Cuma, Eylül 25, 2015

Denizli ili

2008 yılınca hizmete açılan Denizli Çardak Havalimanını sevdim. Küçük ve temiz. Çıkışında bekleyen otobüslere binerek fazla beklemeden 45 dakika içinde Denizli merkeze vardım. Merkeze yakın olan otelim temiz ve şıktı. Çantamı bırakıp geniş Denizli sokaklarında yürümeye başladım. Kaldırımlar geniş, hafif bir eğim dışında dağ tepe yok, hertaraf ağaç. Denizli merkezini gayet düzenli buldum. Sıcak ama terletmeyen hava sayesinde uzun bir yürüyüş yapıp Recep Yazıcıoğlu parkına vardım. Parkın düzenlemesi iyi, Türkiye standartlarına göre temiz ama dünya standartlarına göre değil. Parkın diğer adı ise İncilipınar Parkı. Akşam saatlerinde Forum Çamlık alışveriş merkezine gittim. Bildiğin AVM. Yemeğimi burada yedim. Neden: Çünkü Kurban Bayramının 2. günü ve merkezdeki bütün dükkalar kapalı. Bırakın Denizli yöresel yemeklerini, normal bir cafe veya fast food yeri bile yok.

Garajdan bindiğim minibüsler sayesinde kısa sürede Laodicia'dayım. Yeni tanıştığım Yunan arkadaş ile bir güssel gezdim. Harika fotoğraflar çekildim. Burası gayet geniş alana yayılmış bir antik kent. Gezmesi hele hele fotoğraf çekmesi çok eğlenceli, rahat rahat 2 saatimi burada harcadıktan sonra Pamukkale ye gittim. Minibüsten indiğimde beni bir Japon lokantası karşıladı. Fiyatları makul görünce siparişimi verdim. Lakin oranın halkından olduğu pek belli abla istediğim Japanese curry içinde domuz olduğunu bana başta değil son anda söyledi. Haliyle yemedim lakin kendi hataları olmasına rağmen benden yemeğin yarı fiyatını aldılar. Elbette bu hoşuma gitmedi. 

Pamukkale travertenleri, her insanın yaşaması gereken bir tecrübeymiş meğer. Beyaz taşlar üzerinde eğlene eğlene 1 saat kadar yürüyerek tepeye çıktım. Etrafta oynayan çocukları, eğlenen turistleri izlemek keyifliydi. Ayakkabıları çıkartarak yürümek zorunda olduğumuz yerde, ilginç bir şekilde bebek arabalı bir çift gördüm. Ayakkabı ile basılmayan zeminde bebek arabası nasıl dolaştırılıyor ilginççç... Tepede Hierapolis antik kenti kalıntıları vardı. Müzeyi, büyük antik tiyatroyu gezdim. Güneşin batışını izleye izleye, beyaz taşlara çıplak ayakla basa basa tekrar aşağı indim. Çok kibar bir adamın işlettiği restorantta yemeğimi yedim. Yemek lezzetli, ortamda temiz olunca Çetin Ünal Restaurantı sizlere de tavsiye ederim.

Otobüsle Çamlık parkına vardım. Sabahın erken saatleri olmasına rağmen kurban bayramı nedeniylemidir nedir insanlar mangala başlamıştı bile. Gayet büyük ve ağaç dolu parkta yürümeye başladım. Mini hayvanatbahşesi ve arasıra uzun uzun öten denizli horuzu çok eğlenceliydi. Parkta sinek olmaması çok hoşuma gitti. Keza japonya parkları bile sivrisinek kaynıyordu. Çıkışta dondurmalı irmik helvası yedim. Tadı harikaydı. sonrasında Çınar civarındaki denizli sokaklarını gezmeye başladım. geniş balkonlar ve güneşi engellemesi için balkonlara gerilmiş çarşaf görünümlü perdeler... Geniş hafif eğimli ve yeşilli bol denizli sokakları... güssel bir geziydi.

Babadağlılar işhanı dıştan ilginç görünmese de içi harika bir yermiş. Kıvrım kıvrım merdivenlerinden yukarı kadar çıktım. Havlu, nevresim türü şeyler satan eğlenceli dükkanları geze geze ve beğendiğim şeyleri ala ala aşağı indim. Alışveriş yaptığım dükkan çalışanıi çok yardımsever ve kibar bir beydi. Memnun kaldığım için hemen tavsiye ediyorumm :-)
Nazar Tekstil (Necip Peynir-Sezgin Turgut)
Adres: Babadağlılar İşhanı Denizli (4. katta yalnış hatırlamıyorsam.)

Sonraki durağım Bayramyeri oldu. Standart görünümlü meydanı geçip kaleiçine vardım. Bayramın 4. günü olduğu için içi kalabalık değildi. çıkışında nihayet yöresel Denizli kebabı yiyebileceğim biryer buldum. Tadı harika ve harikaydı. En son bu kadar başarılı bir eti Tire'de kuyu kebabı olarak yemiştim. Bu arada bu kebap elle yeniyormuş. Kesinlikle tavsiye ederim.
Altın Kebap (Ali Altın)
Adres: Eski Sarayköy cad. No: 32 Denizli (kaleiçi 4 çeşme girişi)

Merkezi ve Pamukkale'yi gördükten sonra genel olarak Denizli ilini sevdiğimi söyleyebilirim. Yolların, kaldırımların genişliği, temizliği ve yeşilliği harikaydı. Artı olarak hafif eğimli yollar, terletmeyen hava başarılı. Yöresel olarak sadece Denizli kebabı yiyebildim ve tadına bayıldım. Şehirdeki yiyecek fiyatlar ise gayet makul. 

Karşılaştığım insanlara gelince, maalesef eksi puan. Hayatında ilk defa -İstanbul hariç- bu kadar üçkağıtcı ve yardım etmeyi sevmeyen esnafı bir arada görüyorum. (ps: Türkiyenin 27 ilini gezdim.) Karşılaştığım bazı şeyleri aşağıda paylaşıcam ki, yolunuz düşerse dikkat edin.

_ Önündeki masalar gayet kalabalık olduğu hale, öğleden sonra vakitlerde, helva yediğim Hacı Şerif'in kasasındaki çocuk, ben ücreti ödedikten sonra "50 tl bozabilir misiniz?" diye sorduğumda, var mı yok mu diye kontrol bile etmeden hayır dedi. Terbiyesiz! 
_ Çamlık parkından bindiğim minibüs Çınar meydanından geçiyor mu soruma evet dedi. Ama beni öyle abuk bir yerde indirdiki yarım saate yakın yürümek zorunda kaldım. 
_ Otele gelince; bookingten fiyatı uygun olduğu için erken rezervasyon yaptırmıştım. Ama adam ödeme yapacağım zaman döviz artı diyerek benden 20 tl fazla aldı. Hiç yakıştıramadım. 
_ Pamukkale deki lokantada kadın bana "İstanbuldan mı geldiniz, Japonyada mı yaşadınız, rehber misiniz" gibi saçma salak soruları sorup, esas major soruyu, yani "domuz eti yiyor musun"-u atladı, bir de gelen yemeği yemediğim halde benden yarı fiyatını aldı.  

Bunlara benzer irili ufaklı başka şeylerde oldu. Artı olarak daha ilk günden başlayarak bazıları yanıma gelip çay içelim mi, saatin kaç gibi yılışıklıklar yaptı. Üzerimde gayet spor kıyafetler varken, saç baş dökülüyorken, yaşım 30 ları aşmışken ve gündüz vakti yolda yürüyoken arabaların durması, laf atılması hiçççç hoşuma gitmedi. (ps: gayet bakımlı ve gençken laf atılsın demek istemiyorum, ama hani ben kendime aynada bile bakmıyoken milletin saçma salak yılışıklıkları cidden şaşırttı yani). İstanbul'dan gelmiş biri olarak YUHH! demeden geçemicem.. Özetle olumsuzluk yaşadığım kişilerin gelen turistler nedeniyle maalesef kafalarının karıştığını düşünüyor, zamanla daha medeni bir hal alacaklarını umuyorum...

Bu arada karşılaştığım kibar ve yardımsever kişilerin hakkını vermek isterim. Bunlardan birisi Pamukkaledeki Ünal restorant, kebab ve karnıyarık gibi ev yemekleri bulunuyor. Diğeri Babadağlılar da alışveriş yaptığım yerin sahibi ve son olarak parmaklarımla birlikte Denizli Kebabı yediğim yer. Bu mekanlara mutlaka bir daha yolum düşecektir; diye umuyorums ve tavsiye ediyorums.

_ Işıklandırılmış parkları severim. Ama Çamlık akşam saatlerinde fazla tenha olur derim. Dikkat!
_ Sokak ve cadde başlarında isim yazmıyor, hangi yolda olduğumu hep birilerine sormak zorunda kaldım. Bu sadece Denizli de değil Türkiye'nin bir çok yerindeki genel sorun.
_ Mahalle başlarında bla bla mahallesine hoşgeldiniz yazması ise başarılı.
_ Her evden Türk bayrağı salınıyordu. Çok hoşuma gitti.
_ Sigara içen sayısı çok fazla. Göze batacak kadar fazla.