Cuma, Temmuz 15, 2016

Kyoto, Gion Corner, Matsuri

15 Temmuz 2016 Cuma

bugün gion corner da ki geleneksel japon sanatlarından bazılarının sunumunun yapıldığı bir etkinliğe katıldım. bunlardan maiko dance gösterisine resmen aşık oldum. dans eden kız o kadar güssel o kadar mükemmeldi ki anlatamam. her hareketi incelikliydi. özel çalışılmıştı. bakışlar, neredeyse göz kırpmalar bile çalışılmıştı. hayatımda bu kadar etkilendiğim başka ne vardı şuan hatırlamıyorum.

öhöm sırayla gidelim.
şimdiye kadar o kadar yorulmuşumki, tatlı futonda deli gibi uyumuşum. kadın, temizlik için odaya girildiğinde anca kalkabildim. bu arada saat 10-15 arası temizlik zamanı ve ryokanda olmaman gerekiyor. hemen özür dileyip şimşek hızıyla hazırlanıp çıktım. mc e gidip güssel kahvemi içtim. 100 yen kahveme karşılık çık bir cocacola bardağı verdiler. mc  de beni seviyor anlaşılan :-)  sonra kyoto station ın tepesine çıkıp günlük planımı yaptım.

bu arada yanıma hindistanlı olması muhtemel bir çocuk gelip konuşmaya çalıştı. önce suratına bakıp ne yapsam diye düşündüm. sonra ingilizce bilmiyorum diye yalan söyledim. ama salağın gitmeye niyeti yoktu. ben suratına bile bakmadan haritalarımı karıştırırken konuşmaya devam ediyordu. sonra bana biraz daha yaklaşınca ben sorry sorry diye yüksek sesle cırladım. hemen ayağa kalkıp gitti. bir dahakine daha baştan I wanna be alone, is it okay?!!! dicemm -)

yaptığım planlarımı uygulamak üzere ilk durağım olan Shoseien Garden a gittim. giriş ücretliydi. vazgeçtim. sonra birden aklımda bir ışık yandı. yahu ben buraları daha önceki ziyaretimde gezmiştim. ayrıca şuan görevli değilim tatildeyim. ruhum ne istiyorsa oraya uçarım diyerek planlarımı yaktım ve yodabashi camera binasına girdim. OMG! aşık oldum. burada ne ararsan var. hemide capon style. mobilya, güsselik malzemeleri, giyip, elektronik, mutfak aletleri, anime, hobi... gez gez bitmez. keza bitiremedim. güsselik malzemeleri satan yerden birşeyler aldım. sonrada dayamadım silver bir küpe aldım. ps: burada başka bir küpe daha görüp aşık oldum ama çok pahalı... dayanamayıp bütün parayı  burada bitirecektim. ama Fukuoka da yodabashi olduğunu öğrendim. evet, iradeli olucam, NİİİHAHHAHAHA bütün parayı orda bitiricemmmmm...

otele dönüp biraz takıldıktan sonra gion cornera gittim.
önce iki kadın koto çalarken gerçekleşen chado (tea ceremony) ve kado (flower arrangement) izledim. bu arada yan tarafıma türkler geldi. çocuk diğerine bağrıyodu. "abi izin vermesine, milletin geçmesine" hahah heryerde kendimizi belli ediyoruz cidden. sonra ilginç bir müzik eşliğinde maskeli birisi dans etti. bu sanatın adı da gagaku imiş. akabinde kyogen izledik. 3 kişi komik bir fıkrayı seslendirip canlandırdılar. sonrasında kyomai isimli maika dansı çıktı. yukarda bahsettiğim gibi. yok böyle birşey.  son olarak ta bunraku şov izledik. bu etkinliği düzenleyenlere milyar kere teşekkür ederim. kesinlile kyotoya her gelişimde katılıyor olucam.

sırada gion matsurinin yemek olayı. dünya kadar şey yedim. bazılarının adını bilyorum bazılarının bilmiyorum. herşey harikaydı lezzetliydi. sokaklar deli kalabalıktı. yukatalı insanlar, yaşlılar çocuklar çiftler, gion matsuriyi yaşamadan kimse jaonyayı tam görmüş olmaz bence. harikaydı. umarım bir daha gelişim yine matsuriye denk düşer.

sonra otele gelip bayıldım tabiii. :-)

yediklerimden veya gördüklerimden bazılarının isimleri:
Baby Castella: arkadaşımın demesine göre portekizlilerden japonlara geçmiş bir tat: pek sevmedim.
Kakigori: pek sevmedim.
Tamago Senbei (Egg On A Cracker), soba and Japanese mayo!: sevdim.
Takoyaki: sevdim.
Ikayaki: pek sevmedim.