği yatın sahibi tarafından istediği içeceği hazırlamadığı için kovulur ve pahalı ekipmanları ile birlikte suya atılır. Şirketten kovulan ve ekipmanlar için borçlandırılan kadın gıcık olmuştur. Diğer taraftan zengin adamımız Leonardo, gece vakti yattan düşer ve gözünü hafızasını kaybetmiş modda sahilde açar. Haberi sosyal medya üzerinden öğrenen kadın arkadaşı Theresa nın da gaza getirmesi üzerine adamın karısı gibi yapar ve eve getirdiği Leonardo'yu köpek gibin çalıştırır. Zamanla elinden geleni yapmaya çalışan ve başarılı olan adama aşık olur. Lakin bir gün adamın gerçek ailesi gelir.

_ Kate, ev işlerini ve çocukların bakıcılığını adama devredip çalışabildiği için hazırlandığı hemşirelik sınavını geçiyor.
_ Adam gemiden normal düşüyor. Overboard (1987) de ise Annie, kafasını vurarak düşüyordu. O nedenle hafıza kaybı geçirmişti. Bence bu detayın atlanması hiç hoş olmamış.
_ Adamın kız kardeşi aslında hastaneye geliyor ama sanırım miras olaylarından dolayı ailesine adamı köpekbalıkları yedi gibi bir yalan söylüyor. Filmin büyük çoğunluğu İspanyolca idi ve o konuşmalarda subtitle yoktu. Tam anlamadım.
_ Adam kendi ailesini görünce herşeyi hatırlıyor. Kızıp gidiyor. Kate çocuklarını alıp adamın peşine takılıyor, ikisi suya atlayıp öpüşüp barışıyolar. Adamın yaşlı babası da adamı mirastan men ediyor.
_ Lakin yat adamın olduğundan gene çok zengin kalmayı başarıyorlar. hahahaha kadın boşuna mı nurse oldu yani. Bundan sonra ne olacak? Bence esas film şimdi başlıyor!

Goldie Hawn ve Kurt Russell ikilisini çok seven ve Overboard (1987) yi milyar kere izlemiş biri olarak bu filmi sevmedim. Hatta hayal kırıklığı hissettim. Cinsiyet değişimi iyi düşünülmüş. Zaten çok sevdiğim Anna Faris harika oynamış. Lakin Eugenio Derbez kesinlikle doğru bir seçim değil. Adam adult değil bildiğin moruk. Ayrıca filmin yarısı ispanyolca. Asıl filmde Annie bir kırılma noktası yaşıyor ondan sonra karar alıp toparlanıyordu. Bu filmde öyle birşey yok. Gıcık adam birden meleğe dönüşüyor ve hayatı boyunca hiç çalışmamış olmasına rağmen herşeyi güssel yapmaya başlıyor filan. Konuyu zaten biliyoruz ama işleniş içler acısı. Özetle sevmedim. Hatta 1987 yapımını bir daha izlemek ve bu kötü filmi gözlerimden temizlemek istiyorum.

Director: Rob Greenberg
Cast: Anna Faris(Kate); Eva Longoria(Theresa); Eugenio Derbez(Leonardo);
Country: USA
Runtime: 112 min.
imdb detail



Pazar, Aralık 02, 2018

Logan (2017)

Şöförlük yaparak geçimini ve koca bir depoda tuttuğu Charles'ın ilaç masraflarını karşılamaya çalışan Logan, Gabriela isimli bir kadın sayesinde kızı Laura ile tanışır. Lakin Laura'nın peşinde kötü adamlar vardır. Logan kızı ve kızın arkadaşlarını kurtarır, sonrada hakkın rahmetine kavuşur.

_ Mutantları silah olarak kullanmayı planlayan bir örgüt, taşıyıcı anneler sayesinde laboratuvar ortamında mutantların bebeklerini elde eder ve onları büyütür (Logan biriyle takılmış ta bebek olmuş değil yani). Lakin yeni silah programına geçmeye karar verilince bu çocuklardan kurtulmaları icap eder. Facility de görevli bir kadın çocukların kaçmasına yardımcı olur, Laura yı da alıp babasına götürür. Lakin kendi kurtulamaz, çocukları bulup yok etmekle görevli eski erkek arkadaşı Pierce tarafından öldürülür.
_ Birde ortalıkta dolanan Logan ın klonu var. Bu klonu özel yapılmış bir kurşunla Laura öldürüyor.
_ Logan zaten hasta, içindeki madde onu günden güne zehirliyor ve hücre yenilenmesini yavaşlatıyor. Kızına da aynı işlemleri, ameliyatları filan yapmışlar. Laura 'nın da ellerinden ayalarından bıçaklar çıkıyor.
_ Çocukların güvenli bir yere gitmesine yardımcı olmak isteyen yaşlı ve hasta Logan, doping etkisi yapan bir ilaç alıp amacına ulaşıyor ama sonrasında vücudu iyice iflas ediyor. Klon Logan ın son hamleleri ile de ölüyor. Çocuklar adamı gömüp yollarına devam ediyorlar.
_ Çocuklara liderlik eden bir çocuk gücü ile arabaları havaya kaldırdı. Acaba bu çocuk Magneto'nun oğlu mu?! ps: mutant olsam kesin Magneto yanında yer alırdım. ;-)

Laura rolünde oynayan Dafne Keen'i beğendim. Oyunculuk ve çığlıklar gayet başarılı. Birtek İspanyolca konuştuğu yerlerde kulaklarımı tıkadım. Bu dil benim başımı ağrıtıyor. Film çok gri idi ve ağır bir atmosferi vardı. Açıkcası uyuya uyuya izledim. Yine de konuyu sevdim. Hugh Jackman yaşlandı artık. Onu botox kullanmış modda oradan oraya atlarmış gibi yaparken izlemek istemiyorum artık. Böyle şereflice ölsünler ve ortamı gençlere bıraksınlar. (ps: Superman hariç) Konu iyi de işleniş kötü. Yazdığım gibi uyudum resmen. Özetle bayılmadım ama ana konuyu bilme açısından izlenmeliydi. Marvel izlemeye tabiki devam ama bu filmi sevmedim.

Director: James Mangold
Cast: Hugh Jackman(Logan); Dafne Keen(Laura); Boyd Holbrook(Pierce);
Country: USA
Runtime: 137 min.
imdb detail



Pazar, Kasım 25, 2018

Storks (2016)

Eskiden bebek taşıyan leylek şirketi el değiştirilmiş ve kargo işine yönelmiştir. İşkolik ailesi yüzünden hep tek başına oyun oynamak zorunda kalan Nate, tavan arasında bulduğu bir broşür nedeniyle kardeş istediğine dair leyleklere mektup yazar ve ailesini de gaza getirip desteklerini alarak evi leyleğin inebileceği bir yer haline getirmeye başlar. Bu arada zamanda gideceği adres pusulası kırıldığı için leyler arasında kalmış sakar bir kızcağız vardır. Kızı kovmakla görevli Junior bunu yapamaz ve kızı bebek makinesi odasından sorumlu yapar. Bütün gün kız sıkıntıdan patlarken Nate in mektubu gelir ve kız bebek makinesini çalıştırır. Sonrasında Tulip ile Junior ortaya çıkan bu dünya tatlısı bebeği ailesine teslim etmek için kasmaya başlarlar.

_ Kurt pack i komikti. Uçak, gemi, denizaltı bile olabildiler. Bebişi kaçırıp, tatlılığına aşık olmalarına ne demeli?! Çok değil ama komikti.
_ Tulip i teslim etmekle yükümlü leylek, kırılan adres pusulasının parçalarını toplamış. Böylece film sonunda Tulip te ailesine kavuşabildi.
_ Sonuç olarak kargo şirketini isteyen patron leylek yeniliyor. Bu arada neden bebek işini istemediği veya neden bebeğin Nate lere ulaşmasını engellemeye çalıştığı hakkında hiç fikrim yok. Leylekler bebek işine geri dönüyolar.

Sevmedim. Konu standart, işleniş ve karakterler kötü. Tulip çok bağırıyor. İzlerken başım ağrıdı. Ayrıca kız çok salak. Sorumsuzca uçağın düşmesine neden olması filan. Özetle izlerken içim bayıldı. Kurt pack i hariç başka hiç birşeye gülmedim. Bebişler de çok tatlıydı ama kurtarmıyor. Özetle zaman kaybıydı.

Director: Nicholas Stoller, Doug Sweetland
Cast: Andy Samberg(Junior); Katie Crown(Tulip);
Country: USA
Runtime: 87 min.
imdb detail



Pazar, Kasım 18, 2018

It (2017)

Hasta olduğu için dışarı çıkmayı tercih etmeyen Bill, küçük kardeşine kağıttan bir gemi yapar. Mutlu olan çocuk, dışarı çıkıp yağan yağmur altında oynamaya başlar. Lakin hızlı bir şekilde yol alan gemisine yetişemez ve gemi kanalizasyon deliğinde kaybolur. Delikte beliren tatlı palyaço, gemiyi geri verme vaadi ile çocuğun kolunu yakalar ve koparır. Çocuğu bir daha gören olmaz. Bill, kardeşinin, şehrin altını örümcek ağları gibi kaplayan kanalizasyonda kaybolduğunu ve hala yaşadığını düşünmektedir. Gerek eski, gerek yeni arkadaşları ile birlikte, onu bulabilmek için planlar yaparken, şehre yeni taşınan ve araştırmayı seven Ben Hanscom'tan, 27 yılda bir şehirdeki çocukların öldüğünü veya kaybolduğunu öğrenir. Şimdi de sanki, buna sebep olan canavar geri gelmiş ve bir sonraki 27 yıllık uykusundan önce beslenmeye başlamıştır. Palyaçonun korku ile beslendiğini anlayan çocuklar, ondan korkmamayı başarır ve onu döverler. Ölüp ölmediğinden emin olamadıkları için, 27 yıl sonra buluşmaya ve durumu kontrol etmeye karar verip dağılırlar.

_ Bill neden küçücük kardeşini karanlık ve merdivenlerden inmesi tehlikeli bir bodruma, tek başına gönderiyor acaba?!
_ Filmdeki çocukların ailelerine bakıyorum da hepsi birbirinden manyak? Biri kızına diğeri oğluna düşkün. Diğeri zorla koyun öldürttürüyo filan. Yani ne biçim bir toplum bunlar ya. Palyaço seçici davranmış bence. Bu kasabanın halkı geberse, dünya birşey kaybetmiş sayılmaz diye düşünmüş!
_ Bill ve Ben, Beverly den hoşlanıyor. Ben kız için şiirler yazarkene, Bill film sonunda kızı öpüyor. Kız Bill den hoşlanıyor bence. İsimsiz karttaki şiiri ilk o yazdı sanıyor çünkü.
_ Çocuklardan Richie Tozier, acayip küfürlü ve edepsiz konuşuyor. İzlerken rahatsız oldum. Haliyle çocuğa da kıl oldum.
_ Beverly Marsh bayağı cesur bir karakter çıktı. Aferin.
_ Kaybedenler kulübü ismini alan çocuklara zulmeden 3 tane serseri var. Bunlardan biri, babasını öldürdükten sonra çocukların peşine düşüyor. Mike Hanlon, kendisine saldıran bu serseriyi kuyuya itiyor. Palyaço da ciddi yara alarak bu kuyuda kayboldu. Korku ve çocuk ile beslenen bu yaratık bence, kuyunun dibinde yaralı halde yatan serseri Henry Bowers ile karşılaşacak, çocuğu korkutacak sonrada yicek. İşte böyle yeniden güçlenecek.
_ Bill in herkese dakka başı birbirinizden ayrılmayın demesi ve sorumsuzça ayrılmasına ne demeli. Jaeden Lieberher ı çok severim . Kekeme Bill i de süper ötesi oynamış. Ama Bill karakterini zeki görünen bir salak olarak görüyor ve beğenmiyorum.
_ Olaydan sonra milletin, sanki o an herkes dünyanın farklı bir köşesine gidecekmiş gibi vedalaşması da garipti.

It filmini çocukken izlemiş ve çok korkmuştum. O film, çocukların hem büyük hali hem de küçük hali başarılı bir şekilde harmanlanmıştı. (deli etkilendiğim ve korktuğum için iyi hatırlıyorum.) Bu filmi sevmedim: Konunun eski olmasından değil -keza Stephen King'ın kitabından uyarlama-. Oyunculukların kötü olmasından değil -Jaeden Lieberher- ın hastasıyım. Bu, işlenişin berbatlığından... Kötü işlemişiniz abi. Gül gibi konuyu disneylanda çevirmişiniz. Tek filmi ikiye böldüğünüzden de, uzatmak içinde saçmalamışınız. İkinci filmi izlicem ama bunu hiç sevmedim.

Director: Andy Muschietti
Cast: Jaeden Lieberher(Bill Denbrough); Sophia Lillis(Beverly Marsh); Bill Skarsgard(Pennywise);
Country: USA, Canada
Runtime: 135 min.
imdb detail



Pazar, Kasım 11, 2018

Queen of Katwe (2016)

Robert Katende isimli idealist öğretmen çocukları toplamış onlara satranç dersi vermektedir. Phiona, bir gün erkek kardeşini takip eder ve onun bir grup çocukla santranç oynadığını görür. Oyun ilgisi çeker. Derslere katılmaya başlar ve öğretmenini şaşırtacak derece ilerleme kaydeder. Kız turnuvalara katılır hatta başka ülkelere gidip birinci olur. İki kardeşi bir ablası bulunan Phiona nın babası ortalarda yoktur. Annesi ise güçlü, gururlu ve çocukların korumak adına fazla baskıcı birisidir. Phiona kazandığı para ile ailesine bir ev alır. Sokaklarda, orda burda binbir zorlukla geçirdikleri günler geride kalır.

_ Öğretmen sakat olmasına rağmen para kazanıp çocukları turnuvaya sokabilmek için futbol oynuyor. Adamın çabası ayakta alkışa değer.
_ Bir bölümde Phiona nın kardeşi kaza geçiriyor. Annesi hastane masrafını ödeyemeyeceği için hala yatması gereken çocuğu hastaneden kaçırıyor. Ah ne zor yaşamlar var şükretmesini bilmemiz şart. 
_ Maç kazanan Phiona nın bir ara poposu kalkıyo iş yapmamaya çılgınlar gibi çabalayan annesine baş kaldırmaya başlıyor. gıcık ya. kızı sevmedim zaten. paso şikayet. surat paso sirke satıyor. meymenetsiz. nemrut. sürekli yapamam edemem başaramam modda. ok , berbat şartlarda yaşıyosun ama bu benzgin negatif suratta neyin nesi. ya annen ne yapsın?' intihar mı etsin. kadıncağız 4 çocukla uğraşmak için nasıl çabalıyor. özetle Phiona karakterini hiç sevmedim. hele evlerini su bastıktan sonra ailesini sırtını döner gibi yapıp öğretmen ve ailesi ile yaşamaya başlamasına ne demeli.

İzlerken çok sıkıldım. Kızın o mıymıy hallerinden bana gınalar geldi. Annesinin ve öğretmenin oyunculuları şahaneydi yalnız. Özetle gerçek bir konu. İzlediğime pişman değilim. Ama kız çok bayık ya. Ne desem bilemedim.

Director: Mira Nair
Cast: Lupita Nyong'o(Nakku Harriet); Madina Nalwanga(Phiona Mutesi); David Oyelowo(Robert Katende);
Country: USA
Runtime: 124 min.
imdb detail



Salı, Kasım 06, 2018

Airplane pt.2 (Japanese ver.) by BTS

Müzikten anlamam. Görsel biriyim. Ama BTS izlerken düşündüklerimi hissettiklerimi not almak istiyorumz.

Taehyung: kıyafetler çok iyi. aksesuar abartılmış. gözlük kenarındaki tüyceğizi etiket sandım bir ara. şapka ve klip girişindeki koca gözlük ise 10 numara. saç modeli kesim dans ses süpper. sevdim. ek olarak orata bu sefer jongkook yerine v vardı. 100 handsome faces of 2018 winner olsun diye mi caba. :-) oldua zaten. :-)

Jongkook: ses ve dans süpper. kıyafet iyi. siyah saçı her zaman daha çok yakıştırıyorum. En küçük olmasına rağmen Jongkook çok erkeksi bir tarz var. Hareketler filan gayet mature, manly.

Jimin: bakışlar mükemmel. harika bir tiyatral yetenek var Jimin de bence. V Jin dahil hepsinden iyi. favori kıyafetim de Jimin de. dans saç rengi stil ses herşey mükemmel. Ek olarak Jimin'i femine bulmuyorum.

Jin-san: Ses tabiki harika. İkinci kıyafete bayıldım. Selvi gibi boyunu, zarif zayıflığını ve geniş omuzlarını ortaya çıkarmış. Siyah saç rengini daha çok yakıştırıyorum. Ama bu da iyiydi. Kesimden sanırım beğendim. Bir tek J-Hope ile dans kısmında yüzünde acaba yapabilecek miyim endişesi vardı derims. Daha doğrusu bazı kişiler dans ederken yüzleri sakin, hatta hareketler ile yüz kasları acayip uyumlu olurken, bazılarında ise olmuyor. Jin'in yüzü endişeli gibi mesela. U-kiss den Kevin, F(x) den Victoria, Shinee den Taemin ise resmen dans ederek doğmuşlar.

RM: Favori kıyafetim Jiminden sonra RM de. Saç rengi ve kesimi gayet iyi. Her zamanki gibi tavırlar manly ve mature.

J-Hope: Rap bölümü, dans ve kıyafet çok iyiydi. Saçlarını kesim ve stil olarak beğendim. Klibin Jiminden sonraki yıldızı derims.

Suga: klip sonunda kameraya değil dışarı bakması da bir tuhaf. suga yı anlayamadım gitti. sasuke gibi biri cidden. gıcıkmış gibi ama eşek gibi çalıştığı belli. sevmiyo gibi ama sevdiği belli. uyumsuz gibi ama yeri geliyo takımın tam ortasında. komplex kişilik. ahahha.

Görsel: kendimi sıcak ve çok sessiz bir günde havana da bir barda buldum önce sonra lüks ve loş barın terasına çıkıp ılık yağmurda ıslandım. şarkının tınısı ile mekan arasındaki uyum mükemmel.

Giyim: Bol pantolanlar, rahat gömlekler, doğal renkler, tatlı aksesuarlar. Bol şeylere bayılan biri olarak sevdim. Favorim Jimin, RM ve J-Hope un kıyafetleri.

Ses: Jimin in sesi acayip baştan çıkarıcı. Çok iyiydi. İkinci sıraya incecik sesi ile Jin i ve mükemmel rap i ile J-Hope var bende. Jongkook her zaman ki gibi altın madeni. V, RM ve Suga normal .

Dans: J-hope ve Jimin perfect. Sonra ön saflarda bulunan Jongkook,V. Sonra Jin. Arka saflarda yer alan RM ve Suga. Dans ses ve muzikte olduğu için hızlıcık ama sakincik. Rol keskin figürler yok. Tatlı bile diyebilirims.



Pazar, Kasım 04, 2018

Brimstone (2016)

Karısı ihtiyaçlarını karşılamamaya başlayınca öz kızına saran rahip, eşinin intiharından sonra kızına aşık adamı öldürür ve yeni ergen çocuğuna saldırır. Sabahına kız evden kaçar ve kader onu bir geneleve sürükler. Burada güssel bir kadına dönüşen Joanna, babasının izini bulması üzerine kendi dilini kesecek kadar korkar ve isim değiştirip bir oğlu bulunan dul bir adamın karısı olmak üzere yola çıkar. Aradan yıllar geçer. Kasabada ebe olarak çalışan kadın, yeni rahibin babası olduğunu görünce, kurduğu ailesini ve kızını korumak için harekete geçer.

