Cuma, Aralık 16, 2016

Tiyatro: Eğer Bu Bir Film Olsaydı

1992 Yugoslavyası... Bosna Hersek bağımsızlığını ilan etmiş... Saraybosna kuşatma altında... Evde takılan baba, anne, oğul ve bir akraba gündelik hayatlarını ve dialoglarını beni esneterek, artı boğarak devam ettirmektedirler. Ziriç ailesinin büyük oğlu Alaaddin ise oyun boyunca hep dışardadır.

Hiç sevmedim. Dialoglar çok çok saçmaydı. Küfürlü konuşmaya gülüp, espiri gibi satmaya çalışmaları acayip baneldi. Ortam sürekli gergin, aynı ev içinde birbirine laf çakan, hakaretler eden, sinirli sinirli konuşan tipler. İzlerken içim daraldı, bunaldım resmen. Gelen askeri küçümseyici tavırlar ise cidden komikti. Bilinçli tüketici satmaya çalıştığınızı yemez beyler. Birden karşısındakini aşağılamaya başlayıp kültürel anlamda burjuva gibi takılan tiplerin, oyunun başından beri ağızlarından çıkan cümlelere bir bakın! Gerizekalılara yakışır cinsten! Haaa, isteğiniz gayet yapıcı olmayan bir şekilde başkasını aşağılamak iken, incille ilgili tatlı -ama oyun içinde gayet gereksiz- sözleriniz beni pek bir güldürdü. Özetle zaten oyunu ben değil bir arkadaşım seçmişti. Sosyal etkinlik olsun diye gitmiştim. Konuyu okuduğumda tahmin ettiğim gibi, berbattı. Ah bu arada sakın çoluk çocukla gitmeyin. Psikolojisini bozarsınız yavrucakların. 

1 perde
1 saat 10 dakika
Yazan : ALMİR İMSİREVİÇ
Çeviren : BİLGE EMİN
Yöneten : BİLGE EMİN