Pazar, Haziran 15, 2014

Şanlıurfa

nasıl gittim, geldim?
Türk Hava Yolları-nın gayet başarılı servis veren uçağı ile GAP Havalimanına vardım. Bagajımı alıp minik havalimanının kapısında bekleyen HAVAŞ'a bindim (10 TL) ve Abide Parkında-Meydanında- indim. Oradan aşağıya doğru (Nevali'nin yanından) dümdüz inerek şehir merkezine çıktım. (Atatürk cad., Sarayönü cad., Divanyolu cad.).

Dönerken Sarayönü caddesinden R1 nolu otobüse binip toplanma yeri denen son durakta indim. Sonrasında bir miktar yürüyüp Abide Parkına varıp HAVAŞ'a bindim. Havaş yurtiçi uçuşlardan 2, yurtdışı uçuşlardan 2.5 saat önce Abide Parkından hareket ediyormuş. Havalimanında saçma bir şekilde İstanbul yolcularını uçuşa daha bir saat varken kapı önüne çağırdılar. Çayımı bırakıp gittim, meğer birşey yokmuş. Ek olarak ağır bir bagaj yoksa Şehir merkezinden Abide parka yürünebilir derims. Tahmini 30-40 dakika.

nerede kaldım?
Şehir merkezindeki İstiklal otelde kaldım. Sessiz sakin bir oteldi. Tek kişilik odam temizdi, fazladan havlu olması, milyar kanallı TV ve içinde su bulunan buzdolabı çok işime yaradı. İkinci kaldığım otel ise berbattı. Ondan adını yazmıcam ama Allahtan tek gece kaldım. Pisti, sıra gecesi olduğundan gece yarısına kadar gürültülüydü, TV çalışmıyordu, sadece 1 havlu vardı.

nereleri gezdim, neler yaptım?
Ali Baba Ciğercisinde Ciğer
Akşam saatlerinde vardığım Urfa'nın şehir merkezi, sıcak lakin çok hoş esintiliydi. Kaldığım otele yakın çarşı girişindeki Ali Baba Ciğercisinde ciğer yedim. Ciğer süpper mantıklı konumlandırılmış lavaş üzerinde geldi. Hızlıca dürüm haline getirip başarılı ayran ile birlikte mideye indirdim. Servisi yapan çocuk çok kibardı. Bahşi vermek istediğimde almadı. Seviyorum böyle yerleri. (ps: 8 TL gibi birşey)

Mevlid-i Halil Camii ve Mağarası
Güzel havayı görünce hızımı alamadım ve yürümeye başladım. Saat 19:30 gibi olmasına rağmen Mevlid-i Halil Camii ve Mağarası ziyarete açıktı. Mağarayı görmek ücretsiz ama isteyenler bağış yapabiliyor. İçeri girerken ayakkabılarınızı çıkarmanız gerekiyor. Erkek bayan ayrı girilen mağarada isteyen oturup dua okuyabilir. Camii büyük bir cami. Akşam saatlerinde yeşil tonda ışıklandırılmış ve sakin hali ise fotoğraf için süpper. ps: Mevlid, “kutlu doğum” demektir. Hz. İbrahim Peygamberin yanı başındaki mağarada doğduğuna inanıldığından, camiye Mevlid-i Halil Camii adı verilmiştir.

Ayn Zeliha Gölü
Caminin geniş avlusundan çıkınca Ayn Zeliha gölüne vardım. İsteyenler göl içinde saldal sefası yapabilir, yada benim gibi kenarındaki çay bahşesine kurulup çay yudumlayıp, balıkları izleyip, keyif çatabilir. Bu arada Ayz Zeliha gölünü başta Balıklı göl sandım ama değil. Ayrımı şöyle yapabilirsiniz. Ortasında heykel gibi birşey ve çevresinde çay bahçeleri olan Ayn Zeliha, diğeri balıklı göl. ps: Rivayetlere göre, Hz İbrahim ateşe atıldıktan sonra, Nemrut’un kızı Zeliha da Hz. İbrahim’i çok sevdiğinden ateşe atılmasına dayanamaz, o da kendisini ateşe atar. Zeliha'nın düştüğü yerde bir göl oluşur. Bu göle de Aynzeliha (Zeliha Gölü veya Pınarı) adı verilir.

Edessa Kadayıfda Künefe
Otele dönüş yolunda Edessa'da Künefe denedim. Olamaz böyle birşey! Ben normalde tatlı şeyleri pek sevmem. Hele hele künefe pek bir iğrenç, şerbetli gelir bana. Ama tavsiye üzerine yediğim bu mekandaki şey dehşet iyi birşeydi. Bayıldım. Eğer künefe buysa İstanbul'da yediklerim ne?! (5 TL gibi birşey)

Gümrük Handa ciğer ve çay keyfi
Urfalılar kahvaltıda da ciğer yerlermiş, bende adete uydum ve ertesi sabah Gümrük handa önce ciğer kebap yeyip akabinde çayımı içtim. Gümrük Han, tarihi Urfa Çarşısının içinde. Çarşıda ise yok yok. En çok baharatçılar, aktarlar, bakırcılar, iç taraflarda kumaşçılar, tehbihçiler dikkati çekiyor. ps: Gümrük Han, Hanlar Bölgesinde yer alır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında 1563 yılında Urfa Sancakbeyi Halhallı Behram Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Ulu Camii
Divanyolu caddesinden yukarı çıkarken Ulu Camii yi ziyaret ettim. Çok büyük bir avlusu olan camii özellikle fotoğraf çekmek için ideal. ps: "Kızıl Kilise" olarak adlandırılan eski bir kilisenin yerine inşa edilmiştir. Minareye, Cumhuriyet döneminde bir saat eklenerek saat kulesine dönüştürülmüştür.

Tarihi Sokaklar
Ulu camii karşısındaki daracık yollardan birine girerek ilerledim. Açık renk duvarlarla çevrili temiz yollar sabahın erken saatleri olması nedeniyle tenha ve fotoğraf için uygundu. Fırınların önünde ise tırnaklı ekmek almak için sıra bekleyen insanlar vardı. Urfalılar sabah patlıcanı biberi alıp fırına gidermiş. Onları orada közletip tırnaklı ekmeği kapıp kahvaltı edermiş.

Nimetullah Camii
Normal bir camii

58 Meydanı
Tarihi sokakların çıktığı minik bir meydan.

Hasan Paşa Camii
Çarşıdan çıkıp Balıklı Göle doğru ilerlediğinizde Hasan Paşa (padişah) camisinin önüne geliyosunuz. Akşam ışıklandırma ile canlanan caminin görüntüsü çok güssel. Tarihi sokakları gezdikten sonra tekrar Ayn Zeliha çay bahşesine doğru yöneldim. Bu esnada yol üstündeki Hasan Paşa Camiini bir de gündüz gözü ile gördüm.

Mırra
Ayn Zeliha çay bahçesinede, sert şeyleri sevdiğimden kendime güveniyordum ve Mırra sipariş ettim. Soğumaması için altında sıcak su ile servis edilen kahve cidden çok sert. Bana sorarsanız meyan kökü gibi bir tadı var.

Urfa Kalesi
Mırra sonrası kendimi toparlamaya çalışırken yanıma kibar bir biçimde bir çocuk yanaştı ve "buraların tarihini anlatayım mı" diye sordu. Anlat bakalım dedim. Oralarda minik rehberlerin para kazanmak için böyle işler yaptığını duymuştum. Ama bu kadarını beklemiyordum. Levent isimli çocuk fıstık gibi tarih dersi verdi bana resmen. Hz. İbrahim'in doğumunu ve mağarada yaşayışını, Nemrut tarafından ateşe atılmasını, peşinden Nemrut'un üvey kızının atılmasını, balıklı göllerin oluşumunu tatlı tatlı anlattı. Büyülenmedim desem yalan olur. Ayn Zeliha ve Balıklı göl hakkında söyleyecekleri bitince birlikte kaleye çıktık. Kaleye müze kartımla girdim. Rehber 18 yaşından küçük olduğu için nüfus kağıdımı bırakıp yanımda gelmesini sağladım. Hz. İbrahim buradan 2 çam ağacına gerilerek fırlatılmış. O çam ağaçları yerinde şimdi iki sütun bulunuyor. İbrahim peygamber fırlatılırken Nemrut'un oturup izlediği varsayılan tahtın kalıntılarını gördüm. Sonra tünelden inip rehber ile buluştum. Kendisine gönlümden kopanı verip teşekkür ettim ve ayrıldık. ps: Kalenin üzerindeki korint başlıklı iki sütun Edessa Karalı 9. MANU döneminde, M.S. 240-242 yılları arasında birer anıt sütun olarak yapılmıştır. Doğudaki sütun üzerindeki Süryanice kitabede: "Ben askeri komutan BARŞAMAŞ (Güneşin oğlu)'in oğlu AFTUHA. Bu sütunu ve üzerindeki heykeli veliaht Prens MANU kızı, kral MANU eşi, hanımefendim ve velinimetim kraliçe ŞALMETH için yaptım" yazılıdır.

Balıklı Göl
Ayn Zeliha gölünden ilerleyince balıklı göle varıyorsunuz. Ah, çok kalabalık. Urfa veya GüneyAnadolu sakinleri buraları seviyor sanırım, haftasonu herkes burada. ps: 150 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğindedir. Derinliği 3-5 metre civarındadır. İçinde efsanelere konu olan sazan türü balıklar bulunmaktadır. İslami kaynaklara, Hz. İbrahim ateşe atıldıktan sonra, bir mucize gerçekleşir ve etraf güllük gülistanlık olur.

Rızvaniye Camii
Gölün çevresini kalabalık nedeniyle tıngır mıngır geçerek Rızvaniye camisine geldim. İçerde biraz soluklandıktan sonra yoluma devam ettim.

Ballı Maraş Dondurmacısında ballı maraş dondurması
Urfa'ya gelmeden önce yaptığım araştırmalarda çarşı içinde bulunan Tarihi Kahraman Urfa isimli kebap salonunun Kemiksiz Pirzola dalında 1 numara olduğunu duymuştum. Lakin pazar günü ziyaret ettiğim mekan maalesef o gün kapalıydı. Bu durumda yine methini çok duyduğum hemen yan tarafındaki Ballı Maraş Dondurma isimli yere girip Ballı maraş dondurma yedim. Çok iyiydi. Valla Urfa ya geldiğimden beri tatlı sevmeyen, yemiyen ben sabah akşam tatlı yiyorum. Urfa'ya gelenlere bu lezzeti, ballı maraş dondurmasını tavsiye ediyorum (5 TL gibi birşey)

Mevlevihane Camii
Çarşının hemen karşısında yer alan bu camii normal bir camii. ps: 18. Yüzyılda Urfalı mevleviler için, Mevlevihane olarak inşa edilmiştir.

Hüseyin Paşa Camii
Sarayönü caddesi üzerindeki bu camii normal bir camii.

Hacıbabada Şıllık Tatlısı
Sarayönü caddesinde ilerlerken methini duyduğum şıllık tatlısından yemek istedim ve sorduğum sorular üzerine insanlar beni HacıBaba'ya yönlendirdi. OMG! Çok başarılı. Denemenizi tavsiye ederims. ps: bir sonrakine yanına dondurma da isticem. Bence harika ikili olurlar.

Osmanlı Ocakbaşında terbiyesiz kuşbaşı ve tavuk
Öğle yemeği yerine yediğim tatlılar beni idare edemez duruma gelince bir arkadaşımın öve öve bitiremediği Osmanlı Ocakbaşına gitmenin vakti geldi diye düşündüm ve Abide Parkına çıktım. Recep Tayyip Erdoğan caddesinden ilerleyip onu kesen Güvenlik Caddesinde koşturup Emniyet Caddesine çıkarak mekanı buldum. Yarım kuşbaşı yarım tavuk şeklinde terbiyesiz et söyledim. Tavuğun incik kısmından yapılan kebap, ustanın kendine öz sosunda bekletilip pişiriliyormuş. Gayet başarılı. Bu arada eklemeden edemicem. Abide parkdan Osmanlı'ya ulaşana kadar yürüdüm yol (20-30 dk), cadde ve site evleri arasında olduğundan cidden çok sıkıcı, yorucu ve bunaltıcıydı. Araba olsa problem olmazdı ama sırf et için yürüyerek ikinci bir defa gider miyim?! I don't know.

Hz.Eyyüp A.S. Makamı
Yemekten sonra Emniyet caddesinden aşağı inip Şanmar durağından otobüse binip Hz.Eyyüp A.S. Makamına gittim. Otobüsler Urfa kart ile çalışıyor ve kartınız yoksa şöför bey yardımcı olup size kart satıyor. (2 biniş 3 TL gibi birşey) Hz.Eyyüp A.S. Makamı büyük  bir yer. İçinde kubbesi çok başarılı renklerden oluşan bir camii, Hz. Eyyüp A.S.'nin çile çektiği mağara, ayağını yere vurduğunca çıkan şifalı suyun bulunduğu kuyu bulunmakta. Mekan haftasonu olması nedeniyle çok ama çok kalabalıktı. İnsanlar kuyu başında toplanmış zifiri karanlıktan içeri bakıp meraklarını gideriyorlardı. Sabır makamı ise acayip izdiham yeriydi. Önce bir grup erkek, sonra bir grup bayanın içeri kabul edildiği yeri çok istememe rağmen göremedim çünkü o kadar kadın kalabalığında ayılıp bayılmak istemedim. ps: Peygamber Makamı olarak bilinen külliyede “Çile Mağarası” ve “Şifalı Kuyu” bulunmaktadır.

Menengiç
Dönüşte önce otobüs ile toplanma yeri denen genel otobüs durağına, sonra R1 isimli otobüs ile şehir merkezine vardım. Yorgunluğumu atmak için hemen Ayn Zeliha çay bahçesine kuruldum ve Menengiç söyledim. Menengiç süte menengiç karştırılarak yapılan gayet tatlı ve lezzetli birşey..

Selahaddini Eyyübi Camii
Dinlenme sonrası Rızvaniye camisinin karşı tarafında kalan Selahaddini Eyyübi Camiisini buldum Cevahir konağının karşısında kalan normal tipli camiiden çıkıp yol boyunca yukarı çıktım. ps: 457 yılında Piskopos Nona tarafından yaptırılan Vaftizci Yahya Kilisesi'nin üzerine 19.yy başlarında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Yapı üzerindeki pencerelerin kenarlarında kiliseden kalan yarım sütunlar ve birbirlerine dolanmış ejder kabartmaları bulunmaktadır.

Beziüzaman Mezarlığı
Niyetim Fırfırlı camiiyi görmekti ama göremeden kendimi Bediüzzaman Mezarlığının önünde buldum. Tam dışarda duamı okuyup dönüyordumki yaşlıcık bir adam Bediüzzaman Said Nursi'nin mezarını görüp görmek istemediğimi sordu. Olumlu yanıt vermem üzerine koskoca mezarlık içinde bana eşlik etti. Buraların tekin olmadığını, tek başına mezarlıkta dolanmamamı salık verdi ve yerlerdeki tiner şişelerini gösterdi. Eskiden daha da beter olan (yani her yerde tinerciler, serseriler varmış) "Ahmet Eşref Fakıbaba" sayesinde temizlenmiş, şimdi aileler parklarda rahatça piknik yapabiliyormuş, çocuklar sokaklarda oynayabiliyormuş. Yine de mezarlık tinercilerden tam olarak kurtulamamış. Yazık. Mezarlık gibi çok daha fazla dikkatli olunması gereken bu yerde saçma kafalarla saçma işler yapmak! Gerçekten yazık. ps: Bediüzzaman Said Nursi'nin makamı diye Halil ür-Rahman Dergahında bir yer var. Mezarı önceden buradaymış ancak 27 Mayıs Darbesi(1960) hükümetinin emriyle, açıklanmayan bir yere nakledilmiş. Bu durumda Beziüzaman Mezarlığında ziyaret ettiğim yer, gerçek makam olmayabilir. I don't know.

Fırfırlı Camii
Dönüş yolunda yaşlıcık adam beni Fırfırlı camii ye bıraktı. Yol üzerinden ilerlerken camiiyi bulamamam normalmiş, çünkü çok içerde çok arada kalan bir camii bu. Önceden kilise, sonra hapishane, şimdi ise cami olan yapının kapısı ve rengi çok güssel. 7 kız 1 erkek 8 çocuğu bulunan ve arada yaptığı telefon konuşmalarından evlatlarına olan düşkünlüğünü anladığım amca hayırlı yolculuklar diledi ve ben tekrar şehir merkezine doğru yola çıktım. ps: Yapının batı cephesi ile köşe kulelerinde son derece güzel bir taş işçiliği görülmektedir.

Cevizli Köftecide Patlıcan Kebabı
Akşam vakti ne yesem diye düşünmedim çünü bayağıdır gözüme patlıcan kebabını kestirmiştim. Çarşıdan Balıklı göle yürürken yol üzerinde bulunan Cevizli Köftecide söylediğim patlıcan kebabı devasa boyutta geldi. Başta "nasıl yicem ben bunu" diye düşünsemde o muhteşem tata vardıktan sonra geriye birtek iyice sıyrılmış patlıcan kabukları kaldı.

genel olarak Urfa:
Yollar çok geniş. Ulaşım ve toplu taşıma başarılı. Bir çok şey birbirine yürüme mesafesinde. Yemekler, tatlılar enfes. Mayıs ayında hava süpper. Esnaf kibar, yardımsever. Halk özellikle dini mekanlar konusunda çok meraklı, ilgili. Öte yandan dutlar toplanmadığından yerlere düşüp ezilmişler, bazı yerler çok kaygan. Gün içinde 1-2 kere hayatında hiç kadın görmemiş gibi dik dik bakan adamlara rastladım. Gerçi onlardan istanbul da da var. Ve saat 20:00 dan sonra sokakta tek başına rahat yürünmüyor. Birileri yanınızda türkü bestelemeye başlıyor. Meydanda Garanti bankası olmaması da bir başka eleştirilecek nokta. Abide parka doğru çıkılan yok üzerinde var. ps: Göbekli Tepeye toplu taşıma aracı gitmiyormuş.

Sonuç:
Urfa bence 3 gün. 1 gün merkez. 2. Hz.Eyyüp ve Harran. 3. gün Halfeti ve Birecik olabilirmiş mesela. Bir daha gelir miyim? Evet. Ama bu sefer otel konusunda çok ama çok seçici olurum.