Cumartesi, Mayıs 30, 2015

Hatay - Antakya



Cuma
Neşeli bir şekilde valizimi kapıp varıyorum Atatürk Hava Limanına. Zaman öldürmek için sebzeli pizza yiyorum ve lezzetine bayılıyorum. Uçak yolculuğu ve THY nin hizmet kalitesi her zamanki gibi şahane. İkramları beyaz peynirli sandviç, mini salata ve tatlı olarak sağlıklı+çilekli bir yoğurt. Aferin THY! :-) Havaş'ın anlayışlı şöförü sayesinde otelime en yakın noktada iniyor ve yürümeye başlıyorum. OMG! Yolumun üstünde Sultan Sofrası. Hemen içeri girip mönüyü irdeliyorum. Sofrada Mumbar, Kabak Borani, Kaytaz Böreği ve Oruk var. Lezzetler orta kalite. Hizmet ise 10 üzerinden 0. Çünkü öğle saatlerinde gittiğim restoran çok yoğun. Lakin bu yine de ekmeklerin, orukun buz gibi gelmesine, yemekten sonra çay veya kahve içmek istediğimde yok denmesine, ödemenin masada yapılamamasına, ödeme için elindeki valiz ile sırada ayakta bekletilmeme bahane değil. Kaldıramayacağınız taşın altına elinizi koymayın! Özetle bir daha gitmem. 


Gelelim otele: Otelin konumu şahane. Çarşılara, Merkeze, Künefe salonlarına 2 dakika yürüme mesefesinde ve cadde üzerinde. Bina eski, kolidorlar dar ama oda gayet büyük ve temiz. Odada klima, buzdolabı, tv seccade, çalışma masası, saç kurutma makinesi, banyo malzemeleri, terlik var. Ücrete dahil olan kahvaltı ise kabul edilebilir cinsten. Bütün bunlara resepsiyondaki Ayfer hanım ve Mahmut bey'in kibar ve yardımsever tavırları da eklenince gayet memnun kaldım diyorum. Özetle bir daha giderim. Otel odamda bir süre dinlendikten sonra dışarı çıkıp Ulu Camii, Kunduracılar Çarşısını, Uzun Çarşıyı, Habib-i Neccar Camii, Katolik Kilisesini geziyorum. Arada Kral künefede künefemi yiyor, Uzun Çarşı içinde Türk kahvemi höpürdetiyorum. Sonrası otele dönüş ve güssel bir uyku. :-)



Cumartesi
Otelde hafif bir kahvaltı yaptıktan sonra minibüse atlayıp Harbiye şelalelerine gidiyorum. Yeşillikler arasında yürümek iyi hissettiriyor. Sonrasında Grand Boğaziçi Oteline ait 5. kattaki restoranda öğle yemeğimi yiyorum. Sofrada Dövülmüş Izgara Piliç ve Meze tabağı var. Harika ötesi. Ekmekler sıcak, sunum mükemmel, yemek sonrası çay veya kahve ise ikramları. Sultan Sofrası rezaletinden sonra Boğaziçi'nin bu güleryüzlü ve 4*4 lük hizmet anlayışı ile karşılaşmak iyi geliyor. 


Dönüşte Saint Peter Kilisesi önünde iniyorum ve kendisi minik önemi büyük bu kiliseyi geziyorum. Lakin turizm anlamında burada çok zayıf kalmışız; hiç bir yerde adam gibi tabela olmaması nedeni ile yeni arkeoloji müzesini zar zor buluyorum. Çabalamama değdi. Yeni arkoloji müzesi, Paris Louvre Müzesi kadar büyük değil tabiki ama ona denk kalitede eserleri başarıyla organize etmiş. Keyifle geziyorum. Sonraki durak Pöç kasabı, oturacak yer bulmak için ayrı, oturduktan sonra yemeğin gelmesi için ayrı bekliyorum. İçersi çok kalabalık. Gelen tepsi kebabı ise hayatımda yediğim en güssel yemeklerden biri olarak tarihime geçiyor. Çabalamama kesinlikle değdi. Dönüşte Hatay Künefede tatlımı yiyor, otele dönüp bir güsel uyuyorum.



Pazar
Antalya belediye parkında keyifle süvarimi içiyor sonrasında Hatay sokaklarında kayboluyorum. Tanıştığım dünya tatlısı Nuray hanım sayesinde diyet düşmanı Kebo ya gidiyor eşek kadar tavuk dönerini bayıla bayıla yiyorum. Yemek için ayırdığım bugün, sonraki durağım Sosyal tesisler. Harika Hatay manzarası karşısında süvarimi içtikten sonra Yusuf ustada künefe yemek için yine çarşıya giriyorum. Peynirde hafif bir koku var. Bu nedenle Kral künefe hala listemde bir numara... Sonrası yine pöç kebab; bu sefer meşhur kağıt kebabını denicem. Tepsi kebabı gibi kağıt kebabı da gayet lezzetli geliyor. Otelden valizimi alıp Havaş durağına geliyorum. öldürmem gereken belirli bir zaman olduğundan harika bahçesiyle Debboğlu camii ve altındaki fransız tarz dekore edilmiş cafe yi (La Maison Du Bon Cafe) geziyorum. cafe çalışanları çok kibar ve güleryüzlü. Özetle bir daha ziyaret ederim! Uçak rötar yaptığı için havalimanında 1 saat, uçak Atatürk Havalimanına inemediği için havada yarım saat, uçak iniş yaptıktan sonra uygun kapı bulamadığı için yerde yarım saat kaybediyorum. Dönüş yolu yorucu oluyor ama Hatay'ın tatları daha dilimde damağımda olduğundan keyfim sürüyor.

Özetle Antakya çok dolu bir ilçe ama turzim anlamında ciddi eksiklikleri var. İnsanları çeşit çeşit ve sanırım işte bu nedenle herkes güleryüzlü, anlayışlı ve yardımsever. Yemekler ise süpper. Karşılaştığım ve gülümsemesini esirgemeyen tüm Antakyalı'lara bir teşekkürde buradan, tekrar görüşmek dileğimle :-)

Pöç Kasabı: Uzun Çarşı caddesi No:154 Antakya Hatay



Hiç yorum yok: