Salı, Temmuz 19, 2016

Fukuoka

19 Temmuz 2016 Salı

boss kahvemi içtikten sonra önce otelimin dibindeki Kushida jinja yı gördüm. 15 temmuz günü Fukuoka da gerçekleşen yarış tadındaki festival işte bu jinja dan başlıyor. Ek olarak içinde küçük bir inari jinja var. Yani mini mini tilkilerin koruduğu canlı kavuniçi bir sürü kapılar... jinjanın içindeki 3 adet leylek midir nedir heykeli ilgimi çekti. ek olarak inek ve at heykelleri de var. ana giriş kapısının tepesinde ise çin takvimindeki hayvaları gösteren renkli bir resim var. ps: festivalden kalma kocaman rengarenk bir float hala duruyor.

sonraki durağım Shofukuji tera. burası da budizmin zen kolu için önemli bir tera imiş. kapalı olduğu için geniş ve güssel bahçesini gezdim. güneşten bunalıp gölgelerde dinlenmeye çekilmiş kedileri izledim.

sonraki durağım bahçesinde kaplumbağa ile tavşanın arkadaş arkadaş oturdukları Nyuho-zenji tera nın bahçesi. Burayı rastlantı sonucu bulup gezdim.

Tochoji tera, five pagodası ile şık görünüyor. merdivenlere oturup bunun resmini çizen tatlı kız ise ayrıca ilgimi çekti. Çok tatlı bir kızdı.

sonra metroya atlayıp ohori koen e  gittim. çevresi 2 km kadar olan geniş bir pondun etrafında yürümeye başladım. güneşlenen bir kaplumbağanın fotoğrafını çektim. pondun ortasındaki köprüden çektim. çevrede biri bembeyaz çeşitli renklerde leylekmidir nedir onlardan vardı. ayrıca bir sürü de ördek. pond çevresinde oturmak için bulunan banklar harici 3 yol var. yürüme yolu, jogging yolu ve bisiklet yolu. kimsede çekirdek yiyip yerlere atmamış mesela. özenmemek elde değil.

sonra fukuoka castle ruins leri aramaya koyuldum. main base i buldum. ama kalıntılar bildiğin taşlar. açıkcası hem yorgunum hem de ilgimi çeken bir şey yok. tekrar metroya atladım. amacım fukuoka tower. lakin angut nishijin metro çıkışı beni 7 nolu çıkışa yönlendirdiği için kayboldum. siz 1 den çıkın yani. neyse kfc yiyerek kendime geldim. sonra staff a tarif sordum. "can you speak english" sorusuna "ye"s dediğim çocuk bana "coooollll" diye karşılık veriyor.. hhahahahahaha ilahi !
tower a çıkmak istemedim. gündüz vakti Fukuoka görüntüsü ne kadar ilgi çekici olabilir ki. hemen yan taraftaki tnc binasında bulunan robosquare i ziyaret ettim. minik odada toplasan 10 robot var. ama herbiri birbirinden eğlenceli. hello kitty olana japonca sorularımı sordum o da bana cevap verdi mesela. çocukların ders çalışmalarına yardımcı olması için bir şey yapmışlar. hastası oldum. o el kol hareketleri o kafa sallamalar. japonlar cidden aşmış demek istiyorums. kafasını okşayınca sevinen, burnuna dokununda kızan tatlış foku da unutmamak lazım . çıkışta hawks ların baseboll stadyumuna kadar yürüdür. dev hilton otelinin hemen yanında. şans bu ya, o gün de maç varmış. yaşlı çiftler, genç sevgililer, aileler, toplanmış kızlar kadınlar, çocuklar herkes mavi formaları giymiş gelmiş. ortam çok hoşuma gitti. aslında bu maç için ta tokyo da iken bilet bakmıştım ama kalmamıştı.

sonrasında otele dönüp biraz dinlendim. akabinde canal city starbucks undan soya sütlü kahvemi içerken yeni arkadaşımla buluştum. hızlıca arabasına binip bir taraflara yetişmeye çalıştık. meğer fukuoka da sunset br başka güssel olurmuş ve arkadaşımın derdi bunu bana izletmekmiş. cidden harikaydı. mor, açık mavi, pembe renklerin hakim olduğu bir tablo gibi. daha ortamda yağmur olmamasına rağmen koca bir de gökkuşağıda vardı.

sonra araba ile biraz gezindikten sonra yakitori lokantasına girdik. burada da birbirinden ilginç tatlar deneme fırsatı buldum. edamame nasıl yenir inceliklerini öğrendim :-) mayo+patates, soya fasulyeli tatlı yosun, hakata ya özgü ilginç tadı olan başka bir yosun daha(Okyuto), ızgara balık(Yaki Shio Saba), ızgara mantar, yumurtaları olan küçük ilginç bir balık daha.... güsseldi. teşekkür ederims: -)

ps: bir de omotenashi nedir onu öğrendim. güssel bir şeymiş.



Hiç yorum yok: