Cumartesi, Ağustos 15, 2015

Basketbol: 12 Dev Adam 73 - Yunanistan 64

Slam Dunk-ı bitirince içimde alevlenen aşkla 12 Dev Adamı oluşturan A Milli Erkek Basketbol Takımımız Yunanistan ile olan maçına gittim (Tarih: 15 Ağustos 2015) ...

Bileti kapıdan alma hayallerim, eşek gibi kuyruğu görünce 12 tl lik bileti 15 e satan korsandan para üstü almamla tamamlandı. Fena değil. Daha önce bahsettim mi emin değilim lakin tekrarlayacağım. Abdi İpekçi spor salonunda yer bulmak harika. Herşey organize, kolay anlaşılır cinsten. Oturduğum yer şahane değil lakin gözüm boş koltuklarda. Maç başladığında hala boşlarsa o tarafa doğru yapılacak hamle için hazırımmm.

Yarım saat öncesinden ringe çıkan sporcular ısınma turları atarken hangisi center - Akagi , hangisi Rukawa incelemeye başladım. Bazısının üçlükleri wow dedirtirken bazıları vasatın altı ( ben de basketbol gurusuyum zaten:-) )

Maç; başladı , bitti.
Bazı bencilce hamleler olmasına rağmen hücumda iyiydik. Yunanistan, iyi alan savunması yapmasına rağmen Türk takımını durduramadı. Semih Erden'a ait ribaundlar sayesinde gol yemedik. Eş zamanlı pota altındaki Semih'i durdurmak için yapılan fauller nedeniyle iyi sayılar aldık.

Maçın favori adamı, Türk takımına rehavet çökünce ateşi harlayan 10 numaralı Melih Mahmutoğlu idi derims. Adamın üçlükleri harikaydı. İkinci ise Ceid Osman. Çocuk gerçekten; hmm nassı desem ilerde Rukawa olabilir cinsten :-)  Boyu diğerlerine göre uzun olmayan ve bana hızı ile Ryota'yı anımsatan Ali Muhammed yine iyi oynayanlar arasındaydı. Şaka maka oyunu -genelde- iyi kurdu. Lakin adı okunduğunda sanırım Türk değil diye seyirci hak ettiği alkışı vermedi. Ayıp ettiler diyebilirim çünkü çoğunlukta Yunanistan ile burun buruna gittiğimiz maçı kazanmamızda ciddi ciddi çok emeği var. Bu arada Ali Muhammed, bazı gazetelerde adını değiştirmiş olmasına rağmen hala Dixon diye yazılıyor. İlginç ...

Maçta beğenmediğim oyuncu ise Ersan İlyasova oldu. Sayı bulmada zorlandı, pas vermedi, bencilce takıldı, sahadaki tavırları agresifti. Sevmedim.

Diğer taraftan maça bir çok dişinin gelmiş olması hoşuma gitti. Böylece -çok şükür- küfür duymadım. Lakin bir ara yanıma eşek gibi alkol almış bir adam oturdu ve resmen burnumun direkleri kırıldı. İyi ki daha güssel bir yer buldu da gitti.

Özetle her ne kadar İstanbul toplu taşıma araçlarında gebermemiş olsamda dışarda olmak eğlenceli değildi. Ek olarak spor salonunda oturma yerlerinin üstüne basa basa ilerleyen -iyi giyimli- insaları , çarptığı halde özür dilemeyen yarmaları pek özlememişim. Maçı yerinde izlemek, o havayı solumak tabiki harika. Ama yine de bundan sonra maçları aman küfür duyar mıyım, yanıma leş gibi alkol veya sigara kokan biri oturur mu gibi endişelerim olmadan evimde izlicem sanırım.

ps: maça giderken yanınızda bozuk para bulundurmayın. Güvenlik nedeniyle el koyuyorlar.
ps: içerde minik su (250 ml) 1 tl. lakin dışardan alın da diyemiyorum. çünkü dışardan su getirmek yasak. Alışveriş üstü olarak bozuk para veremedikleri için kağıt 1 tl veriyorlar. Çıkışta gelin değiştirelim diyorlar. Ama çıkışta ciddi bir kuyruk oluyor. Dahası bozukları kalmamış olabiliyor.



Hiç yorum yok: