Pazartesi, Ağustos 04, 2014

Paris 2014 - Part 1/4

Kereviz: Merhabalar Dii Hanım. Öncelikle hoşgeldiniz demek istiyorum. Tekrar doğduğunuz topraklara adım atmak nasıl bir duygu?
Dii: Anlatılmaz yaşanır, şeklinde özetleyebilirim.
Kereviz: Anlıyorum(?xx!??!). Yoğun bir çalışma temponuz olduğunu bildiğimden lafı fazla uzatmadan sorularıma geçiyorum. İlk sorum: Neden Paris?
Dii: Tatile çıkmayı planladığım tarihte en ucuz uçak bileti bulduğum avrupa ülkesi Paris olduğu için.
Kereviz: Özel bir nedeni yok yani?
Dii: Yok.
Kereviz: Yok diyerek kestirip atmanızdan gevezelik etmemem gerektiğini çıkarıyor ve hemen ikinci soruma geçiyorum. Hazırlık süreci nasıldı, nasıl planladınız, neler yaptınız, hangi zorluklarla karşılaştınız?
Dii: Öncelike Paris'i wiki den kontrol edip görmek istediğim yerleri ve oraları hangi amaçla görmek istediğimi netleştirdim. Sonrasında gezi programımı hazırladım. Pasaportum zaten vardı. Vize alma süreci ise çok hızlı gelişti. Fransa vize için -her seferinde- parmak izi alma prosedürüne başlamış. Bu nedenle yarım gün işten izin almam gerekti. Lakin devir değişmiş, işlemler çok hızlı ilerledi ve Cuma başvurduğum vize Salı günü çıktı. Ucuza bulduğum uçak bileti zaten hazırdı. Oteli ise her zamanki gibi booking.com dan ayarladım. Ama öncesinde google.map den kontrol etmeyi unutmadım. Keza iyi görünen bir otelin önünde google.map ten baktığımda bir motorsiklet çetesi görmüşlüğüm var.
Kereviz: Herşey yolunda gitmiş gibi, ne güssel. Uçuş nasıldı peki? Havalimanında verdiğiniz demeçte ilk defa UIA ile uçuyorum demişsiniz.
Dii: Kiev üzerinden aktarmalı gitmek 6 saat sürdü. Uçak iyiydi. Personel kibardı. Aktarma sırasında 15 dk gibi bir sıra bekledim. Onun dışında herşey olunda gitti. Ah bir de, Paris'te verdiğim bagajı Kiev'de alıp tekrar vermem  gerekmedi. Bagajlar otomatik İstanbul uçağına aktarıldı. İyi birşey.
Kereviz: Anlıyorum..
Dii: (??!!xxx??)
Kereviz: Kaldığınız otel hakkında ne diyeceksiniz?
Dii: Otel çalışanlarının ingilizcesi gayet iyiydi. Kibar ve yardımseverlerdi. Tek kişilik özel banyolu odam temizdi ve hergün temizleniyordu. Ek olaran TV ve Wifi harikaydı. Oda ve otel ile ilgili herşeyi sevdim. Bir tek saç kurutma makinesi olsa daha iyi olurmuş.
Kereviz: Ya çevresi? Attığınız bir twitte Harlem'deyim yazmışsınız!
Dii: Dersinize çalışmışsınız. 
Kereviz: (!!!???xxoxx%!)
Dii: Şöyleki ilgili istasyonda, metrodan inen hatrı sayılı kalabalık içindeki 2, bilemedim 3 beyazdan birisi bendim. İlk başta ürksem de, sonraları hiç bir zararın olmadığını gördüm. Lakin Temmuz ayında hava 22:00 gibi kararıyor. İşte o saatten sonra köşelerde toplanmış, size tip tip bakan gruplar var. Cidden ürkütücüler.
Kereviz: Uuwww! Korkunççç!!!
Dii: Benim için değil. Çünkü çok geç vakitlere kadar gezen biri değilim. Öbür taraftan otelin hemen karşısında çok büyük bir super market vardı ve işime çok yaradı. Keza akşam yemeklerimi oradan temin ettim.
Kereviz: Ah! benden uzun yaşayacaksınız Dii hanım iihihiih, Ben de tam ne yediniz ne içtiniz diye soracaktım.
Dii: (??%&!!!) Domuz konusunda pek hassas olduğumdan yurtdışında kendi yemeğimi kendim yapmayı tercih ediyorum. Lakin bu hotelin mutfağı yoktu. Bu nedenle marketten somon füme ve hazır salata ile ana yemeğimi hallettim. Gün içinde ise Türkiye'den taşımış olduğum kuru kayısı ve fındıkı tükettim. öhöm! bir de ekmekçim makinesinde -ay pek lezzetli- bir kek yapmıştım, o vardı yanımda. Paris'te dışarda sadece bir kere yedim, ek olarak expresso içip Volvic marka su tükettim.
Kereviz: Hmmm kek demek. Program sonunda tarifinizi paylaşırsınız artık. iihihihih. Sıra geldi Pariste gördüğünüz yerlereeeee. Ama önce kısa bir reklam arası...
Dii: Hay hay!
Kereviz: Biraz sonra yine karşınızda olacağız. Dii hanımın Paris günlerini merak ediyorsanız Stay Tuned! ihihihiih)