_ Rahip karısını kırbaçlayıp sonrada birlikte oluyor. Hayattan soğumuş kadın kocasının kızını izlemeye başladığını görünce korkuyor ve yavrusunu korumak için adama sokuluyor. Ama adamın gözü dönmüş bir kere. Artık karısını istemiyor. Tepkiyi susturmak için kadının ağzına demir bir susturucu taktırıyor. Ergen modda şımarıklaşan Joanna, bir gün ezik gördüğü annesini aşağılıyor. Akabinde kadın kendisini asıyor. Burada Joanna'ya gıcık oldum. Ama ne yaparsın. Düşününce ufacık kız. Sonrası aynıları başına geldi zaten.
_ Çatışma sonrası yaralanan Samuel arkadaşı ile birlikte rastlantı sonucu Joanna nın çifliğine gelip saklanıyor. Kız bunları gizlice beslerken diğer adamın sapıklaşmaya başlaması yüzünden mi yoksa başka sebepten mi ne Samuel arkadaşını asıyor. Sonrasında babanın kızına fenalık yapmasını engellemek istiyor ama dakkasında mefta oluyor. Peh! Etkisiz eleman! Rahip, tuttuğu silahı geri çevirdi ve pat diye vurdu adamı. Cidden filmin en gereksiz karakteriymiş kendi.
_ Öpüşmem dediği müşterisi tarafından zorla öpülünce adamın dilini ısıran Liz in dili patronu tarafından kesiliyor. Mektup yolu ile tanıştığı adamla evlenme planları yapan kadın, gitmeden önce patronu Frank i öldürmeyi kafasına koyuyor. Yapıyorda, lakin yol üstünde Joanna nın odasına uğrayıp baba tarafından öldrülüyor. Joanna babasının boğazını kestikten sonra odayı ateşe verip dilini keserek Lin in yerine geçiyor. 
_ Ebe kadının, kafası büyük çocuğu çıkarıp anneyi kurtarmak için bulduğu çözüm korkunç ama o anda yapacak başka birşey yok. kafasını ezdi bebeğin çıksın diye.
_ Baba, Liz in kocasını öldürüp bağırsaklarını boynuna doluyor. Üvey oğlunu da tüfekle vuruyor. Liz i bağladıktan sonra karşısında küçük kızı kırbaşlıyor. Allahtan Liz savaşçı ruhlu bir kadın. 
_ Film sonunda Liz, Joanna Frank i öldürme suçuyla tutklanıyor ve kendisini nehre atıyor. Öldü mü ölmedi mi belli değil. Film bitiyor.

Beklentimin üstünde sapık çıktı film. Enses şeyleri izlemeyi sevmiyorum. Sonuçta babasını seven kız evladıyım. Böyle şeyler midemi bulandırıyor. Küçüklüğünden beri çok sevdiğim Dakota Fanning oyunculuğu çok iyiydi. Dilsiz kadını süpper oynamış O tatlı masum yüzün altında ne kadar gözü kara bir karakter olduğunu seyirciye çok iyi verildi. Bayıldım. Diğer taraftan Emilia Jones de küçük Joanna yı çok güssel oynamış. Rahip Guy Pearce ve karısının oyunculuklarını da beğendim. Özele konu sapık ama güssel, hiç sevmediğim gri ve western ortama rağmen sıkılmadan izlediğim için işleniş te iyi dicem. Oyunculuklar ise cidden harika. Bir tek gereksiz Samuel karakterini sevmedim o kadar. ps: bence ailecek izlemeyin.

Director: Martin Koolhoven
Cast: Dakota Fanning(Liz); Emilia Jones(Joanna); Guy Pearce(The Reverend); Carice van Houten(Anna); Kit Harington(Samuel);
Country: Netherlands, France, Germany, Belgium, Sweden, UK, USA
Runtime: 148 min.
imdb detail



Pazar, Ekim 28, 2018

Detroit (2017)

Askerden dönen zenci bir adam arkadaşları ile eğlenirken, ortamı polisler basar ve ortada suç yokken herkesi toplayıp karakola götürürler. Buna tanık olan zenciler yavaştan hareketlenir ve Detroit kaynamaya başlar. Kendi çapında eğlenen bir grup zenci oyuncak silah ile panzerlere doğru ateş edince polisler oteli basıp milleti olmayan suçu iftiraya zorlarlar. Hatta bu arada 3 kişi de ölür. Tramvatik olay sonucu mahkeme beyaz polisleri suçsuz bulur.

_ Gıcık polislerin başını çeken Krauss, Detroit kaosunda mağazadan çıkıp polis görünce kaçmaya başlayan suçsuz bir adamı vurarak öldürüyor. Adamda vijdan azabı filan yok. Adam kuralları uyguladığına inanıyor.
_ Otele yakın bir yerde güvenlik görevlisi olarak çalışan Dismukes, mudahale etmeden olayları sadece izliyor. Polisler ondan çekindikleri için fazla çıldırmıyorlar ama yine de zanlı bulduklarına zulmedebiliyorlar. Mahkeme zamanı Dismukes de polisler gibi suçlanıyor. Demekki bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın değil-miş dicem de, mahmeke kötüleri suçsuz buldu..:-( 
_ Olaylar sırasında askerler polislerin tozuttuğunu görüp geri çekiliyorlar. Polisleri durduran yok sadece aman suç bize kalmasın kaçalım zihniyeti var. Sadece bir asker zencilerden birini kurtarıyor, gizlice kaçmasını sağlıyor.. 
_ Sesi güssel Larry yaşadıklarından sonra beyazlara şarkı söylemek istemiyor ve kilisede ilahi söylerek parasını kazanmaya başlıyor.
_ Manyak polisin en az onun kadar manyak polis arkadaşı Flynn'i, Ben O'Toole canlandırmış. Yakışıklı adam. 
_ John Boyega acayip modda, Denzel Washington'a benziyor. Mimikler aynı. Oğlu sandım ama değilmiş.

Mahkemede gergin modda konuşan zenciler, usul usul duran beyazlar karşısında resmen haklı iken haksız konuma düştüler. Onları savunan avukatta çok pasif bir beyazdı. Yazık oldu diyorums. Olay gerçekten olmuş bir olaymış. Cidden çok etkileyici ve sinir bozucu. Özetle normal işleniş, iyi oyunculuk, gerçek ve ağır bir konu. Sevdim.

Director: Kathryn Bigelow
Cast: Algee Smith(Larry); John Boyega(Dismukes); Will Poulter(Krauss); Ben O'Toole(Flynn);
Country: USA
Runtime: 143 min.
imdb detail



Perşembe, Ekim 25, 2018

Tiyatro: HAMLET

İSTANBUL DT
1 perde - 1 saat 30 dakika
Yazan : WILLIAM SHAKESPEARE
Çeviren : SABAHATTİN EYÜBOĞLU
OYUNCULAR: BÜLENT EMİN YARAR
25 Ekim 2018 Cevahirde izledim.

Hamlet, babasının ruhundan katilin taç ve tahtın yeni sahibi amcası olduğunu öğrenir. Üstelik pek yakınca baba yarısı bu amca, annesinin yeni kocası olacaktır. Keyfi kaçık Hamlet, Danimarka'nın sarayında deli olarak ün salmaya başlamışken aklına bir tiyatro oyunu tertiplemek gelir. Oyunun konusu, taç için kardeşini öldüren ve öldürdüğü kardeşinin karısına göz diken bir amcanın yaşamıdır. Oyun sonunda amca sinirlenir ve Hamlet'i İngiltere'ye gönderir. Çocukla gidenlerin elindeki pusulada Hamlet'in derhal öldürülmesi yazmaktadr. Pusulayı bulan Hamlet içindeki yazıyı değiştirip kurtulur ve ülkesine döner. Bu arada babası Hamlet tarafından öldürlen Ofilya isimli kız, nehre düşüp ölür. Erkek kardeşi ise amcanın kışkırtmalarına kanıp zehirli bir kılıçla Hamlet'e meydan okur.

_ Ofilya ile Hamlet birbirlerinden hoşlanıyorlardı. Hamlet, yanlışlıkla kendisini takip eden adamı yani Ofilya'nın babasını öldürüyor. Yas tutan kız nehre düşüp ölüyor. Yurtdışından gelen erkek kardeşi de, amcanın gaz vermesiyle Hamlet i öldürmeye karar veriryor.

Bütük karakterleri minimal ama gayet akıllıca tasarlanmış bir sahnede BÜLENT EMİN YARAR bey canlandırdı. Harikaydı. Karakterden yeni bir karatere geçişteki bağlamalar süper akıllıca olmuş. Ses tonları, bakışlar. Oyun dram olmasına rağmen bazı yerlerde beni gülümsetti. Özetle dram tarzım değildir ama o başarılı oyunculuk için Hamlet izlenmeli derims.



Pazar, Ekim 21, 2018

Hacksaw Ridge (2016) (***)

Savaş zamanı ülkesi için birşeyler yapma konusunda kararlı olan baş karakterimiz Desmond, orduya katılır. Lakin silaha dokunmama konusunda kararlılık gösterip Medic olarak görev almak istediğini her seferinde dile getirir. Kah dayak yer kah hapse atılır. Sonunda istediği olur. Korkak olarak damgalanan bu kalbi büyük adam, Okinawa da Japonlar ile yapılan savaşta, 75 adet insanın hayatını kurtarır.

_ Dövüş sırasında hırslanıp abisinin kafasına tuğla indiren küçük Desmond, çok korkar ve öldürmenin en büyük günahlardan biri olduğu cümlesini kafasına kazır.
_ Savaş sırasında bütün arkadaşlarını kaybeden baba Tom Doss, oğullarını savaşa gönderme konusunda isteksiz, -hala yas tutan- bir alkoliktir. Erişkin Desmond, bir gün dayanamaz ve evde huzursuz yapan babasının elinden tüfeği kapar ve ona doğrultur. Sonrasında ağlayan babasına kıyamaz ve bir daha tüfeğe dokunmamaya yemin eder. Savaşa öldürmeye değil, hayat kurtarmaya katılır.
_ Kaza sonucu yaralanan bir adamı hastaneye taşıyan Desmond, burada hemşire olarak görev yapan Dorothy ı görür ve aşık olur. Sonrasında tatlılığı ile kızı etkiler. Dorothy, askere giden Desmond ı bekler ve arada bir zaman evlenirler. Ay, yoksa savaştan sonra mı evleniyorlardı?!
_ Andrew Garfield'ın oyunculuğuna , o ablak ve tatlı mimiklerine aşık oldum. İşte böyle bir adamla evlenmek istiyorum. İnançları ve idealleri söz konusu olunca aslan kesilen, kalbi kocaman ve kalbi iyilik dolu adama resmen tutuldum.
_ Dorothy yi canlandıran Teresa Palmer çok güsseldi. Karakteri de sevdim. Kendisini öpen çocuğu tokatlaması, önce sormalıydın demesi, sonra da gelmiyomusun demesi, bana ne zaman evlenme teklif edicen diye sorması filan. Bayıldım. Kız çocuğu seviyo ve çoooookkkkkk tatlı bir şekilde yönlendiriyor. Bravo.
_ Desmond yüzünden ceza alan koğuş elemanlarından bazıları, gece kalkıp çocuğu dövüyorlar. Herşeye rağmen Desmond taviz vermiyor. Madem silah tutmuyosun git o zaman diyolar. Ona da yanaşmıyor. ülkeme faydalı olmak istiyorum ama medic olarak diye tutturuyor. Hastasıyım! 
_ Amerikalılar önce tepeyi kaybedip iniyolar. Arkadaşlarından birini kaybeden ve çok üzülen Desmond, tanrım ne yapabilirim derken Help sesleri duyuyor ve tüm takati kesilene kadar, ciddi veya değil ilgilenmeden bulduğu her yaralı adamı kurtarmaya kasıyor. Her seferinde Tanrım bana bir tane daha kurtarmam için güç ver şeklinde dua ediyor. Ay ben de hüngür hüngür ağlıyorum bu arada. Karakterin kararkteri beni çok ama çok etkiledi.
_ Bu arada çocuk, o tepede, çok zor durumda iken bile silaha dokunmadan saklanmayı veya kaçmayı tercih ediyor. Hatta bir ara yaralı bir japona bile yardım ediyor.

Gerçek bir kahramanın hayatını konu alan filme bayıldım. Çok sevdim. Böyle güssel böyle anlamlı bir film izlemeyeli o kadar çok olduki?!. Konu, işleniş harika. Oyunculuk müthiş. Andrew Garfield o kadar doğru bir seçim olmuş ki, yönetmen Mel Gibson ı ve diğer herkesi ayakta alkışlamak istiyorum. Tek tek oyuncuları sayamıcam ama hepsi birbirinden iyiydi. Film sonunda olayın gerçek kahramanları konuştu. Desmond un asker arkadaşı bir kaç kişi ağlayarak konuştu. Ah içim gitti. Özetle Arşivliyorum....

Director: Mel Gibson
Cast: Andrew Garfield(Desmond Doss); Teresa Palmer(Dorothy Schutte); Hugo Weaving(Tom Doss);
Country: Australia, USA
Runtime: 139 min.
imdb detail



Pazar, Ekim 14, 2018

Venom (2018)

Araştırmacı gazeteci Eddie Brock, sevgilisi Anne'nin bilgisayarına izinsizce girip, Carlton Drake hakkında araştırma yapar ve yaptığı ropörtaj sırasında rahatsız edici bazı sorular sorar. Sinirlenen Drake, şirketinde çalışan Anne'yi kovar, Eddie'nin de kovulmasına ve bir daha hiç biryerde iş bulamamasını sağlar. Anne, Eddie'yi terk edip doktor biriyle çıkmaya başlar. Drake uzayda bulduğu bir ozganizmaya ait örnekleri insanlar üzerinde denemektedir. Buna seyirci kalamayan bir çalışanı Eddie ile görüşür ve adamı gizlice şirkete sokar. Yaşanan kazada organizma Eddie ile gayet başarılı bir şekilde birleşir. Uzay gemisi dünyaya çarptığında kaçmayı başaran 4 organizmadan birisi ise gelip Drake i bulur ve onunla birleşir. Tekrar gezegenine dönerek bir ordu toplayıp dünyaya beslenmek için gelmeyi planlamaktır. Lakin karşısına dünyayı sevmeye başlayan organizma ve kankisi Eddie çıkar.

_ Michelle Williams ile Tom Hardy berbat bir ikili olmuş. Beğenmedim. Rol kastıkları acayip belliydi. Tom Hardy karşısında daha minyon bir kız olmalıydı derims.
_ Anne, Eddie'yi gizlice bilgisayarını kurcaladığı için terk ediyor.
_ Venom yüksek frekans sesten ve ateşten rahatsız oluyor.
_ Venom bir sahnede, "seni sevdim, eziğin tekisiz, bizim gezegende ben de eziktim" demesine ve empati kurmasına koptum. Sesli güldüm sinemada. ahahahahha. Venom çok komik birşey ya.

Bir Guardians of the Galaxy değil ama gayet komikti. Güldüm eğlendim. Tom Hardy Venom olmuş mu? Şahane değil ama olmuş. Konu normal, işleniş iyi, oyunculuk normal, görsellik sinemada izlememi sağlayacak kadar iyiydi. Devamını gene sinemada izlicems. Sevdims.

Director: Ruben Fleischer
Cast: Tom Hardy(Eddie Brock / Venom); Michelle Williams(Anne Weying); Riz Ahmed(Carlton Drake / Riot);
Country: USA, China
Runtime: 112 min.
imdb detail



Jackie (2016)

Yer: Teksas ,Dallas, USA. Eşi John F. Kennedy'yi suikastte kaybeden Jackie Kennedy, yüzündeki kanları temizledikten sonra başka bir adamın (Lyndon B. Johnson) yemin ederek başbakan olmasını izlemiş, sonra cenazeyi organize etmek ve babasız kalmış iki küçük çocuğu ile bu cenazeye katılmak, akabinde de özenerek döşediği Beyaz Sarayı terk etmek zorunda kalmıştır. Kadın sinirlidir. Üst üste sigaralar içerken çağırdığı gazateciye hem yaşadıklarını hem de kızgınlıklarını aktarır.

_ Jackie zamanında, beyaz sarayın kapılarını basına açarak içinde nasıl şaşalı yaşadıklarını anlatmış. Kendisi şeffaf olmak istediğini söylüyor ama ben izlerken hava atıyor gibi hissettim. Hmmm, nazar değdi bence! :-/
_ Jackie şaşayı seviyor. Kocasının mezar yeri konusunda bile buna dikkat ediyor. Tepede biryerde olsun istiyor.
_ John F. Kennedy kafasından vurulmuş. Kadın yol boyunca adamın kafasına ait parçalar etrafa saçılmasın diye tutuyor kafayı. Cidden çok acı bir durum.
_ Beyaz sarayı terk etmeden önce her odaya giriyor çıkıyor, sanki yapmak istediklerini o son geceye sığdırmak ister gibi. Evi terk ederken yeni başkanın eşini duvar kağıdı seçerken görüyor. Çıkarılacak ders: ne oldum değil ne olucam demek lazım :-/
_ Eşi vurulunca Jackie, arabanın arkasına doğru hamle yapıyor nedenini tam anlamadım . Eşine ait bir kafa parçasını alıyor gibi geldi bana.
_ Gazeteci ile konuşan kadın sinirli. Belli. Adam o ne derse onu yazsın istiyor. Despot. Paso sigara yakıp söndüren kadın, bir ara dumanı üflerken "Ve ben sigara içmem" dedi gazeteciye. Uwwwww! Agresif.
_ Film sonunda iki çocuk gömülürken izledik. Araştırdım. Çocukları ölmemiş. O cenazeler kime aitti anlamadım. Ayrıca araştırırken özellikle bir çok erkek Kennedy nin kaza ile öldüğünü okudum. Ya uçak kazası ya bilmem ne kazası. Kennedy'nin laneti diye bir kavram çıkmış hatta. Çok ilginç ya. Emirleri kim seviyor acaba?! :-/

Konu gerçek olaylar. Oyunculuk güssel. Ama sevmedim. Çok bunaldım. İzlerken içim daraldı. Zor bitirdim diyebilirim. İşleniş başarılı değil bence. Yada film tarzım değil. Konuyu araştırınca daha ilginç çıktı. Ama dediğim gibi işleniş beni boğdu. Yavaş ve bir türlü ilerlemeyen kareler. Özetle sevmedim. 
ps: internette diyorki "Suikast Komplo Teorileri: 1) John F. Kennedy İsrail’in nükleer programına ters düştüğü için İsrail tarafından öldürülmüştü". 2) Suikast, Pentagon,FBI,CIA ve Gizli Operasyonlar birimlerinin ortak bir suikastidir. Jim Garrison suikast ile birlikte başkan yardımcısı göreve atanacaktır ve bu sebeple hükümete gizli bir darbe yapılmıştır.
ps: "Kennedy'nin katili Lee Harvey Oswald, ifadesi alınmadan önce bir bar işletmecisi olan Polonya Yahudisi Jack Ruby tarafından onlarca CIA ve FBI ajanının önünde öldürülürken..." kaynak: http://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/john-f-kennedy-suikasti-89

Director: Pablo Larraín
Cast: Natalie Portman(Jackie Kennedy); Peter Sarsgaard(Bobby Kennedy); Billy Crudup(The Journalist);
Country: Chile, France, USA, Hong Kong, Germany
Runtime: 100 min.
imdb detail



Tiyatro: HIRÇIN KIZ

İSTANBUL DT
2 perde - 2 saat 30 dakika
Yazan : WILLIAM SHAKESPEARE
Çeviren : NURETTİN SEVİN
OYUNCULAR: HAKAN MERİÇLİLER
14 Ekim 2018 Pazar günü Cevahirde izledim.

Güzelliği ve uysallığı ile bilinen iki kızkardeşten biri Bianka, hırçınlığı ile bilinen ablası Katerina evlenmeden evlenemiyecektir. Varlıklı babası verdiği bu kararı bildirince, Bianka'nın aşıkları bir araya gelip Petrukio'ya danışırlar. Adam kızın çeyizine konmak için talip olur ve gerçekten Katerina ile evlenir. Kızı uysallaştırmak için harika bir planı var. Plan işe yarar gibi görünür, aslında...

_ Dekora bayıldım. Özellikle heykel gibi sahnenin çeşitli yerlerinde hareket etmeden duran oyuncular harika düşünülmüş. Çok yaratıcıydı.
_ Hakan Meriçliler beye çok güldüm. Başarıyla can verdiği karakter kurnaz ve komik bir adamdı. Plan şu; hırçın kız sinirlenince adam daha da sinirli gibi rol kesiyor. Kadının iyiliği veya kadına duyduğu aşk nedeni ile sinirlenmiş gibi yaptığı için kadın da hep alttan almak durumunda kalıyor.
_ Oyun sonunda kız uysallaşmış gibi görünürken birden bileklerini kesti ve beni de dumur etti. O kadar ki bitmiş oyunu alkışlamadan önce bir an kal geldi. Şok edici ve iyi düşünülmüş bir son.
_ Oyun başında Katerina'nın durduk yere kardeşine havladığına tanık oldum. Sebepsiz yere cazgırlık yapması nedeniyle, oyun sonunda -kötü- bir fikir gibi gösterilen Petrukio'nın planına 10 üzerinden 10 veriyorum. Kız adalet peşinde olduğu için hırçınlık yapıyor değil. Bildiğin şımarık birşey. O nedenle başına gelenleri hak ettiğini düşünüyorum. 

Özetle iyi oyun, harika oyunculuk, komik işleniş, burayı okuduysanız artık sürprizlikten çıkmış başarılı son. Tavsiye ederims.



Pazar, Ekim 07, 2018

Moana (2016)

Maui, Te Fiti isimli tanrıçanın kalbi olan yeşil taşı çalar. Ortaya çıkan magma yaratık yüzünden de garip asasını kaybedip adanın birinde mahsur kalır. Kalbi çalınan tanrıça yüzünden dünya üzerindeki yaşam, ağaçlar, çiçekler yavaş yavaş yok olmaya, etrafı siyah bir madde kaplamaya başlar. Aradan yıllar geçer. Deniz, yuttuğu yeşil taşı Moana isimli bir kıza sunar. Şefin kızı Moana, babasının denize açılmasına izin vermemesine rağmen, büyükannesinden duyduğu efsaneye inanarak Maui yi bulmaya, taşı yerine koyarak dünyayı kurtarmaya karar verir. Adamı bulur; "yıllar geçti, artık hero değilsin, ama bana yardım ederek olabilirsin" diyerek onu ikna eder. İkisi önce garip asayı bulurlar, sonra magma yaratığı geçip taşı yerine koyarlar.

_ Magma yaratık aslında Te Fiti imiş. Kalbi çalınınca o hale gelmiş.
_ Garip asa, Maui'nin istediği yaratığa dönüşebilmesini sağlıyor. Bir kuş veya bir böcek gibi gibi.
_ Moana nın büyükannesi ölünce, ruhu koca bir vatoz olarak denize karışıyor.
_ Filmin gereğinden uzun bir bölümünde karga sesli ve kötü kalpli koca bir yengecin şarkı söylemesine maruz kaldım. İğrençti.

Müzikalleri sevmem. Bu çizgi filmde maalesef müzik dolu. Sevmedim. Karakterlerin çizimleri iyiydi. Özellikler saçları süpper yapmışlar. Hırsız karakterli Maui sevmedim. Moana ise çok tatlıydı. O ıslak saçlarının yüzünü kapladığı yerlerde filan eğlendim. İkisi arasında aşk olmaması ayrıca hoşuma gitti. Bol müzikli bir küçük çocuk filmi işte. Özetle standart konu, işleniş ve karakterler. İzlemesemde olurmuş. Ayy yengeci hatırladım da, hatta ii olurmuş.

Director: Ron Clements, John Musker
Cast: Dwayne Johnson(Maui); Auli'i Cravalho(Moana);
Country: USA
Runtime: 107 min.
imdb detail



Pazar, Eylül 30, 2018

Paterson (2016)

Sabah kalkıp kahvaltısını yapan adam kullandığı otobüsün kalkış saati gelene kadar şiir defteri ile haşır neşir olur. Yola çıkınca sohbet eden bazı yolculara kulak kabartır. Öğle arasında şiir yazmayı sürdüren adam, akşam eve gelip bir çok şeye el atmak isteyen konuşkan sevgilisi veya karısı ile zaman geçirip köpeği gezdirmek için dışarı çıkar. Bara gidip takılır, sonra eve gelir uyur ve her günü böyle geçer. Bir gün, eşinin sık sık kopyasını çıkart dediği defterini ortada bırakır ve köpek gelip onu paramparça eder. Üzülen adama oralardan geçmekte olab japon bir adam yeni bir defter hediye eder.

hahahahahhahaha! Aslında bu filmi başka bir film olduğunu düşünerek indirdim ve izlemeye başladım. Ama ne hikmetse Jim Jarmusch yakamı bırakmıyor :-) Konu, yukarda anlattığım gibi, bir adamın günlük monoton hayatı. İşleniş bildik Jarmusch style. Sessiz, dingin, monoton, aslında sıkıcı ama nedense izletici. Oyuncu seçimi her zamanki gibi yerli yerinde. Karakterler Paterson: alışkanlıklarını ve gelenekçi olmayı seviyor. monoton ama bundan rahatsız değil. uyumlu bir adam. monoton yaşamı değişmesin diye orta yolda poker face ile dolanıyor. Rol kesmiyor iki yüzlü davranmıyor. Öyle biri o. Eşi: Siyah ve beyaz takıntılı kadının çıplak yatıyo olmasını çok dişi buldum. Laura bence Jarmusch un kafasındaki kadın betimlemesinin vücut bulmuş hali. sürekli yaratıyor sürekli aktif sürekli konuşuyor ama bunları yaparken eşini seviyor onu çok seviyor onun yerine hissediyor onun yerine hissettiği hislerini açığa vuruyor. Çift Jim Jarmusch un bir diğer filmi olan Mystery Train (1989) deki japon çifti anımsattı (Yuuki Kudou(Mitsuko) ve Masatoshi Nagase(Jun)). hahaha ne tatlılardı onlar ya. Film sıkıcı, izlemesemde olurmuş, sevmedim derdim ama yönetmen Jim Jarmusch olunca objektif olamıyorums. ps: alışkanlıkları ve dingin yaşamı sevdiğim için adamla empati kurdum. bu durumda eşinin dakka başı değişiklikler yapması hadi neysede, konuşup durması filan canımı sıktı. herşey çok güssel ama ayakkabının içinde bi çakıl taşı var gibi. yani adam ne güsel uyum sağlamış hayatında birini istediği için. bende bu eksik işte.

Director: Jim Jarmusch
Cast: Adam Driver(Paterson); Golshifteh Farahani(Laura);
Country: USA, France, Germany
Runtime: 118 min.
imdb detail



Pazar, Eylül 23, 2018

Resident Evil: The Final Chapter (2016)

Umbrella Corporation'ı savunmanın yanı sıra, insanlığı korumak üzere programlanmış Red Queen, geriye kalan sağlıklı insanların çok kısa bir süre sonra tükeneceğini hesaplayarak Alice'ın karşısına çıkıp ona hava yoluyla yayılan bir antivirus un olduğunu ve bu ilacı Umbrella da bulabileceğini söyler. Geri dönen Alice burada eski kankisi Claire ve onun yeni arkadaş grubu ile karşılaşır. Alice ile Claire dışındaki herkes ölür, kadın anti-virus u havaya salar.

_ Bilimadamı hasta kızını kurtarmak için bir ilaç bulmuş. İlaç başlarda harikalar yaratmış Ama sonrasında kullanan kişiler zombiye dönüşmüş ve milleti ısırmaya, hastalığı yaymaya başlamış. Adam virusu yok etmek istemiş ama ortağı Dr. Isaacs, adamı öldürtüp Umbrella Corporation ın başına geçmiş.
_ Bilimadamının hasta kızı bizim Alice. ps: bu durumda hasta kız ölmemiş ve uzun süre yaşamış. Küçüklüğü Red Queen in görseli. Erişkini yani şimdiye kadar izlediğimiz klonu. Yaşlısı ise filmin sonunda anılarını klonu Alice için yedekledikten sonra Umbrella Corporation ı kendiyle birlikte havaya uçuruyor. 
_ Alice, virus dünyanın heryerine yayılana kadar daha işim bitmedi modunda motorsikletiyle devam eder. Kahretsin. Devam filmi mi olacak yine ne?!
_ İlk film süpperdi. Oradaki köpekli sahne ise şahaneydi. Ondan olsa gerek bu filmdede bir sürü köpekli sahne vardı. Ağzımda ise kabak tadı.
_ Wesker'ın ölüm sahnesi iyiydi. Yaşlı Alice kovuldun deyince Red Queen asansör yardımı ile adamın kolunu koparttı. Sırf burası iyi kurgu.
_ Dr. Isaacs klonu ile kaşılaşıyor. Yada ikisi de klon tam anlamadım. Gerçek benim hayır benim modunda adam kendi sonunu hazırlıyor.

Karanlık ortamlarda geçen filmi zerre sevmedim. Tam bir zaman kaybıydı. Umarım devamı olmaz. Olursa umarım haberim olmaz. Olursa da listeme almayı kesinlikle düşünmüyorum...

Director: Paul W.S. Anderson
Cast: Milla Jovovich(Alice / Alicia Marcus); Iain Glen(Dr. Isaacs); Ali Larter(Claire Redfield);
Country: UK, France, USA, Germany, South Africa, Canada, Japan, Australia
Runtime: 107 min.
imdb detail



Pazar, Eylül 16, 2018

Snowden (2016) (**)

Geçirdiği bir kaza sonrası askeri yaşamı sonlanan Snowden, CIA'e başvurur ve kabul edilir. Zekası nedeniyle diğerlerine fark atan çocuk, Corbin O'Brian ın liderliğinde önemli ve gizli işlerde görev almaya başlar. USA in bütün dünyayı istediği gibi izleyebildiğini görünce paranoyaklaşır ve kız arkadaşı ile arası açılır. Sonrasında barışan çift, çocukta epilepsi hastalığı görülmesi üzerine Hawai den gelen iş teklifini kabul eder. Buradaki projede ise USA sms veya net üzerinden yerini belirlediği kişiler üzerine füze filan fırlatmaktadır. Füze atılan kişiler suçlu mu değili mi diye emin olmadan yapılan buna benzer şeyler, Snowden'i vijdanı ile karşılaştırır ve adam gizli bilgileri çalarak basına verir. Sonrada Moskovo'ya kaçar.

_ Oyunculuklar iyiydi. Aktivist Shailene Woodley böyle bir filmde oynadığını görmek beni pek şaşırtmadı. Aferin canıma.
_ Joseph Gordon-Levitt her zamanki gibi süpper iş çıkarmış. 
_ Yayıncısına kafa tutan Glenn Greenwald rolünde Zachary Quinto vardı. Adamın oyunculuğu çok başarılıydı. 
_ Edward ile Lindsay net üzerinden tanışıyor. Muhabbet -ghost in the shell is one my favorites too-. diye başlıyor hahaha
_ CAI ile mülakkatında Ayn Rand geçmesine ne demeli?!<3 font="" nbsp="">
_ Verileri kaçırma şekli de iyiydi. Hiç renk vermedi maşallah.

Herkesin izlemesi gereken bir filmdi. Genel kültür. Sevdim. Arşivliyorum.

Corbin O'Brian ile Edward Snowden:
_ So why did you stop attending high school?
_ I had to make money. My parents were divorcing at the time.
_ Any other influences?
_ I'd say Joseph Campbell, Star Wars, Thoreau, Ayn Rand...
_ One man can stop the motor of the world. Atlas Shrugged.
_ Yes, sir. I believe that.

_ And who did we just track?
_ Not who, what. We're targeting bad guys' cell phones. Sometimes the SIM card.
_ Okay, and how do me know the bad guy is in possession of the bad cell phone when we strike?
_ Well, we don't...
_ Course we do. JSOC and CIA have their people in the field.

Snowden: And I think the greatest freedom that I've gained is the fact that I no longer have to worry about what happens tomorrow, because I'm happy with what I've done today.

Director: Oliver Stone
Cast: Joseph Gordon-Levitt(Edward Snowden); Shailene Woodley(Lindsay Mills); Rhys Ifans(Corbin O'Brian);
Country: France, Germany, USA
Runtime: 134 min.
imdb detail